Milliyet yazarlarından Cemal Ersen'in köşe yazısı

Lig bitti, futbolda başkanlık seçimi için geri sayım başladı.

Haziran ayının ortasında yeni yönetim belirlenecek. Türkiye Futbol Federasyonu’nun özerk olduğu günden bu yana genel kurulları takip ederim. Seçim demek; birden fazla adayın yarışması, dolayısıyla delegelere plan-projeler sunması ve demokratik hakların sandıkta kullanılması demek.

Şimdilerde ortalık sütliman. Mevcut başkan Servet Yardımcı’dan hamle yok, beklemede... Bir süre önce adı medyada gündeme gelmesine rağmen sessizliğini koruyan Gaziantep eski Başkanı Mehmet Büyükekşi, aday olacağının sinyalini verdi. Futbolla ilişkisi bu düzeyde olsa da iş insanı kimliği ile önemli görevleri var.

İki gün önce TFF Başkanlığı için nabız yoklamaya başlayan Büyükekşi’nin açıklaması dikkatimi çekti; “Her kulüp başkanının düşüncelerine fevkalade önem vermem sebebiyle önce Süper Lig kulüp başkanlarıyla istişare etmek, onların fikir ve görüşlerini, talep ve önerilerini dinlemek için randevu talep ettim. Daha sonra da 1’inci, 2’inci ve 3’üncü lig kulüp başkanlarıyla görüşmek istiyorum. Bu görüşmelerin sonunda adaylığımı resmiyete kavuşturmayı planlıyorum.”

Son derece nazik ve zekice bir adım. TFF genel kurul yapısını büyük ölçüde kulüpler oluştursa da unutulmaması gereken, futbolun diğer paydaşlarının varlığı ve etkinliği.

Kim bunlar? Genel kurulda temsil hakkı olan hakem, antrenör, profesyonel futbolcular dernekleri ile diğer futbol insanları.

"Beşiktaş uzun pas hastalığına tutulmuş" "Beşiktaş uzun pas hastalığına tutulmuş"

Sayın Büyükekşi bir konsorsiyum sağlamak istiyorsa, geçmişte göz ardı edilen, kimi zaman önemsenmediği için seçimlerin kaderini belirleyen bu unsurlarla mutlaka temasa geçmeli. Onların görüşlerini almalı, gerekirse yönetim kurulunda temsilcilerine yer vermeli.

Bu fikrim Büyükekşi özelinde değil. Kim aday olacaksa, sırtını sadece kulüplere dayamamalı ve barış iklimine hizmet etmelidir.

Çok zaman yitirdik. Futbolumuzun marka değeri fazlasıyla hırpalandı. Camia hiç olmadığı kadar parçalandı. İçine spor medyasını da dahil ederek söylüyorum; Türk futbolunda çıkar ilişkilerini sonlandıracak, kavgayı bitirecek, huzur, güven ve adaleti sağlayacak başkan ve yönetimlere gereksinimi var.

Cemal ERSEN / Milliyet