Milliyet yazarı Attila Gökçe'nin köşe yazısı

Dünya Kupası tarihinde görülmemiş olağanüstü sihirli, büyülü, duyguların birbirine karıştığı yüksek tansiyonlu bir finale tanık olduk.   

Bu final üç perdeli dramatik bir futbol gösterisi olarak hafızalarda yaşayacak.  Kazanana kutlu olsun.

Futbol da kazandı.Güzel oyuna selam olsun!  

Şimdi perde perde finale bakalım.  
 

1.PERDE

Rosario’da doğmuş, dünyaya açılmış, tarihte iz bırakmış üç Arjantinli.

Yirminci yüzyılın devrimcilerinden Che Guevara… Futbolun sessiz emekçisi, alçak gönüllü yıldızı Angel di Maria… Ve futbolda dünyanın en büyüklerinden biri kabul edilen, adı istatistiklerde rekorlarla kayıt altına alınmış Lionel Messi!

İşte hayranlık uyandıran başarı öyküsünün kahramanları... Che’yi uykusunda bırakıp dün geceki 2022 Dünya Kupası finaline bakalım.  

Lionel Messi, Arjantin’di dün… Arjantin de Messi’ydi.

Dünya Şampiyonu unvanıyla buluştukları Fransa karşısında liderliğini gösterdi. Aklını ve becerisini inanılmaz bir sükunet, tam bir konsantrasyonla ortaya koydu.  

Arjantin’in aklı, yüreği ve ruhuydu Lionel... Hücumu organize etti, usta dokunuşlarla hem kendi oynadı hem de arkadaşlarını oynattı. Savunmaya yardım etti. Gaddar değildi, inceden faul de yaptı.  

Bu maç bir başka Lionel’in, teknik patron Scaloni’nin de final dokunuşlarına sahne oldu… O kadar ki… Fransa’nın 19 yaşında şampiyonluk apoleti takmış yıldızı Mbappe’yi kıskaca alıp savunmanın arkasına top taşımasını orada topla buluşmasını engelledi. Savunmayı orta alanda kurup Fransa’nın topla buluştuğu anlarda baskıyla meşin yuvarlağı geri kazandı. Topa da sahip oldu oyuna da... En önemlisi Giroud’a şut şansı tanımadı, Fransa’nın büyük ustası Griezmann’a fırsat vermedi.   

Dünya Kupası’na oyuncu ve teknik direktör olarak adını yazdıran Didier Deschamps, hiç de beklemediği bu oyun karşısında Giroud, Dembele ve Griezmann’ı değiştirmekten başka bir şey yapamadı.

Finalin en büyük sürprizi emektar Angel di Maria’ydı. 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları futbol finalinde Messi ile birlikte altın madalyayı kazanmışlar dün de Dünya Kupası’nı almak üzere “kararlılık” gösterisinde buluşmuşlardı. Di Maria, Fransızların sol kanatta Mbappe’den beklediği ne varsa, aynısını ve daha fazlasını  Arjantin adına sergiledi. 23’de ceza alanına girdiğinde Dembele’nin telaşlı müdahalesiyle penaltıyı kazandı. Ortağı ve hemşehrisi Messi, Lloris’i ters köşeye yatırıp golünü attı. Sonrasında Messi’ni sol ayağını sol dışıyla 36’da attığı usta işi pasla Mac Alister’i pozisyona sokuyordu. O da soldan ceza alanına giren Di Maria’yı gördü ve 2-0 oldu.  
 

2.PERDE  

Fransa ikinci yarıya farklı bir kimlikle başladı… Belli ki Deschamps takımı hem sarsmış hem de yeni taktik değişikliklerle akışı değiştirmişti. Giroud’un çıkışından sonra santrfor kimliğine dönen Mbappe, enerjisi ve etkili ataklarıyla Arjantin’i hiç de sevmediği savunma pozisyonuna soktu. Dahası, 64’de Di Maria-Acuna değişikliği hücum etkinliğini olumsuz etkilemişti.  

80’de Otamendi’nin Muani’ye müdahalesi penaltıydı. Mbappe sahneye çıktı. Bir dakika sonra bu defa akan oyunda attı golünü…  İş uzadı…   
 

3.PERDE  

Önce Messi, sonra da penaltıdan Mbappe… Herkesin yüreği ağzında. Denklik 120 dakikada bozulmuyor.

Ve penaltı kantarı. Mbappe’nin golü, Coman’ın vuruşunda Martinez’in kurtarışı, ardından Tchuameni’nin dışarı atışı... Arjantin  kaçırmadı. Messi, DyBala, Parades ve Montiel atınca rüyalar gerçek oldu.  

Messi’nin adı şimdi “hepsi” oldu. Müzede kupalar, madalyalar ve rekorlar tamam!  
Ve günün şarkısı Don’t cry for me Argentina…

Arjantin benim için ağlama!

Attila GÖKÇE / Milliyet