Beşiktaş, geçen sezon Basketbol Süper Ligi’ne üçte üç yaparak başlamıştı.
Bu sezon ise ilk üç maçın ardından bir galibiyeti var. Anadolu Efes karşısındaki mağlubiyetin ardından Trabzonspor’u yenerek toparlanan siyah-beyazlılar, Türk Telekom deplasmanında alınan 88–63’lük sonuçla yeniden aynı soruyla karşı karşıya kaldı: Takım neden iyi oynadığı bir maçın devamını getiremiyor?
İlk üç maçın rakamları değişimi açıkça gösteriyor. Geçen sezon maç başına 92 sayı atan ve 78 sayı yiyen Beşiktaş, bu sezon 78 sayı atıp 88 sayı yiyor. Hücumda 14 sayılık düşüş, savunmada ise 10 sayılık artış var. Elbette rakipler aynı değil. Geçen yıl bu bölümde iki iç saha maçı oynanırken bu sezon iki kez deplasmana çıkıldı. Yine de fark, yalnızca fikstürle açıklanamayacak kadar dikkat çekici.
Geçen sezon Beşiktaş’ın en güçlü yanlarından biri, hücumda sorumluluğun paylaşılmasıydı. Mersin Spor karşısında Jonah Mathews 25 sayı atarken Berk Uğurlu 9 asist yapmış, Ismael Kamagate de 14 sayı ve 11 ribaundla katkı vermişti. Takım toplamda 24 asiste ulaşmıştı. Bir oyuncunun iyi gecesini, diğerlerinin katkısıyla tamamlayan bir Beşiktaş vardı.
Büyükçekmece maçı da o takımın karakterini anlatan karşılaşmalardan biriydi. Devreye 44–52 geride giren Beşiktaş, ikinci yarıyı 56–24 kazanıp maçı 100–76 bitirmişti. O gün 30 asist yapıldı, sadece 4 top kaybı yaşandı. İlk yarıda işler yolunda gitmemişti ama takım, oyunu değiştirecek karşılığı verebilmişti.
Bu, geçen sezon her şeyin doğru yapıldığı anlamına gelmiyor. Büyükçekmece’ye bir devrede 52 sayı verilmesi başlı başına bir savunma sorunuydu. Türk Telekom karşısındaki açılış maçında da serbest atışlar 5/10’da kalmıştı. Üç galibiyetin arkasında düzeltilmesi gereken noktalar vardı. Ancak Beşiktaş, eksiklerine rağmen maçın içinde kalıyor ve kazanmanın yolunu buluyordu.
Bu sezon ise hataların bedeli daha ağır oluyor. İlk üç maçtaki toplam top kaybı 28’den 45’e çıktı. Anadolu Efes karşısında 20, Türk Telekom karşısında 17 top kaybı yapıldı. Hücumların bu kadarının şut kullanamadan bitmesi, takımın ritim bulmasını da zorlaştırıyor. Üstelik her kayıp, rakibe yeni bir hücum fırsatı veriyor.
Efes maçı bu açıdan önemli. Beşiktaş, geçen sezonun açılış maçına göre hem saha içinden hem de üç sayı çizgisinin gerisinden daha yüksek yüzdeyle oynadı. Buna rağmen kazanamadı. Yani mesele yalnızca şut isabeti değil. Topu korumak, doğru hücumu bulmak ve savunmada karşılık vermek de en az şutların girmesi kadar önemli.
Trabzonspor karşısında ise bunların bir araya gelebildiğini gördük. Beşiktaş 15/30 üçlük isabeti buldu, 21 asist yaptı ve top kaybını 8’de tuttu. Nowell 16, Omoruyi 14, Anthony Brown 12 sayı attı; Berk Uğurlu ve Metecan Birsen de 11’er sayıyla katkı verdi. Takımın hücumda farklı oyunculardan verim alabildiği bir maçtı. Bu galibiyet, Beşiktaş’ın neler yapabileceğini gösterdi. Türk Telekom maçı ise o seviyeyi korumanın henüz başarılamadığını.
Asıl üzerinde durulması gereken noktalardan biri de ilk yarılar. Geçen sezon ilk üç maçın ilk yarılarında toplam 24 sayı önde olan Beşiktaş, bu sezon aynı bölümde toplam 33 sayı geride kaldı. Özellikle ikinci çeyrekler sorun yaratıyor. Geçen yıl bu çeyrekte ortalama 26,7 sayı atan ve 19 sayı yiyen takım, bu sezon 18,7 sayı atıp 27,3 sayı yiyor.
Bu tablo, ikinci çeyreklerde oyunun neden bozulduğuna daha yakından bakmayı gerektiriyor. Oyuncu değişiklikleri sırasında hücum düzeni mi kayboluyor? Sahadaki beşler savunmada yeterince dengeli mi? Rakibin baskısına karşı doğru seçenekler bulunabiliyor mu? Rakamlar sorunun büyüdüğü bölümü gösteriyor; cevabı ise maç görüntülerinde aramak gerekiyor.
Beşiktaş’ın daha kalıcı bir başarı yakalaması için öncelikle top kayıplarını azaltması şart. Baskı altında oyuncuların kime, nereye pas vereceğini daha net bildiği bir hücum düzenine ihtiyaç var. Zorlanan hücumlarda acele etmek yerine yeniden yerleşebilmek, takımın gereksiz yere top kaybetmesini önleyebilir.
Bir diğer ihtiyaç, üçlüklerin girmediği günlerde de sayı bulabilmek. Trabzonspor karşısındaki yüzde 50’lik üçlük isabeti değerli ama her maç bu oranı yakalamak mümkün değil. Pota çevresinde daha fazla tehdit oluşturmak ve serbest atış çizgisine ulaşmak, Beşiktaş’a dış şutların aksadığı akşamlarda başka bir çıkış yolu sağlayabilir.
Savunmada da maçın bir bölümünde yakalanan seviyeyi daha uzun süre korumak gerekiyor. İlk yarıda büyük farklar vermek, ikinci yarıda yapılacak hemen her hatayı daha pahalı hale getiriyor. Takımın sürekli geri dönüş aramak yerine maçın içinde kalması, hücumdaki oyuncuların üzerindeki baskıyı da azaltacaktır.
Henüz üç maç oynandı. Bu yüzden sezonun gidişatı hakkında kesin bir hüküm vermek erken. Ancak ilk işaretler ortada: Beşiktaş topu koruduğunda, katkıyı paylaştığında ve savunmada oyundan kopmadığında kazanabiliyor. Şimdi teknik ekibin önündeki mesele, Trabzonspor maçında görülen bu oyunu daha sık sahaya taşımak. Kalıcı başarı için ihtiyaç duyulan şey, iyi bir gecenin ardından aynı düzeni bir sonraki maçta da sürdürebilmek.
Batu Erda/duhuliye.com
YORUMLAR (3)
rotasyon oyuncumuz yok takım daha cok yenı ve daha bu atkıma 2 takvıye yapılacak nba den cok gec kalındı ama onemlı olan baslangıc degıl sonuc onemlı ? gecen sene ıyı basladık ama sonuc ıyı degıldı avrupada fınalde ve turkıye sampıyonlugu kaybettık
ŞUNU ANLAMIYORUM MADEN HER İKİ KULVARDA OYNAYACAK TAKIM KURULMADI Kİ BENCE ÖYLE O ZAMAN NİYE EURO LİGE ÖNEM VERİLDİ EVET AVRUPA DA BAŞARI HEPİMİZİN HAYALİ AMA RAKİPLERİ GÖRÜYORUZ YANLARINA BİLE YAKLAŞAMAYIZ FİZİK VE KALİTE OLARAKKİ BU TAKIM HOCAYIDA YER DEMEDİ DEME MEMATİ
Konusmamak en iyisi, kendi cemaatine laf anlatamiyorsun ki baskadina anlatasin. Nasilsa sistem skor kafalasina gore calisiyor, kazanirken de neden, nasil kazandik diye dusunmeyen adama neden kaybettigimizi soramazsun. Dusunmek bedava ama cok zor demek ki