Milliyet yazarı Attila Gökçe'nin köşe yazısı

Cüneyt Çakır, Bolu’daki hakem seminerine katıldı, ardından Ludogorets- Dinamo Zagreb, Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme grubu ilk maçını yönetti.  

Sonra ne oldu? Hiç birimizin anlamadığı, beklemediği biçimde hakemlik kariyerini noktaladığını açıkladı. Türk futbolunun tartışmasız en başarılı hakemi, UEFA Şampiyonlar Ligi ve FIFA Dünya Kupası maçlarında final yarı final turlarında görev almış “büyük usta”, TFF ile daha bir yıllık sözleşmesi varken, hakemliğinin son yılına hazırlanırken…

Nasıl olduysa oldu bu kararı aldı.   Düdüğünü duvara astı, herkese teşekkür etti ve noktayı koydu.  Bu karar, hayret ve şaşkınlık yarattı.  

Ama biraz geriye dönüp bakınca, peş peşe gelen olayları tartınca, Çakır’ın kararını üzücü de olsa, anlamaya çalıştım.  MHK’nın 8 Mart 2022 operasyonunun en önemli hedefi, FIFA kokartlı Cüneyt Çakır’dı. Aralarında aynı kokartı taşıyanların da bulunduğu 12 hakem, gerekçesi nedeni hiçbir şekilde açıklanmayan bir Ferhat Gündoğdu kararıyla sözleşmeleri iptal edilerek sezon ortasında kariyerlerinden koparıldılar. Vazoda kuruyan çiçekler misali çöpe atıldılar.  

Kuşkusuz tarih yazılırken bu kararın perde arkasını da okuyacağız. Şimdilik sabırla beklemek ve tarihe bu soru notlarını bırakmak durumundayız.   12 hakemin, kararı içselleştiremeyen, 13. Adam Mete Kalkavan’ın  kurban sunağındaki kellelerini hukuk kurtardı.  

Tahkim Kurulu, TFF MHK uygulamasını yok sayan tarihi bir karar verdi. Rezaletin kapısı aralandı onurlu bir dönüş sağlandı. Bu dönüşte MHK Başkanı Sabri Çelik’in dürüst ve sorumlu yaklaşımının da önemi vardı elbet.  

“Beşiktaş çok büyük kulüp, 3-0'dan maç vermez” “Beşiktaş çok büyük kulüp, 3-0'dan maç vermez”

Bırakma kararına gelince… Cüneyt Çakır’la konuştum. “28 yıllık büyük maceramı gurur ve başarıyla sona erdiriyorum. Ülkemin bana verdiği desteğe teşekkür ederim” dedi ama…  Bu karar, Bolu’daki hakem seminerinde açıklanamaz mıydı?

Veda eden “uzatmalı” Fırat Aydınus’a verilen plaketin bir eşi de Çakır’a verilemez miydi?  Neler oldu acaba?   

8 Mart operasyonu Tahkim kararıyla iptal edildikten sonra Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi’nin daha lig başlamadan takındığı keskin tavır, “Eskiler gitsin yeni hakemler gelsin… Yanlış yapan olursa en sert tavırla karşı koymayı da biliriz” demesi, davanın (ya da kavganın) bitmediğini mi gösteriyordu? 12 hakem ve diğerlerinin arasındaki kopukluk ve çatışma, yeni federasyonda da yaranın kapanmadığı kanısı mı uyandırmıştı.

Aldığı her kararı çabucak ilan eden, hayata geçiren Mehmet Büyükekşi başkanlığındaki TFF, Çakır’a son bir dokunuşta mı (!) bulunmuştu? Bu soruların devamı da olacaktır.

Cüneyt Çakır, Katar’daki 2022 Dünya Kupası finallerinde görev alamayarak kuşkusuz büyük hayal kırıklığı yaşadı.

Geçen hafta konuşmamızda, “Bu olaydan ben değil, fazlasıyla ülkem, halkım ve Türk futbolu zarar gördü. Ben elimden geleni yaptım. Fazlası maalesef mümkün olmadı!” dedi. Haksız mı?

Dünya futbol tarihinde üç Dünya Kupası’nda düdük çalan ilk hakem olarak yaşayacağı gururdan hepimize büyük övünç payı düşecekti. Çaldılar.  Çakır, TFF 1. Lig ve alt yapılarda Türk hakemlerine eğitim verecek. UEFA’da da konferanslar verdiğine göre, yolu açık demektir.  Keşke hakem eğitimi değil de “yöneticilik” dersleri de verseydi.   Hakkını helal et Cüneyt!

Attila GÖKÇE / Milliyet