Fatih Doğan, Sabah gazetesinde Beşiktaş'taki son gelişmeleri değerlendirdi

1- Beşiktaş'ta neler oluyor. Martta seçim olacağı söylentisi doğru mu?
 

Beşiktaş'ta 'Bekle, yaşa, gör, süreci' var diyebiliriz. Divan Kurulu toplantısında yükselen tansiyon, "Seçimin habercisi" demek doğru değil ancak bunu olası bir olağanüstü kongre ya da olağan kongre için şimdiden fotoğraf verme süreci olarak adlandırabiliriz. Bir sonraki genel kurulda çok adaylı ve sesli bir süreç yaşanacak. Müstakbel adaylardan ikisi Tevfik Yamantürk ve Hasan Arat olarak netleşti. Ali Gültiken gibi yeni isimler görebiliriz. Çebi yönetiminde görev almış ya da almakta olan isimlerin bir sonraki kongrede zamana ve pozisyona göre çıkması da beni şaşırtmaz. Ama mart ayında bir kongre havası görmüyorum. Çebi'nin TFF başkanlık süreci oluşması halinde bir ihtimal haziranda olabilir.

2- Neden Çebi'ye karşı bayrak açıldı. Divan başkanının amacı nedir?
 

Divan Başkanı Tevfik Yamantürk'ün Çebi sonrası süreçte yönetim ve başkanlık adına pozisyon alma düşüncesi resmen açıklanmasa da biliniyor, konuşuluyor. Ben bu tür dönemlerde sert eleştirileri çok sağlıklı bulan birisi değilim ancak Yamantürk'ün çıkışındaki bu yükselişin arkasında sadece adaylık meselesi değil, ilişki yönetimi sorunu da olduğunu düşünüyorum. Divan başkanının diyalog ve ilişki çağrılarına başkan düzeyinde cevap verilmemesini ve muhatap alınmamasını, bu gerilimi tırmandıran bir neden olarak görüyorum. Sayın Çebi ve yönetiminin sadece divanla değil, diğer bütün kurullarla en gergin dönemini yaşadığı göz önüne alınarak analiz yapılmalıdır.

3- Şenol Güneş, önlerindeki 3 maçı kayıpsız geçemezse neler yaşanır?
 

Hazırlık maçında bile ağır eleştirilerin olduğu bir ortamda üç maç kaybedilirse tabii ki, hoca da eleştirilir. Hava parçalı bulutluya da dönebilir ama yine söylüyorum; değil 3 maç, 5 maç olsa bile güneş balçıklı sıvanmaz. Beşiktaş'ın sorunu çok ve bunları tespit etmiş, çözmek için çalışan ancak bunun için zamana ihtiyacı olan çok tecrübeli bir teknik direktörü var. Hiç kimse geçmişin hatalarını, büyük takım geçmişi olmayan İsmael'in eksiklerinin faturasını 3 maçta Şenol Güneş'e kesmeyi düşünmesin.

4- Sizce deneyimli hoca, Valentin Rosier ve Arthur Masuaku'yu istemiyor mu?
 

Şenol Güneş'i tanıyanlar çok iyi bilirler; hoca 'Şunu istemiyorum', 'Bunu istemiyorum' yaklaşımında hiç olmadı. O, genelde sistemleri ve başarıya götürecek oyun üzerinden futbolcuların performanslarını değerlendirir. Bu açıdan bakıldığında Beşiktaş'ın sağ ve sol bekinin oyuna katkısı bu sezon yok denecek kadar az. Rosier, Beşiktaş'ın şampiyon olduğu dönemdeki futbolundan çok uzak. Galatasaray maçında görüldüğü üzere motivasyon probleminin getirdiği hatalar yapıyor ve mental olarak tedaviye ihtiyacı var. Şenol Güneş'in Rosier'i toparlamak için yoğun çaba sarf ettiğini biliyorum. Henüz Güneş, Rosier'den vazgeçmiş değil ama onu zorlayacak, rekabet edecek bir oyuncunun alınmasına da sıcak bakıldığı gerçek. Masuaku başka bir hikâye. Geldiği günden bu yana bir iki maç dışında şampiyon olacak bir takımın sol beki performansından çok uzaktaydı. Bana kalsa devre arası hemen gönderirim. Ancak Güneş'in, dizindeki ağrıları da dikkate alarak kararsızlık yaşadığını, daha iyisi bulunana kadar oyuncuyu kazanma yönünde hamleleri olduğunu biliyorum. Bu alternatif Caner Erkin değil. Caner, Beşiktaş'ın gündeminde yok.

5- Beşiktaş'ın şampiyonluk yarışının içinde olma şansı sizce yüzde kaç?
 

Şu anda Beşiktaş'ın hem oyun hem de kadro anlamında sıkıntıları var. Şenol Güneş'ten bu kadar sürede bunu düzeltmesini beklemek hayalcilik olur. Çünkü Beşiktaş'ın iskeleti yok ve yeniden oluşturulmaya çalışılıyor. Güneş'in istediği şekilde oyunun liderliğinin tekrar orta sahaya geçmesi ve uzun top sevdasının bırakılması için Josef'in, Gedson'un yanında eski günlerine dönmesi gerekiyor. İkinci yarıda Cenk Tosun'un, Redmond'ın ve Weghorst'un çok daha iyi maçlara imza atacağını düşünüyorum. Beşiktaş'ın şampiyonluk şansı da umutları da bitmez. Bu sezon çok ilginç bir ikinci yarı izleyeceğiz.