24.08.2026 - 09:28

Takip Et:

2026/2027 SEZONU TİYATROSU BAŞLADI!

Duhuliye.com yazarı Masis Kuyumcu'nun kaleme aldığı köşe yazısı.

Yıllardır aynı filmi izliyoruz. Oyuncular değişiyor, teknik direktörler değişiyor, federasyon yönetimleri değişiyor, hakemlerin isimleri değişiyor ama Beşiktaş söz konusu olduğunda bazı kararların standardı nedense bir türlü değişmiyor.

Biz de her sezon aynı şeyleri konuşuyoruz. Maç bitiyor, Beşiktaş camiası ayağa kalkıyor, yönetim açıklama yapıyor, taraftar isyan ediyor, birkaç gün televizyonlarda hakemler tartışılıyor ve sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Bir sonraki hafta yeni bir perde açılıyor.

Artık mesele tek bir hakemin kötü maç yönetmesi meselesi olmaktan çıktı. Asıl sorgulanması gereken, Beşiktaş’ın Türk futbolundaki gücünü neden saha dışında yeterince hissettiremediğidir.

Biz her seferinde haklılığımızı anlatmaya çalışıyoruz fakat yalnızca haklı olmak yetmiyor. Büyük kulüp gerektiğinde masada da büyük kulüp olmak zorundadır. Görünen o ki Beşiktaş camiası yıllardır futbol diplomasisi, federasyon ilişkileri, kamuoyu oluşturma ve lobi konusunda rakiplerinin çok gerisinde.

Sahada mücadele ediyoruz, saha dışında ise sürekli reaksiyon veren taraf oluyoruz.

Bu böyle devam edemez.

Alanyaspor maçında yaşananlar da yeni sezonun daha ikinci haftasında bize eski sezonlardan fazlasıyla tanıdık görüntüler sundu.

Trossard’a henüz 8. dakikada yapılan müdahale var. Eski hakemlerden Fırat Aydınus ve Deniz Ateş Bitnel bu pozisyon için kırmızı kart görüşü bildirdi. Buna rağmen ne sahadaki hakemden ne de VAR’dan gerekli müdahale geldi.

Ardından Oh’un attığı gol iptal edildi. Mevcut görüntüler üzerinden bazı eski hakemler pozisyondaki temasın golü iptal ettirecek seviyede olmadığı yönünde değerlendirmede bulundu. Aynı maç içerisinde benzer fiziksel mücadelelere farklı standart uygulanması doğal olarak insanın aklına şu soruyu getiriyor:

Kural mı değişiyor, yoksa formanın rengine göre yorum mu değişiyor?

İkinci yarıda Vlahovic’in ceza sahasında yerde kaldığı pozisyonda Beşiktaş penaltı bekledi. O pozisyon konusunda hakem yorumları farklı olabilir; zaten futbolun içerisinde yoruma açık pozisyonlar olacaktır. Benim esas itirazım tek bir pozisyona değil, 90 dakika boyunca oluşan yönetim standardına.

Bir hakem oyunun kontrolünü faullerle, kartlarla, avantajlarla, zaman yönetimiyle ve ikili mücadelelere çizdiği sınırla belirler.

Ve Beşiktaşlıların artık bıktığı şey tam olarak budur:

Aynı hareket bize yapıldığında “devam”, bizim oyuncumuz yaptığında “faul”; bizim golümüzde ince eleyip sık dokuma, rakip lehine pozisyonlarda ise oyunu akıtma hissi.

Beşiktaş yönetimi de maçtan sonra hakem Adnan Deniz Kayatepe ile VAR hakemi Bülent Birincioğlu’na açık şekilde tepki gösterdi.

Ama burada bir parantez açmak gerekiyor.

Hakem kötüydü diye Beşiktaş’ın kötülerini görmezden gelemeyiz.

Çünkü Beşiktaş’ın büyüklüğü zaten burada ortaya çıkmalıdır.

Sen Beşiktaş’sın.

Sezon sonunda şampiyonluk mücadelesinin uzağında kalması muhtemel rakiplere karşı hakemi de, kötü zemini de, sıcak havayı da, rakibin sertliğini de aşacak bir oyun ortaya koymak zorundasın.

Alanyaspor’a karşı öyle bir futbol oynayacaksın ki hakemin verebileceği yanlış kararların bile sonuca etkisi kalmayacak.

Bu seviyedeki rakiplere karşı 1-0’ı, 2-0’ı düşünmeyeceksin; oyunu rakibin boğazına çökecek şekilde oynayacaksın.

Beşiktaş’ın hedefi şampiyonluksa ölçüsü Alanyaspor olmamalıdır.

Ve bu açıdan baktığımda maçın ikinci büyük sorumlusu teknik heyettir.

VINCENZO DA OYUNCULAR KADAR FORMSUZDU

Futbolda sistem önemlidir.

Taktik önemlidir.

Formasyon önemlidir.

Ama bunların hiçbirisi sahadaki oyuncuların performansından ve teknik direktörün maçı okuyabilme yeteneğinden daha önemli değildir.

Vincenzo Italiano bu maçta bana göre oyuncuları kadar formsuzdu.

Özellikle ikinci yarıda yaptığı değişiklikler Beşiktaş’ın oyununu iyileştirmek yerine daha da bozdu.

Salih Özcan’ın devre arasında çıkarılması bana göre maçın kırılma noktalarından biridir.

Salih sahadayken orta sahada bir denge vardı. Rakibin ikinci topları toplamasını belli ölçüde engelliyor, Orkun’un daha özgür hareket etmesini sağlıyordu.

Salih çıktıktan sonra orta saha direnci ciddi şekilde düştü.

Nitekim Alanyaspor teknik direktörü de Beşiktaş’ın ikinci yarının ilk bölümünden sonra fiziksel olarak düşeceğini öngördüklerini maçtan sonra açıkça anlattı.

Rakip teknik direktör senin hangi dakikada düşeceğini hesaplıyor, sen ise o düşüşü engelleyecek hamleyi yapamıyorsan burada ciddi bir problem vardır.

Daha da garibi, gol bulmamız gereken dakikalarda yapılan bek değişiklikleriydi.

Maç 0-0 veya 1-0 giderken kenarda Semih Kılıçsoy ve Rashica gibi doğrudan hücum aksiyonuna girebilecek oyuncular bulunuyor; biz ise oyunu çevirmeye çalışırken bek değiştiriyoruz.

Elbette her değişikliğin fiziksel ve taktik gerekçesi olabilir.

Ama taraftarın baktığı yer çok basit:

Gol lazım. Golü kim atacak?

Rakibi kendi ceza sahasına gömmemiz gereken dakikalarda daha agresif, daha cesur ve daha hücumcu davranmak zorundaydık.

Beşiktaş’ın oyunu üçüncü bölgede oynaması gerekiyor.

Rakibi kendi yarı sahasına hapsettiğin zaman hem hücum oyuncularının etkinliği artar hem de savunmanın üzerine binen yük azalır.

Bugün Beşiktaş’ın problemlerinden biri hücum ile savunma arasındaki mesafenin zaman zaman fazla açılması.

Rakip bu boşluğu geçtiği anda stoperler geniş alanda yakalanıyor.

Özellikle ağır stoperlerle oynuyorsanız bu büyük risk.

DURAN TOPTA AYNI HATALARI YAPAMAZSIN

Alanyaspor’un golü kornerden geldi.

Ve artık duran toplardaki savunma anlayışımızın ciddi biçimde sorgulanması gerekiyor.

Alan savunması yapıyorsanız herkesin alanına hâkim olması gerekir. Yapamıyorsanız adam paylaşımına döneceksiniz.

Rakibin kafa vurabilecek en tehlikeli oyuncusunun ceza sahasında bu kadar rahat yükselmesine izin veremezsiniz.

Şampiyonluk isteyen takım duran toptan bu kadar ucuz gol yemez.

Alanyaspor teknik direktörü maçtan sonra duran toplar üzerine özel çalıştıklarını ve bu konuda ekibe yeni antrenör katıldığını dahi söyledi. Adamlar çalışmış, hazırlamış ve golü bulmuş. (Anadolu Ajansı)

Biz ne yaptık?

Golü yedikten sonra reaksiyon göstermeye çalıştık.

Büyük takımın refleksi bu olmamalı.

Büyük takım golü yedikten sonra uyanmaz, rakibi golü bulamayacak hale getirir.

OYUNCULARA GELİRSEK…

Emirhan Topçu benim açımdan gecenin olumlu isimlerinden biriydi. Mücadele etti, ayakta kaldı ve savunmada güven verdi.

Aynı şeyi Agbadou için söylemek zor.

Agbadou’nun fiziksel gücü var ancak hareketleri çok ağır. Özellikle geniş alanda yakalandığında çabuk forvetlere karşı sorun yaşayabileceğinin sinyallerini veriyor.

Beşiktaş önde basacaksa, savunma çizgisini orta sahaya yakın kuracaksa hızlı geri koşabilen ve geniş alan savunabilen bir stopere ihtiyaç var.

Bu nedenle transfer döneminin son bölümünde yapılacak lider stoper transferini lüks değil ihtiyaç olarak görüyorum.

Taylan kendisine verilen fırsatı iyi kullanamadı.

Genç oyunculara süre verilmesini her zaman desteklerim ancak Beşiktaş forması sadece potansiyelle taşınmaz. Forma sana geldiğinde o fırsatı kullanacaksın.

Rıdvan ise önceki maçtaki görüntüsünün oldukça uzağındaydı.

Orta sahada Salih Özcan takımın daha dengeli isimlerinden biriydi.

Ndidi ise beklentimin altında kaldı. Bu seviyede bir oyuncunun oyuna daha fazla ağırlık koyması gerekiyor.

Orkun Kökçü konusunda ise rakip hocanın planını doğru okumak lazım.

Alanyaspor, Orkun’un rahat biçimde yüzünü kaleye dönmesine ve oyunu yönlendirmesine izin vermedi. Sert temaslarla, yakın markajla ve baskıyla Orkun’un oyun kurmasını engelledi.

Orkun’u kilitlediğiniz anda Beşiktaş’ın merkezden üretimi ciddi biçimde azalıyor.

İşte Beşiktaş’ın çözmesi gereken meselelerden biri de bu.

Bir takım tek bir oyuncunun beynine bağımlı hale gelmemeli.

Rakip Orkun’u kapattığında B planımız nerede?

Kanattan mı geleceğiz?

Merkezden üçüncü adam koşusu mu yapacağız?

Uzun oynayıp ikinci top mu toplayacağız?

Bekleri mi bindireceğiz?

Bu soruların sahada net cevapları olmalı.

Kanatlara baktığımızda da tablo tatmin edici değildi.

Trossard henüz takıma tam olarak alışmış görünmüyor. Kalitesi tartışılmaz ama Beşiktaş’ın ritmine, takım arkadaşlarının koşularına ve ligdeki fiziksel oyuna alışması zaman alacak.

Cerny’de ise ciddi bir yorgunluk göze çarpıyor.

Bu oyuncuların kötü futbolcu olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine kaliteli oyuncular oldukları için onlardan beklenti yüksek.

Ancak Beşiktaş şampiyonluk hedefliyorsa kanat oyuncularından adam eksiltme, skor üretme ve kilit açma katkısı almak zorunda.

Sadece topu dolaştıran kanat oyuncusu bize yetmez.

OH KONUSUNDA DA FİKRİM NET

Oh mücadele ediyor.

Pres yapıyor.

Stoperleri rahatsız ediyor.

Koşuyor.

Rakibi yoruyor.

Bunların hepsi değerli.

Ama Beşiktaş santrforundan beklenen ilk şey nedir?

Gol.

Rakip stoperi 90 dakika yorup tabelaya etki edemiyorsan Beşiktaş’ın aradığı santrfor profiline tam olarak cevap veremezsin.

Ben Semih’in bu tip maçlarda Oh’un yerine oynadığında çok daha etkili olabileceğini düşünüyorum.

Çünkü Semih’in ceza sahası çevresindeki en önemli özelliği golü düşünmesi.

Top ayağına geldiğinde ilk düşüncesi kaleye gitmek.

Oh’ta pres gücü varsa Semih’te bitiricilik içgüdüsü var.

Vlahovic hazır hale geldiğinde santrfor konusunda seviye doğal olarak değişecektir.

Ancak burada başka bir tehlike ortaya çıkıyor:

Vlahovic dinlendiğinde ne olacak?

Sakatlandığında?

Cezalı olduğunda?

Sezon 34 maçlık bir maraton. Avrupa, kupa ve lig birlikte düşünüldüğünde bir futbolcunun bütün sezonu tek başına götürmesi mümkün değil.

Dolayısıyla yalnızca ilk 11 değil, kulübe kalitesi de şampiyonluk seviyesinde olmak zorunda.

TRANSFER İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR

Transfer döneminin sonuna geliyoruz.

Ve bana göre Alanyaspor maçı yönetime çok açık bir mesaj verdi:

Bu kadro henüz tamamlanmadı.

Bir lider stoper gerekiyor.

Skora doğrudan etki edecek, bire birde rakibini geçebilecek, 10-15 gol katkısına yaklaşabilecek bir kanat gerekiyor.

Orkun’un kilitlendiği maçlarda orta sahaya farklı bir çözüm üretecek alternatif gerekiyor.

Ve hücum rotasyonunun yalnızca Vlahovic’in sırtına yüklenmemesi gerekiyor.

Şampiyonluk kadrosu 11 kaliteli oyuncudan oluşmaz.

16-17 tane birbirine yakın seviyede oyuncudan oluşur.

Bugün Salih’i çıkarınca takımın dengesi bozuluyorsa orada problem vardır.

Bir kanat yorulduğunda yerine giren oyuncu aynı tehdidi oluşturamıyorsa problem vardır.

Stoperlerden biri formsuz olduğunda bütün savunmanın dengesi değişiyorsa problem vardır.

Biz sezon başındaki galibiyetlerle biraz erken havaya girdik.

Avrupa’da üst üste kazanmak, ligde Eyüpspor’u yenmek güzeldi. Ama Alanya deplasmanı bize önemli bir tokat vurdu.

Belki de zamanında gelen bir tokat.

Çünkü daha transfer dönemi kapanmadı.

Eksikleri görüp müdahale etme şansımız var.

SON SÖZÜM HAKEME DE, YÖNETİME DE, HOCAYA DA, FUTBOLCUYA DA…

Hakem kötü yönetti diye kötü oyunumuzu unutmayacağız.

Kötü oynadık diye hakem kararlarına susmayacağız.

İkisini birbirine karıştırmayacağız.

Beşiktaş’ın hakkını kim yerse karşısında Beşiktaş camiasını bulmalı.

Ama Beşiktaş formasını giyen oyuncu da, kenarda bu takımı yöneten teknik direktör de, masada bu kulübü temsil eden yönetici de bu armanın büyüklüğünün gereğini yapmak zorunda.

Yönetim saha dışında Beşiktaş’ın hakkını koruyacak.

Hoca saha içinde maçı okuyacak.

Futbolcu formasının ağırlığını taşıyacak.

Taraftar da sonuna kadar takımının arkasında duracak.

Biz kimseden imtiyaz istemiyoruz.

Rakiplerimize ne uygulanıyorsa bize de o uygulansın.

Ne fazla, ne eksik.

Ama artık her sezon aynı filmi seyretmekten bıktık.

VAR var ama Beşiktaş için yokmuş gibi davranılan futbol düzeninden bıktık.

Aynı tip pozisyonların farklı yorumlanmasından bıktık.

Maç bittikten sonra “hakem hata yaptı” denilip bir sonraki haftaya geçilmesinden bıktık.

Türk futbolu gerçekten ilerlemek istiyorsa önce adalet duygusunu tesis etmek zorunda.

Çünkü güvenin olmadığı yerde marka değeri olmaz.

Adaletin olmadığı yerde rekabet olmaz.

Rekabetin olmadığı yerde de futbol gelişmez.

Fakat bütün bunların yanında kendimize de aynayı tutacağız.

Beşiktaş şampiyon olacaksa Alanyaspor deplasmanından hakemi konuşarak değil, rakibini ezerek çıkmalı.

Bu mağlubiyet dünyanın sonu değil.

Lig uzun.

Hatta belki de sezonun daha ikinci haftasında gelmesi bizim için bir fırsat.

Eksikler gözümüzün önünde.

Bu hafta yapılacak iki-üç nokta transferle takımın kimliği tamamen değişebilir.

Ama ders çıkarmazsak, “nasıl olsa daha sezonun başı” diyerek sorunların üzerini örtersek birkaç ay sonra bugün konuştuğumuz her şeyi tekrar konuşuruz.

Ben bu filmi bir daha izlemek istemiyorum.

Tiyatro daha ikinci haftadan başladıysa Beşiktaş’ın yapması gereken sahneden çekilmek değil;

oyunu bozmak, masayı devirmek değil ama masada ağırlığını koymak ve sahada herkese cevabı futboluyla vermektir.

Çünkü bu camianın bahaneye değil, adalete, kaliteye, cesarete ve şampiyonluğa ihtiyacı var.

Beşiktaş’ın büyüklüğü kimsenin vereceği karara bağlı değildir.
Ama Beşiktaş’ın hakkını da artık kimse bu kadar kolay yiyememelidir.
Masis Kuyumcu 
Duhuliye.com 

www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026

YORUMLAR (10)

ruzgarneo
24.08.2026 - 09:54

Her şeyden önce daha hiçbir şey başlamadan fikstür şaibeli. Rakipler sıcak ve soğuğa gitmiyor. Avrupa'daki maçlardan dönüşlerin deplasmana gitmiyor.

Yanıtla Beğenme (0)
DİĞREN
24.08.2026 - 09:53

GS güle oynaya şampiyon olur..

Yanıtla Beğenme (0)
Dnç
24.08.2026 - 09:48

Sen bırak bu tür şeyleri kendi oyununa bak. Geçen senenin kopyası. Sen ezici oyununu devam ettirirsen hakem,komplo,tezgah… hepsi yıkılır karşında. Biraz dişli takım çıkınca gerçekler gün yüzüne çıkmış oldu. Şimdi konuşma sırası yönetimde adam gibi futbolcular alın şu takıma!!!! Sol bek-sağ kanat-stoper ve orta sahaya oyun kurucu

Yanıtla Beğenme (0)
12
24.08.2026 - 09:44

orkun dün akşam bende beğenmedim. ndidi, cerny, taylan bunların takımın en kötüleriydi.

Yanıtla Beğenme (0)
Stankoviç
24.08.2026 - 09:42

Bana göre suç Hoca da rotasyon yapmamalıydı

Yanıtla Beğenme (0)
Arsa1903
24.08.2026 - 09:41

Hakemi tek yenebilirsin, tff yi de tek yenebilirsin, sıcak havayı da tek yenebilirsin... üçünü bir arada real madrid olsan yenemezsin...

Yanıtla Beğenme (0)
Kartal
24.08.2026 - 09:40

Tiyatrosu da tiyatrocusu da yerin dibine girsin. Hala moralim bozuk.

Yanıtla Beğenme (0)
EBRU
24.08.2026 - 09:39

HAKEM DSİYİP GEÇERSEK HATA EDERİZ. SAÇMA SAPAN ROTASYON YAPTIK ÜRETEMİYORUZ. CERNY TAYLAN NDIDI KÖTÜ ORKUN VASAT. BİDE SALİHİ ÇIKARIYORSUN SONUÇ BU. OHTA KÖTÜ

Yanıtla Beğenme (0)
İşin doğrusu
24.08.2026 - 09:38

Eskiden hakemler Ligin 2. devresinde Beşiktaş'ı doğrarlardı ama şimdi taktik değiştirdiler ve Ligin başında doğramaya başladılar. Amaç her zaman olduğu gibi Kasım ayında havlu attırmak. Ama Beşiktaş bu sefer bu oyunu bozacaktır

Yanıtla Beğenme (0)
Rui
24.08.2026 - 09:32

Dunku hakem rezaletinden bagimsiz olarak Orkunun performansini yukseltmesi gerekiyor şu an bence %50 bile oynamiyor

Yanıtla Beğenme (1)