Futbol

6 dakika…

Spor yorumcusu Bülent Bilirgen'in duhuliye.com için kaleme aldığı köşe yazısı..

Pazar gecesinden beri geçmek bilmedi, bitmedi o 6 dakika. Yeni yeni toparlanıp düşünebiliyorum desem yalan olmaz. Sistemin piyonu bir adam, oraya gelmiş binlerce kişi ve TV başındaki belki milyonlarla açık açık alay etti. Sadece bir pozisyon için VAR başında geçirdiği vakit kadar uzattı bu kadar fazla durmuş oyunu.

Bakın, gol atarız atmayız; toplam 100 dakikada atamadık, 3-4 dakika daha olsa mı atacaktık? Bunlar başka sorular ve yorumlar. Konu o değil. Konu, camianın 7’sinden 70’ine yapılan hakaret. Adamın mesajı çok netti: “Sizi, kulübünüzü, camianızı falan tanımam kardeşim, siz kimsiniz, bakın işinize, ikileyin” dedi. Hatta hatta çok daha ağır hakaretlerle geçti bence üzerimizden de buraya yazamıyorum.

Vallahi size bilmem ama ben hâlâ o küfürleri nasıl yedim, onun şaşkınlığı içerisindeyim. Yok yeni transferlermiş, yok oyunmuş, yok hocaymış; gözümde, aklımda yok. İşin tuhaf tarafı artık camiamız tepkisiz. Kanıksamışız yapılanları. Stockholm sendromuna girmiş gibiyiz. Verilmeyen penaltılar, zorla verilen ve bir de üzerine lütuf gibi gösterilen buz gibi goller, penaltılar…

Hatta TV’deki yorumcular… Örnek vereyim, sosyal medyada önüme düştü; Reha Kapsal’ı (futbolculuğunu iyi bilirim, bu taraftar onun aklını aldı zamanında, hıncı bitmez o yüzden) dinledim: “Bu maç Alanya’nın hakkıydı, BJK haksızca 1 puan aldı.” dedi. Hem de o maçın üzerine. İşte kurt kocayınca misali…

Ama hata bizde. Sistem çocuğu sahada maytap geçerken kapalı üst “lay lay lay” da, açık ise ayrı telden çalıyor; kendi kalecisini kovalıyordu. Dostluklar, arkadaşlıklar, kardeşlikler bölünmüş: Adalıcı, Ormancı, Aratçı, Sergenci, Şenolcu diye… Alttan kayıp giden arma olmuş, kimse ne farkında ne de umrunda.

Gençler için yazayım bu satırları: Bakın, Beşiktaş’a eskiden beri hakem hataları yapılırdı, hatta hakem gol bile atardı bize. Ama bu kadar ağır hakaretlerle ezildiğimiz, ses çıkaramadığımız bir dönem olmadı. Bu onların, bunların yani sistemin çocukları çekinirdi bu taraftardan.

Bu taraftar; 70’lerde döneme özgü farklı fraksiyonlarla hüküm sürmüş, tribünlerde “Biz istemezsek kapalıya rakip giremezmiş'' o zamanlar. 80’lerde sabahlama mevzularının tek hâkimi idi maç gecelerinde; bizim jenerasyonumuz birebir şahittir. Çoğunuz da biliyorsunuz ki 90’ların, 2000’lerin (yeni stada kadar) tribün şovlarının bir numaralı adresiydi Beşiktaş taraftarı.

Yönetimler hiçbir zaman hak koruma konusunda istenildiği kadar başarılı olamasa da, taraftarının saldığı hava yeterdi sistemin köpeklerine kulübelerine kaçmaları için. Ama ne yazık ki toplumsal olaylardan sonra hukuk tehdidi de işin içine girince bu baskı grubunun sesi kapatıldı; ortalık itlerin, çakalların hâkimiyetine, sistemin emrine girdi ve son noktada evimizde, kendi stadımızda en ağır hakaretleri işitir olduk.

40 yaş üstü Beşiktaşlılar iyi biliyor ki yavaş yavaş eriyoruz, sona doğru gidiyoruz. Bu camia artık bizim bildiğimiz camia değil. Yepyeni bir Beşiktaş yaratılmak isteniyor ve düşünülen rolü, yeri belli. Türk futbolunu “2 büyük + kenar süsleri” şekline soktular. Bundan sonra biz o kenar süsü takımların şampiyonu olur muyuz, olmaz mıyız onun peşine düşeceğiz; bu devran dönmez ise.

İşte o 6 dakika sadece bir uzatma değil… “Haddini, yerini bil; otur oturduğun yere” laflarının vücut bulmuş hâliydi sanki.

Geçmiş olsun bizlere, kolay gelsin yenilere…

Bülent Bilirgen / duhuliye.com

HABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }