Vole’de konuşan Ali Ece, Beşiktaş’ın teknik direktör tercihi, taraftarla iletişimi ve Önder Özen’in kulüpte oluşturduğu yapı hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Vole’de konuşan Ali Ece, Beşiktaş’ın teknik direktör tercihi, taraftarla iletişim, oyuncu yönetimi ve Önder Özen’in kulüpte oluşturduğu yapı hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Ece, Özen’in taraftarı yalnızca bir “müşteri” olarak görmeyen yaklaşımının Beşiktaş camiasında güven oluşturduğunu söyledi.
Ece, teknik direktör tercihi ve taraftarla iletişim konusunu şu sözlerle değerlendirdi:
“Teknik direktör tercihi, taraftarla iletişim, müşteri hizmetleri gibi olmaz. Taraftarla iletişim müşteriye indirgenemez. Taraftar, taraftardır. Önder Özen’in kişiliğinde de bu karşı duruş var. İnsanlar bu yüzden de seviyor.
Şimdi bu, sağladığı hem halktan insana, yani asgari ücretle Beşiktaş maçına gelen taraftara da, o bahsettiğim profesyonel insanların zihninde uyandırdığı bir halk insanının verdiği güven var. Hiç yalan söylemedi. Daha önce görev yaptığı dönemde bir kuruş, delikli paraya tenezzül bile etmedi.
Ve bütün bunlardan sonra o dönemdeki tecrübelerini daha sonra devam ettiği futbol analistliği görevinde de iletişim diliyle insanları çok etkiledi.
Programda ne söylerse öyle yaşayan, ne yaşarsa öyle söyleyen ve ne yaşıyorsa direktörlüğü de o şekilde yapması, kafadan hanesine artı. Şeffaf bir insan olması, lafları fazla süsleyip püslemek yerine olduğu gibi, bilimsel verilerle açıklamaya çalışması, bunu yaparken soğuk bir insan olarak gözükmemesi...”
Ali Ece, Önder Özen’in geçmişteki futbolculuk deneyimleriyle profesyonel yöneticilik anlayışını bir araya getirdiğini belirterek bunun Beşiktaş’ın kültürüyle örtüştüğünü ifade etti.
“Bir de şu, futbolculuktan özellikle o dönemdeki Eskişehir’de... Önder Hoca Eskişehir’de büyüyor. Oradaki o amatör ruhla profesyonel yöneticiliği birleştirmesinin de Beşiktaş taraftarının istediği amatör ruhla profesyonel futbolculara çok uygun olduğunu düşünüyorum.
Yani dünyanın parasını alır ama son maçını oynuyormuş gibi... Hani kimin heykelini istersin? Atiba olabilecek en profesyonel oyuncu ama en de amatör ruhla oynayan oyuncu. İnsan 40 yaşında Göztepe deplasmanı, İzmir deplasmanının son 10-15 dakikasında santrafor oynar mı? Yılların defansif orta sahası ya da genel orta sahası, amatör ruh gerektirir onu.
Önder Hoca da amatör ruhla profesyonelliğin mükemmel bir sentezini şu ana kadar sergiledi.”
Önder Özen’in futbol bilgisini de öven Ece, onun iletişim konusunda da önemli bir örnek oluşturduğunu söyledi.
“Onun dışında, futboldan bu kadar anlayan hiç kimse olmadığını yıllarca söyledim. En iyi futbol yorumlayan kişinin o olduğunu ve sadece futbol yorumculuğunda değil, bizlerle aynı mesleği yapamayacak kadar kaliteli bir insan olduğunu düşünüyorum. Ya bizim iş, o işe göre çok basit. Onun daha fazla insanla profesyonel şekilde iletişim kurup ilişki kurup olayın da mükemmel bir örneğini izledik.”
Ece, oyuncu yönetimi konusunda ise özellikle performansı düşen futbolcuların yeniden kazanılmasının önemine dikkat çekti.
“O dönemlerde Masuaku birkaç maç kötü oynuyordu ve Beşiktaş yöneticilerinden bir tanesi ‘Taraftar Masuaku’ya çok haklısın’ diyor falan. Yani şimdi o oyuncu sende oynamaya devam edecek. Olaitan Beşiktaş’ta oynayacak. Ayrıca o maçta işte kaçırdığı pozisyonlar var ama daha sonra da oyuncuyla ilgili insan yönetimi... Yani bunlar milyonlar alan oyuncular.
Ama mesele motivasyon değil, disiplin. Oyuncu disiplini.
Protestoya uğrayan oyuncuya bir de gidip disiplinli şekilde yönetimler sahip çıkmazsa oyuncu dağılıp gidiyor. Cam bardak kırılıyor, bir daha birleştiremiyorsun.
Ama diğer türlü de olay, önündeki gibi daha iyisini masaya getiriyor sana. Daha da iyisini getiriyor. Bir de orada profesyonel standardı çok güzel koymuş oluyorsun. Yani evet, oyuncu bu maçta hata yapmış olabilir ama bu oyuncu çok çalışıyor ve bunları düzeltecek. ‘Bu, bu kadronun oyuncusu’ diye ancak o zaman verim alabiliyorsun.
Gerçekten de bizim yorumcuların işi çok kolay. Yani dersin ki ‘Bu oyuncu iyi değil, yenisini alın, bitti.’ Ama profesyonel yönetici olduğun zaman onun gereğini yerine getirmek için, sözleşmesi olan oyuncuda fizibiliteyi doğru yapacaksın. Yani şimdi bu oyuncuyu gömmenin bize bir faydası yok, bu oyuncuyu geri kazanmanın bir faydası var. O konuda da çok başarılı.”
Ali Ece, Önder Özen’in Beşiktaş’taki en önemli katkısının teknik direktör ve oyun anlayışında süreklilik sağlanması olduğunu savundu.
“Bence de en etkileyici işi olmasa da... Çünkü bence en etkileyici işi, yıllardır devam eden Beşiktaş’taki ideal oyun ve oyunu oynatacak teknik direktör tartışmasına son vermesi oldu.
Çünkü Beşiktaş’ın en büyük sorunu, Önder Özen’den önce çok fazla teknik direktör değiştirmesiydi. İlk kez bir sezona bu kadar tarif edilebilir bir oyunla, önceden futbol direktörünün tarif ettiği şekilde bir oyunla ve ona uygun bir teknik direktörle somut sonuçlar alarak da başlandı.”
Ece, Beşiktaş’ın uzun süredir Avrupa’da ortaya koyduğu oyun açısından Şenol Güneş dönemini hatırlatarak, Italiano ile birlikte benzer bir futbol anlayışının yeniden görülmesinin önemli olduğunu söyledi.
“Çok uzun zamandır Beşiktaş’ın en iyi... Beşiktaş en son Avrupa kupalarında Şenol Güneş zamanı iyiydi. O yüzden Şenol Güneş futbolunu geri istiyordu taraftar. Almanya doğumlu bir İtalyan hocayla bunu getirdiler.
Çünkü Şenol Hoca da Trabzon doğumlu bir Türk teknik direktördü. Ama zamanında da dünyada biliyorsun, Mourinho ve Şenol Güneş üst üste World Soccer tarafından, dünyanın en saygın dergilerinden bir tanesi, yılın teknik direktörü seçilmişti. Dünya çapında iş yapmıştı.
Açıkçası dünya çapındaki bir futbol anlayışının Süper Lig’de ve Beşiktaş’ta bünyeye bu kadar iyi gelmesi de çok hoşuma gidiyor. Çünkü Beşiktaş dünya futbolundan, Avrupa futbolundan çok kopmaya başlamıştı.
Bu açıdan da Önder Hoca’ya teşekkür ediyorum. Beşiktaş’ın yeri yani orası, önü burası. Oradan bakarsın Avrupa’yı da görürsün, Asya’yı da. Avrupa’dasın da Asya’yı da görürsün de asıl orada Avrupa’da çok büyük şeyler gösterdi Beşiktaş.
O son Şenol Güneş döneminde o oyunu tekrar geri görmek çok güzel. Midtjylland’ı elemek de az buz iş değil, onu da belirteyim.”
Önder Özen’in çalışma disiplinine de değinen Ece, futbol için gösterilen çabanın profesyonel bir zorunluluktan ziyade iç motivasyonla yapıldığına dikkat çekti.
“Amatör ruhlu profesyonel nedir biliyor musun? Önder Hoca diyor ya Italiano’yla ilgili, ‘Beni bile, benim kadar futbol seven birini bile bazen darlayacak kadar çok futbol konuşuyor.’ Yani ona daha fazla futbol için kafa patlattığı için, teknik ekip için daha fazla mesai harcadığı için daha fazla para vermiyorlar. Ekstra mesai, hadi sen iki saat daha kaldın, Nevzat Demir Tesisleri’nde ekstra mesai ödeyelim değil. Amatör ruhla yani, onu yapmak istiyor adam. Bence doğrusu da.”
Ece, sözlerinin sonunda bu yaklaşımı örneklerle açıklayarak şöyle konuştu:
“Dünyadaki başarılı olan bütün edebiyatçılar, bilim insanları... Ne anlatıyordu Sayın Sancar Nobel ödülü almadan evvel? ‘Muayenedeki laboratuvardaki bahçe hortumuyla duş alıyordum gerektiğinde’ diye. Amatör ruh odur işte.
Profesyonellik, evine gidersin, yatarsın, ertesi gün bir daha gelirsin, yalandan bir toplantı yaparsın. Bunları biliyoruz da konuşuyoruz, Kadir. Anladın? Çok gördük bizim medyada böylelerini ya.
Benim sevdiğim insan tipi Önder Hoca da öyledir.”
Duhuliye.com
www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026
YORUMLAR (5)
123 yıllık kulübün niye amatör ruhu olsun arkadaş
@S oğlum, evladım herşey para olsa, profosyonellik olsa fb 'de ali koç 8 yıl şampiyon olamadan gitmezdi demekki neymiş.... He afferin
Beşiktaş'ın son yıllardaki en önemli test maçı Alanya. Bu maçı da alırsa önü acayip açık.
Transfer döneminde profesyonel başlangıç, amatörce bitiriş. Akşamki maça bile konsantre olamıyorum.
Sunu acik ve net belirtmek istiyorum . Bizim ezeli rakiplerimizlen maddi boyutta mücadele edebilecek gücümüz yok . Biz akilli isler yapmak zorundayiz . Bır rakibimiz çok ciddi isimlerlen sadece ilgileniyor ve aliyorda . Basariyi doktrin haline getirmisler her sene üstüne koyarak gidiyorlar . Bunlara artik dur diyecek BİR DEFAYA MAHSUS HAMLE YAPMALIYIZ ARTIK . Ben rahatsiz oluyorum gerçekten .
Çok güzel bir yazı. Zaten aklın yolu birdi. Önce futbol aklı belirle, bir oyun profili belirle, buna göre teknik direktör seç ve transfer yap. Yıllarca zaman kaybedildi. Kel alaka, vizyonsuz teknik direktör seçimler, saçma sapan oyuncu transferleri . Yıllarca boşuna para harcadık, umut tükettik. Bence de buradaki kritik seçim Önder Özen. Türkiye yi bilen, efendi, dürüst, çalışkan. Önder Özen olmasa bu kadar hızlı toparlanma olmazdı. Çok şükür artık umudumuz var