Umut Öztürk:
Sergen Yalçın’ın oynattığı futbolu düşündüğümde, Beşiktaş’ın son yıllarda derinde oyun kuran oyunculara bakış açısını ve mevcut eksiklerini göz önüne aldığımda, bu transferin hiçbir noktada 10 üzerinden 10’luk bir not aldığını düşünmüyorum. Çünkü bunları teker teker açmak isterim.
Bir kere Sergen Yalçın, orta sahanın merkezinde genellikle bire bir markaj yaptığı ve bu fizikselliği orta saha oyuncusundan talep ettiği için Beşiktaş’ın mevcut düzende kullandığı Ndidi–Orkun, Kartal Kayra–Orkun veya Kartal Kayra–Ndidi gibi orta sahalar çok iyi yanıt veremiyordu.
Özellikle Beşiktaş’ın son bir ayına bakalım. Rafa Silva denklemden çıkmışken, son 2–2,5 ayda orta sahanın merkezinde Cherny veya Rashica kullanılırken; Orkun–Ndidi ya da Orkun–Kartal Kayra gibi aslında çok yumuşak orta saha merkezleri kullanıyordu Beşiktaş. Beşiktaş’ın şu anda ligde öne geçtikten sonra en fazla puan bırakan takım olması da, oyunun biraz daha savunmayı çağırdığı dakikalarda sahada yeterli personeli barındıramamasından kaynaklıydı.
Çünkü ilk golü attığınızda, skor avantajını aldığınızda içgüdüsel olarak geriye çekiliyorsunuz. Ama sahada Kartal Kayra gibi bir derin oyun kurucu varken, Orkun Kökçü gibi rakip yarı sahada hücumda fark yaratan bir oyuncuyu ve aynı zamanda Cherny gibi forvet karakterli bir oyuncuyu birlikte kurguladığınızda, bu durum özellikle merkezi savunma için problem yaratıyordu.
Bu denklemden bakınca ben, Beşiktaş’ın özellikle Ndidi varken, onun yanında oyunu rahatlatabilecek bir orta saha profili eklemesini bekliyordum. Bu şöyle de açılabilir: Ndidi şayet 6 numarada kullanılacaksa, Beşiktaş’ın bir 8 numara alması gerekiyordu. Nispeten top taşıyan, rakibe bire bir baskı yaptığında enerjisiyle fark yaratan ve top kapma sayılarıyla öne çıkan bir oyuncu…
Mesela Beşiktaş’ın transfer döneminde gündemine aldığı Yenserto Dali, bu profile uygun bir oyuncuydu. Dolayısıyla Beşiktaş bugün itibarıyla “Bizim 6 numaramız Ndidi” deyip, onun yanına bu profilde bir oyuncu ekleseydi daha mantıklı olurdu.
Çünkü Sergen Yalçın’ın başarılı olduğu Beşiktaş dönemlerine baktığımızda; orta sahanın merkezinde Josef de Souza tam bir sigortaydı. Aslında baktığınızda tam bir savunma göbeği oyuncusuydu ama aynı zamanda topu da şekillendirebiliyordu. Hem savunmacılık hem hücum başlangıcı açısından kuruculuk yapabiliyordu.
Yanında Atiba Hutchinson, ceza sahasına koşu atan bir 8 numaraydı ama aynı zamanda gezgin bir şekilde top kapabilen, savunmayı güçlendiren bir oyuncuydu. Diğer orta saha profili bir dönem Mensah oldu, daha sonra Ljajić oldu ve Beşiktaş bu şekilde şampiyon bir orta saha kurgusu yakalayabildi.
Ancak ertesi sezon Beşiktaş düşüş dönemine girdiğinde, en kritik kararlardan biri Pjanić’i tam anlamıyla sahanın merkezine oturtamamaktı. Çünkü Pjanić’i 8 numarada kullandığınızda, artık temposu düşmüş bir oyuncudan bahsediyoruz. Hatlar arasında boğuluyordu ve sırtı dönük markaj altındayken kendi oyununu oynayamıyordu.
Aslında benzer problemler Asllani için de var. Çünkü oyuncu 6 numarada topla buluştuğunda, iki stoper arasına girdiğinde ve rakip kaleyi daha geniş açıdan gördüğünde çok daha etkili oluyor. Ancak hatlar arasında topla buluştuğunda, Orkun gibi efektif olabilen bir oyuncu değil. Bu yüzden iki stoper arasındaki klasik bir 6 numara rolünün Beşiktaş’a çok büyük artı katmayacağını düşünüyorum.
Bu konuyu “Beşiktaş’ta ne yapar, sistem nasıl değişir?” kısmında ayrıca konuşabiliriz ama öncelikle Asllani’nin Beşiktaş için net bir 6 numara alternatifi olabileceğini düşünüyorum.
İkincisi de Beşiktaş’ın son dönemde derinde oyun kurabilecek çok fazla oyuncuya sahip olması. Bunların başında Al-Musrati geliyor. Topsuz oyunda en iyi ihtimalle alan savunucusu bir oyuncuydu ama Braga’da son dönemde yaşadığı sakatlıklar, oyuncunun atikliğinden ve saha içi aktifliğinden götürmüştü. Bu sezon Demir Ege de belli bir periyotta kullanıldı ancak onunla ilgili eleştiriler daha çok durağan ve statik kalması üzerinden yapıldı.
Asllani ise bu iki oyuncudan farklı olarak statik değil. Pas alabilmek için sürekli açı ve yer değiştiriyor. Bir derin oyun kurucu olmasına rağmen daha kısa boylu olduğu için çok daha aktif, çok daha çabuk ve aksiyonlarını daha hızlı tamamlayan bir oyuncu.
Bu yüzden “Yeni bir Musrati mi aldık, yine Demir Ege statikliğinde bir oyuncu mu?” düşüncesi bence gereksiz. Dolayısıyla bu açıdan baktığımda, Beşiktaş’ın orta sahadaki bir numaralı ihtiyacı belki yine bir derin oyun kurucu olabilir ama sanki daha çok ihtiyacı olan şey, iki ceza sahası arasında oynayabilecek, fizik kalitesi ve atletizmiyle öne çıkacak bir oyuncuydu.
Bu transferle Beşiktaş aslında son dönemde kurguladığı Kartal Kayra Yılmaz’ı ciddi şekilde upgrade etmiş oldu. Çünkü Beşiktaş’ın saha içi formasyonuna baktığımızda yine üçlüyle oyun kuran bir yapı görüyoruz. 6 numara iki stoperin arasına giriyor, bekler bütün koridoru kullanıyor, kenar oyuncularından biri forvete, diğeri 10 numaraya kayıyor ve üçlü savunma bu orta saha oyuncusuyla birlikte oluşuyor.
Bu açıdan Asllani, Süper Lig’de iyi oyun kurar. Oyuncunun özelliklerine baktığınızda, topsuz oyunda çok büyük artıları olmasa da, bütün artılarının toplu oyun, yani pas temelli olduğunu söyleyebiliriz.
Beşiktaş’a ne katar kısmına birazdan geleceğim ama güçlü yönlerine girmişken açalım.
Oyuncuya baktığımda dikkatimi çeken en büyük artısı çift ayak kullanımı. Herhangi bir uygulamaya veya siteye bakmadan izleyen bir futbolseverseniz, oyuncunun sağlak mı solak mı olduğu konusunda ciddi bir kararsızlık yaşayabilirsiniz. Çünkü hem sağ hem sol ayağıyla denediği aksiyonları başarıyla tamamlayabiliyor.
Bu Beşiktaş için ciddi bir artı. Aynı zamanda duran toplarda, topun konumuna göre kullandığı ayağını değiştirebiliyor. Bu, dünya futbolunda çok sık gördüğümüz bir özellik değil. Aklıma Hakan Çalhanoğlu, Perišić, Dembélé, Santi Cazorla gibi isimler geliyor. Sağdan duran topu sağ ayağıyla, soldan duran topu sol ayağıyla kullanan bir oyuncudan bahsediyoruz.
Oyuncunun artılarının büyük bölümü pas temelli. Derinde oyun kuruculuk başlığı altında uzun pasları ve tek topları kesinlikle artı hanesine yazılabilir. Özellikle Beşiktaş gibi üçlü oyun kuran ve beklerini geniş kullanan takımlarda, kanat beklerine attığı uzun paslarla hücum yönünü tek pasla değiştirebiliyor ve bunu çift ayağıyla yapabiliyor.
Tek topları da çok sık kullanıyor. Örneğin 2021–22 sezonunda Beşiktaş–Yeni Malatyaspor maçında, Pjanić’in Batshuayi’ye yaptığı o sıra dışı asist gibi pasları denemekten çekinmeyen bir oyuncu. Bu da Asllani’nin İtalya’da oynadığı dönemde rejista rolünü iyi öğrendiğini, çevre kontrolünü pas kalitesiyle birleştirdiğini gösteriyor.
Topu almadan önce en az iki kez etrafını kontrol eden, takım arkadaşlarının konumunu iyi tarayan, hem forvet bağlantısına hem savunma arkasına koşu atan oyuncuya tek pasla oynayabilen bir profil.
Özetle;
– Çift ayak kullanımı
– Uzun pas
– Tek top
– Pas kalitesi
– Hareketlilik
Asllani’yi Süper Lig ortalamasının bir tık üzerinde bir derin oyun kurucu yapıyor. Çok üst düzey bir yıldız değil ama Beşiktaş’ın mevcut yapısında kötü bir transfer değil, hatta doğru kullanılırsa iyi bir ekleme.
Duhuliye.com