24.07.2026 - 00:13

Takip Et:

Benim adım Hıdır elimden gelen budur!

Asena Özkan'ın T24'teki köşe yazısı...

Beşiktaş iki ayaklı mücadelenin ilkini kazandı ancak bunun bir de deplasmanda oynanacak rövanşı mevcut, üstüne üstlük o maç 11’e 11 oynanır! Sevinmeli mi üzülmeli mi? Bana kalırsa ne sevinmeli ne de üzülmeli sadece oturup düşünmeli! Mevcut futbolcuların becerileri bununla sınırlı; “Benim adım Hıdır elimden gelen budur…” Adamlar gol atmaları gereken pozisyonlarda rakip kalenin çerçevesini tutturacak vuruşu yapmaktan aciz. İvedi olarak transfere gereksinim var, öncelik iyi bir forvet oyuncusu…

Kaç kişi ilk aşkına duyumsamalarını anlatabilmiştir ya da ilk işine başlayanlardan kaçı yöneticisine meramını aktarabilmiştir? İlkler genelde zordur, deneyim sahibi olmak içinse zamana gereksinim vardır ancak çoğunluğun beklemeye tahammülü yoktur. Beşiktaş da dün gece İnönü Stadı’nda ‘ilkleri’ yaşadı. Yeni teknik direktör, yeni futbol direktörü, yeni scout şefi, yeni kaleci, yeni oyuncular tek değişmeyen ise Beşiktaş…  

Ne var ki henüz transferleri tamamlayıp ideal kadrosunu kuramayan Beşiktaş’ın rakibi, oturmuş kadroya sahip Midtjylland… Beşiktaş sezonun ilk resmi maçına çıkmadan önce bir şeyin altını özenle çizmekte yarar var. Ulusal takımının Dünya Kupası’nda yaşadığı hezimeti belleklerde canlı ve taze tutmak gerekli zira turnuvadaki hayal kırıklığının öyle ya da böyle bir şekilde sahaya yansımasına istemesek de tanıklık edeceğiz. Türk futbolundan bu sezon medet ummamalı gerek ligdeki mücadelelerde gerekse Avrupa kupalarında…

Beşiktaş başlangıç düdüğünden itibaren oyunu kontrol eden takım olmakta yetinmediği gibi kurduğu baskıyla rakibinin yarı alanından çıkmasına da olanak tanımadı. Midtjylland’ın Nijaryalı futbolcusu Friday Ubi Etim’in kırmızı kartla oyun dışında kalması elbette Beşiktaş’ın işini kolaylaştırdı. Vaclav Cerny’nin akılcı pasında da Orkun Kökçü başarılı vurdu ve Beşiktaş’ın tek golünü kaydeden isim oldu. Galibiyetin coşkusuna kapılmamak yerinde olur çünkü Beşiktaş ilk devreyi bir değil üç, maçı da beş gol atarak tamamlaması gerekirdi. Sorumlu kim? ‘Dostlar alıverişte görsün’ diyerek becerisi sınırlı sıradan oyuncuları akıl dışı rakamlara transfer edenler elbette. Bir de televizyon yorumcusu Sergen Yalçın’ı teknik direktör sanıp takımın başına getirenler tabii ki…   

İlhan Fakılı ile Salih Özcan’ın hem becerilerine hem de oynama ve takım arkadaşlarını oynatma istemlerine hayran kaldığımı itiraf etmeliyim. Buna karşın Rıdvan Yılmaz ile Hyeon-Gyu Oh yetersizliklerine sanırım sadece ben tanıklık etmedim dün gece İnönü Stadı’nda. Saygı duyduğum kişi ise (kuşkusuz ilerleyen süreçte eleştireceğim) Vincenzo Italiano oldu. Niye mi? İtalyan teknik adam maçı yaşadı ve heyecanı tribündekiler bir yana ekran başındakilere dahi yaşattı. Nerede maçları yedek kulübesinden çıkmadan film enleminde izleyen Sergen Yalçın ile ekürisi Serkan Reçber nerede Vincenzo Italiano ile Önder Özen ikilisi. Kıyaslamaya kalkışmam bile düpedüz edepsizlik!

Beşiktaş iki ayaklı mücadelenin ilkini kazandı ancak bunun bir de deplasmanda oynanacak rövanşı mevcut, üstüne üstlük o maç 11’e 11 oynanır! Sevinmeli mi üzülmeli mi? Bana kalırsa ne sevinmeli ne de üzülmeli sadece oturup düşünmeli! Mevcut futbolcuların becerileri bununla sınırlı; “Benim adım Hıdır elimden gelen budur…” Adamlar gol atmaları gereken pozisyonlarda rakip kalenin çerçevesini tutturacak vuruşu yapmaktan aciz. İvedi olarak transfere gereksinim var, öncelik iyi bir forvet oyuncusu…

İlkler zordur ama teknik direktör Vincenzo Italiano ile İlhan Fakılı ve Salih Özcan için bu sorun teşkil etmedi.

Asena Özkan / T24

 

www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026

YORUMLAR (0)