Futbol

“Benim gençliğimde konulu Alman filmleri olurdu...”

Spor yorumcusu Bülent Bilirgen'in Duhuliye.com için kaleme aldığı köşe yazısı.

Genç arkadaşlar görev sırasında eğitimlerine devam ediyorlar. Daha anlaşılır bir tabir olan yaşayarak öğreniyorları da kullanabiliriz. Beşiktaş camiası hangi spor dalında temsil edilirse edilsin, diğerlerinden kadro kalitesi ezici olarak (daha iyi demiyorum bakın) iyi değil ise mutlaka bir fitne fesat ile oyun dışına atılır. Ben yaklaşık 50 senedir o stadın kapısından girerim. Kafa kafaya olduğumuz hiçbir maçı kolay kazandığımızı görmedim ama haksızca, edepsizce yenilgiye uğratıldığımız maç sayısı onlarcadır. Dün akşam da böyle bir tablo çıktı ortaya.

Önce saha içinden başlayalım, çok da ukalalık etmeden, ahkâm kesmeden, haddimizi aşmadan… Ya GS bizden iyi takımmış, milyonlarca euroymuş vs. vs… Tamam, baskette de karşılaşıyoruz. Öbür sarıların maçları daha sert geçiyor, itme kakmalar, karşımızda sağlam duruşlar oluyor. Dün ilk yarıda ikili mücadelelerde GS de böyle yaptı; hem alan hem zaman daralttılar, biz biraz afalladık.

Orta saha oyuncularımızın yaratıcılıktan uzak olması (sadece Orkun’un ayağına bakmamız) karşı tarafın da aynı tip oyuncuları (ama daha çok birlikte oynayan) karşısında topun kontrolünü kaybetmemize sebep oldu. Benim naçizane fikrim bu orta saha kurgusunun Avrupa Kupası maçı olmadıkça Asllani yerine (ya da maçına göre Ndidi) Olaitan’ın göbekte başlaması yönünde. Çünkü bu çocuk açık değil. 30-40 depar atıp bek geçip icraat yapamaz görüntüsü var. Ama göbekte 2’den 3. bölgeye kısa driplingler ile adam eksiltip karşı savunmanın dengesini bozabiliyor. Stoper arkasına koşu atabiliyor. Bu yüzden maç içinde pozisyon icabı olmadıkça ona sol açık görevi verilmemeli.

Bazıları çıkıp zaten sol açık oynamıyor, içeriye kat ediyor diyebilir; ee o zaman da sol açıksız kalıyoruz sonucu çıkmıyor mu? Sergen Hoca bundan sonraki lig ve kupa maçlarında takım içinden mutlaka sırası ile Rashica, Mustafa, Cengiz, Jota hatta Gökhan birini sol açığa monte etmeli. Bizim kanatlarımızın hiçbiri adam eksiltecek adamlar değil. Bir tane çalım atıp denge bozacak adamımız var, onu da yerinde oynatalım derim, tabii ki bence…

Maça dönersek evet başta afalladık ama maçı da 28. dakikada bitirdik. Sane atıldı ve maç tek kaleye döndü. Diyebilirdim; namuslu, şerefli, haysiyetli bir yönetim olsa idi sahada ve VAR’da… Bekliyor muyduk? Dedim ya biz yaşlıların bir kulağının arkası kaldı bu derbilerde.

Biraz saha dışına çıkalım… Sergen Hoca maçtan sonra siyasi işler falan demiş, girmemiş derine. Tabii biz de bu ortamlarda siyaset yapacak kadar aptal değiliz, biz de girmeyelim. Bu işler hakikaten sahne önünde olanların kontrolünde gitmiyor. Bu şimdiki zamanın siyasi problemi de değil. 50-60 yıldır bu böyle.

Bakmayın öteki Kadıköy sarılarının “Beşiktaş yeni anladı GS’nin ne mal olduğu” bık bık bıklarına. O iş öyle değil. Biz doğduğumuz günden beri çekiyoruz, onlar son 12 senedir şampiyon olamayınca bağırmaya başladılar. Ne güzeldi eskiden al gülen ver gülüm… Son 12 senede hep al gülen olunca beee… Herkesi kandırıyorlar… Süleyman Seba hariç…

Yazının sonunu sevgili yönetimimize ayırdım ama ondan önce TFF’ye bir çağrıda bulunmak istiyorum. Dün maçı yöneten o çocuğun ruh hali hiç iyi değil. Bakın benim gençliğimde bazı Alman filmleri olurdu, bir iki kere denk gelmiştim. Bir sürü konu vardır ama hadi film bu ya; evin beyi ya da hanımı eve erken gelir, evde eşinin kötü adamlar tarafından ellerinin kollarının bağlanmış olduğu hâlde görür ve kapıyı kapatıp arkasını döner, görmemiş gibi yapar tripleri vardır başrol oyuncusunun.

Vallahi de bu çocuk dün öyle hallendi, öyle triplere girdi Osimhen pozisyonunda… İnsanlık namına bakın. TFF, o çocuğunu yani Ozan’ı bir kontrol etsin. Böyle triplenme, böyle rollenme, böyle görmezlikten gelme normal değil. Psikolojik sorunları olabilir. O tip ya da başka konulu filmleri çok seyrediyor ve kaygı hâlinde otomatik olarak böyle hareketler yapıyor olabilir. Bağımlı olabilir. Eğer hakkınız var ise elindeki kişisel cihazları kontrol edin.

Ben sporcu psikolojisi okumuş biri olarak küçük bir uyarıda bulunuyorum. Ha bir şey bulamaz iseniz kendisi ile konuşun; hayatında neler oluyor, yaşam biçimi nasıldır öğrenin. Bir sorunu varsa bu tip insanları kaybetmeyelim, rehabilite etme imkânımız var ise hepimiz yardımcı olalım. Ayrı da o çocuğu (yani Ozan’ı) iyileştirmek, çoluğunu çocuğunu spor için sahalara gönderen biz anne babalar için önemli. Bir veli olarak çok endişeliyim.

Gelelim sevgili yönetimimize. Bravo, iyi para yaptınız tribünlerden. Nezih bir tiyatro izleyicisi kitle vardı. Sanatın ve sanatçının dostu ödülünüzü alabilirsiniz. Hadi bunu geçelim. Deyim biraz tersine döndü. Dün yemediğin hurmalar gelir tırmalar oldu. Neredeydiniz ilk sezon maçı sonunda? Osimhen ve Lemina atılmazken ağzınızı neden açmamıştınız?

Şimdi mi geldi aklınıza konuşmak? O zaman da söyledik; hırsıza hırsız olduğunu unutturursan gelir sana ahlak dersi verir. Ama siz ders almaktan bıkmadınız, bir de sınıf geçin be arkadaşlar…

Bülent Bilirgen/Duhuliye.com

HABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }