Umut Öztürk Beşiktaş gündemine dair görüşlerini dile getirdi.
Umut Öztürk:
Beşiktaş’ın hem maçın başlangıç planı, hem hücuma çıkış varyasyonları hem de rakibi karşılama stratejisi, bu sezon özelinde çok sık görmediğimiz ve genel olarak Beşiktaş adına olumlu sayılabilecek bir maç planıydı. Zaten Beşiktaş’ın topa sahip olmaya çalışmadığı, yüzde 30–35–40 bandında oynadığı maçlarda rakibine bir şekilde üstünlük kurabildiğini görüyoruz. Kocaelispor maçı da benzer oranlarda geçmişti. 11’e 11 oynanan Fenerbahçe maçı da aynı doğrultuda ilerlemişti. Hatta Galatasaray deplasmanını da bu örneklere ekleyebiliriz.
Trabzonspor deplasmanında da Beşiktaş’ın topa hükmetmeye çalışmadığı, rakibi genellikle orta blokta karşılayıp hızlı hücumlarla rakip kaleye gittiği bir oyun izledik. 11’e 11 oynanan bölümde Beşiktaş’ın bu sezonki en iyi hücum performanslarından birini sergilediğini söyleyebilirim. Şut sayısı çok yüksek olmasa da, yanlış hatırlamıyorsam ilk 25 dakikada Beşiktaş’ın ürettiği gol beklentisi (xG) 1’in üzerindeydi. Bu da muhtemelen sezonun en yüksek 25 dakikalık hücum verilerinden biri.
Ancak maç, kırmızı karttan sonra ciddi şekilde şekil değiştirdi. Genel olarak Beşiktaş’ın derbi performanslarına baktığımızda ortak bir tablo görüyoruz. Galatasaray deplasmanında rakip 10 kişi kalmasına rağmen skor korunamadı. Fenerbahçe maçında müthiş bir başlangıç vardı fakat 10 kişi kaldıktan sonra takım tamamen oyundan koptu. Teknik direktörün de kırmızı kart gördüğü o maçta, ilk yarı bitmeden kısa bir sürede Fenerbahçe beraberliği yakaladı ve sonrasında bireysel bir hatayla galibiyete gitti. Trabzonspor maçı da bunun son örneği oldu. Beşiktaş bu üç derbiden teorik olarak 9 puan çıkarabilecekken, yalnızca 2 puan alabildi ve bu durum ligdeki konumunu ciddi şekilde etkiledi.
Trabzonspor maçı özelinde konuşmam gerekirse, Galatasaray ve Fenerbahçe maçlarından farklı olarak bu kez Beşiktaş’ın doğru bir plan izlediğini düşünüyorum. El Bilal Touré’nin, bu oyun planında Trabzonspor savunmasını hızı ve dinamizmiyle en çok zorlayan isimken kırmızı kartla oyundan atılması Beşiktaş adına büyük bir şanssızlıktı. Üstelik bana göre bu karar hatalıydı.
10 kişi kaldıktan sonra Beşiktaş’ın kendi yarı sahasında daha kalabalıklaştığını, rakibi zaman zaman beşli hatta altılı bloklarla karşıladığını gördük. Maç içindeki rol değişimleri, ikinci yarıdaki oyun planı ve kenardan yapılan hamleler bence çok da mantıksız değildi. Özellikle 11’e 11 oynanan bölümde Beşiktaş’ın presini vurgulamadan geçmek istemiyorum.
Trabzonspor’un oyun kurulumunda Andre Onana’nın ayağından, iki stoperin genişlediği ve Folcarelli’nin merkeze yaklaştığı bir yapı vardı. Beşiktaş burada Folcarelli’yi Vaclav Černý ile bire bir savunurken, Tammy Abraham’ı Batagov’un üzerine yönlendirdi. Ndidi’nin yanındaki oyuncu olan Orkun Kökçü ise bir 8 numara gibi davranarak hem Trabzonspor’un diğer merkez oyuncusunu hem de ikinci stoperi gölge markajla kontrol etti. Bazı alanlarda bire bir savunma, bazı alanlarda ise gölge markaj uygulandı.
Merkezde sayısal dezavantaj oluşabileceği anlarda Beşiktaş bunu Rashica ve Muçi’nin merkeze yaptığı savunma katkısıyla dengeledi. Özellikle top Onana’dayken Rashica’nın bilinçli olarak merkeze çekilmesiyle Trabzonspor, Mustafa Eskihellaç’ın bulunduğu kanada yönlendirildi. Eskihellaç her ne kadar sol bek olsa da sağ ayağını iyi kullanan bir oyuncu. Rashica’nın iç koridoru kapatıp onu dış koridora yönlendirmesi, pres açısından son derece doğru bir tercihti.
11’e 11 oynanan bölümde Beşiktaş’ın kompakt kaldığını, Ndidi’yi bire bir bırakmak yerine stoperlerle birlikte orta alanı güçlendirdiğini ve doğru bir pres kurgusu oluşturduğunu söyleyebiliriz.
10 kişi kaldıktan sonraki bölümde Beşiktaş’ın çok fazla rastgele top uzaklaştırması, Tammy Abraham’ı hücumda yeterince kullanamaması ve birkaç pas ya da driplingle Trabzonspor’un ön alan baskısını kıramaması eleştirilebilir. Ancak Fenerbahçe maçındaki gibi “11’e 11 oynuyormuş” izlenimi veren bir risk alınmadı. Bu açıdan bakıldığında, tercih edilen planın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Bu maçta Beşiktaş’ın yediği goller büyük ölçüde bireysel hatalardan geldi. İlk golde Gökhan Sazdağı’nın topu Muçi’nin önüne indirmesi, ikinci golde Ndidi’nin topu uzaklaştıramaması ve üçüncü golde yine bir korner dönüşünde Gökhan’ın iç koridoru iyi savunamaması belirleyici oldu. Buna rağmen Beşiktaş’ın ikinci yarıda Trabzonspor’a çok sayıda şut imkânı tanımasına karşın, rakibini yaklaşık 0.77’lik bir gol beklentisinde tutması, savunma planının tamamen yanlış kurgulanmadığını gösteriyor.
Duhuliye.com
HABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..
YORUMLAR (9)
BU DEMEK OLUYOR Kİ NE KADAR YETENEK YOKSUNU OYUNCU VARSA HEPSİNİ BİR ARAYA TOPLAMIŞLAR DURUM AYNEN BÖYLE
Bu kadar uzun yazıya ne gerek var. Kısaca kalede ersin var yani kale boş ,önünde real madrid veya Bayern münih olsa yinede gol yer her gelen topu alan kalecin varsa maç kazanamazsın.
Sanki attığımız gollerde farklı bir şey mi var Ligde atılan gollerin yüzde doksanı böyle atılıyor ya kaleci ya defans hatası sanki sağdan soldan paslar verkaç vs ile atılan gol var.
İşte Sergen Yalçın'ın aldırdığı Sazdağı her maçta banko hatası var. Neden kesilmiyor?
Jurasec 'e herkes küfür kıyamet gidiyor ve Eduard Graf 'ı suçluyor da, ya Gökhan Sazdağı 'na ne demeli? Adam, 30 yaşına gelmiş ve hala top kontrolünü yapıp etrafını bakıp analiz yapamıyor. Ve bu adamlar Beşiktaş 'ta top oynuyor. Çok yazık.
İyide kardeşim bireysel olunca takımı yada hocayı baglamıyor mu bireysel hata olmazsa gol yemez hiçbir takım zaten sen ne anlatmaya çalışıyorsun onu de hele sergenlik birşey yok sergen sütten çıkmış ak kaşık suç bireysel hata yapanların mı demek istiyorsun aklınca takımı kim çalıştırıyor kim sahaya çıkacaklara karar veriyor sahada oynanan futbolu bizim onda bir bütçemize kurulan takımlara karşı mahalle takımı gibi top oynadıgını Beşiktaşın %30 civarında topla oynadıgını göremeyecek kadar da gerizekalı degil bu taraftar tamam kabul içimizde sünger beyinli kafası gidik yönetimin mamaladıgı kuru kuruya adamcılık yapan bir kitle var ama onları toplasan %10 etmez bakma seslerinin fazla çıktıgına
@Pascall işte bizde onu diyoruz kardeşim. Bireysel hata bireysel hata diyorlar ya bir oyuncu bu kadar çok bireysel hata yapıyorsa onda ısrar etmenin ne anlamı var? Sazdağı'nın her maçta hatası var. Alt yapıdan çıkan bir oyuncu olur ya da potansiyelli genç bir oyuncu olur kazanmak istersin anlarım. Sazdağı 31 yaşında üç dört sene önce mecburiyetten beke devşirilmiş biri. Nedir bu ısrar? Defansta herkez kesik yerken ne özelliği var da istisnasız her maça çıkıyor.
serdal adalinin iyi dedigi kadro bu kadar olur iste
Sergeninde az hatası yok. Sütten çıkma akkaşık deyil. Hocalıktan soğumuş yorumculuk iyiydi herkese bir lafı vardı. Şapkasını önüne koysun o yaptığı yorumları bir hatırlasın belki doğru yolu bulur. Yoksa bu gidiş gidiş deyil.