Tamer Tuna:
Rafa Silva’nın süreci farklı, ekonomik bir süreç. Ama Necip zaten futbolu bırakmaya yakın. Mert Günok’u da nitekim aynı şekilde değerlendirebiliriz. Bunlar geçmişte milli olmuş isimler. Necip, Beşiktaş’ta futbola başlamış bir oyuncu. Hatta Sergen Hoca’nın Necip’e çok şey kattığı bir dönem de yaşadık, bunu da biliyorum.
Ama bu sürecin nasıl böyle yönetildiğini gerçekten anlamak zor. Kriz olmasa bile küçük sorunların bile bu kadar büyütülerek bu seviyeye gelmesi, bence kulübe büyük zarar veriyor. Tabii bunların üstesinden gelen kulüpler de var. Futbol “kolay hafıza”dır, çabuk unutulur denir ama bu, öyle kolay bir hafıza değil. Necip’in yaşadıkları kolay unutulacak şeyler değil.
Yirmi yıldır bu kulüptesiniz, futbolu burada bırakıyorsunuz. Mert’i, Rafa Silva’yı yerli-yabancı ayırmadan bu iletişim bence çok daha iyi yönetilebilirdi. Ama Sergen Hoca şu an farklı düşünüyor olabilir. Geldi, oyuncuya, oyuna, Beşiktaş’a çok şey vermek istiyor. Ancak istediği oyunu bu oyuncularla gerçekleştiremiyor.
Bunu her maç görüyoruz. Önde baskı yapmaya çalışıyor ama o oyuncu yapısına sahip bir takım değil. Kendi oyun felsefesini geçmişte ortaya koyabildi, şampiyonluk yaşadı. Ama şimdi bakıyorsunuz, bunların hiçbirini gerçekten ortaya koyamadığı bir kadro yapısı var.
Sergen Hoca kalırsa, bunu zaten göreceğiz. Gelecek sezon, iskeleti olmayan bir takımdan yeni bir iskelet yaratmaya çalışacak. Devre arasında ve sezon sonunda yapacağı transferlerle… İnşallah dayanırlar, çünkü çok yükleniliyor ve kolay değil.
Ama bence gelmesi çok doğal, devam etmesi de çok doğal. Sergen Hoca kalırsa, istediği kadroyu kurabilirse – bunu ekonomik anlamda söylemiyorum – bazen çok pahalı transferlere ihtiyacınız olmaz. İstediğiniz oyuncular pahalı da olabilir, olmayabilir. Ama istediği oyuncuları alırsa, hocanın gelecek sezona çok daha farklı girebileceğini düşünüyorum. Bunu Trabzonspor örneğinde yaşıyoruz.
Sanki şampiyonlukta iki takım varmış gibi konuşuluyor ama Trabzonspor bile istediği takviyeleri yaparsa, bu şampiyonluk yarışında sezon sonuna kadar dahil olabilir, içinde kalabilir.
Şimdi Trabzonspor’la ilgili de sorular var. Beşiktaş’ı şöyle toparlayacağım: “Hocanın istedikleri alınırsa” dedin, şu anda devre arasındaki politikasını nasıl buluyorsun Beşiktaş’ın? Sezon sonuna kadar biraz toparlanır mı? Pek çok mevkide beklenen transfer var aslında. Sen devre arasında değil de yaz transfer dönemine mi daha çok bırakılması gerektiğini düşünüyorsun?
Trabzonspor’da da böyle bir hikâye oluştu aslında. Yeni sezona hazırlık sürecinde… Geçmişte Sergen Hoca’nın Beşiktaş’ta yaşadığı şampiyonlukta da, Trabzonspor’un yaşadığı şampiyonlukta da benzer bir hikâye vardı: Devre arası alınan bir takım, sonra bir şekilde inşa edilen bir yapı ve bir sonraki sezon gelen başarı.
Evet, Sergen Hoca devre arasında belki gelmedi Beşiktaş’a ama bu noktaya kadar çok istediklerini, senin de söylediğin gibi, yapamadı. Artık bu sezonu Beşiktaşlılar düşünmesin, gelecek sezona mı odaklansın diyorsun?
Şimdi öyle diyemeyiz. Futbol canlıdır, her hafta farklı bakılabilir. Ama Sergen Yalçın adına, birine sabredilecekse Sergen Yalçın’a sabredilmesi gerektiğini düşünüyorum ben. Sürekli “yeni hoca” konuşuluyor. Kayserispor maçında tribünlerden gelen büyük eleştiriler, zaman zaman yükselen istifa sesleri… Sergen Hoca’ya değil belki ama genel anlamda yönetime gelen tepkiler…
Ben bu tür yapılanmalarda, bu yapı içerisinde, çünkü istediği oyun yapısına uygun oyuncular yok zaten… Üçüncü bölgeye göre baskılı, canlı bir oyun kurmaya çalışıyor. Üçüncü bölgede yaratıcı oyuncu yok. Ceza sahası içinde topla buluşma istatistikleri yüksek olmasına rağmen bunları sonuca çeviremeyen bir Beşiktaş var.
Oyun organizasyonu adına mevkilerle çok oynandığını görüyoruz. Bu da ekonomik olarak takıma büyük zarar veriyor; çünkü takım içi dengeleri de bozabiliyor. Beşiktaş bir yandan oyunculardan kurtulmaya çalışıyor ve bunu da aslında iyi yapıyor. Bu devre arasında bunu daha net görüyoruz. Oyuncular gönderilebiliyor, maaş ortalaması düşüyor, yaş ortalaması da düşüyor. Bu da Beşiktaş’ın olumlu yönlerinden biri.
Bu kadar büyük bir değişimin yaşandığı bir yapıda, ikinci yarı için çok büyük beklentiler içinde olmak doğal değil. Şampiyonluk yarışına dahil olur, yarışır ya da yarışmaz… Bunlar başka mesele. Ama beklenti büyük. Çünkü bu camialar, rekabet ettiğiniz camialar: Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor… Şimdi Göztepe üst sıralarda, ilk dörtte. Düşünün, hepsi yarışın içinde ve siz geride kalıyorsunuz. Geride kalmanızı istemeyen bir taraftar kitlesi ve Beşiktaş’ı seven insanlar var. Geride kaldığınızda, ikinci yarıda yine üzücü tablolar ortaya çıkabilir.
Mesele zaten birleştiricilik. Biz bunu Fikret Orman döneminde, 2015-16 sezonunda, Şenol Hoca ile birlikte yaşadık. Çok ciddi bir değişiklik yapıldı, oyuncular alındı. İçeride kalan oyuncular vardı; bu kadrodan devam edecek isimler… Gelecek sezonun ilk 11’inde sahaya çıkacak oyuncular ve transfer edilecek isimler doğru olursa, bu oyuncular performans olarak da katkı verecektir.
Beşiktaş’ın en önemli sorunlarından biri de, sezon başında yapılan transferlerle bugün transfer edilmeye çalışılan oyuncular arasındaki büyük fark. Kadro yapılanması anlamında söylüyorum. Rafa Silva’nın transferi, Orkun’un transferi, Immobile’nin transferi gibi hamlelerle; şu an devre arasında bakılan isimler arasında ciddi farklılıklar var. İsim, maliyet ve ekonomik açıdan takım o dönem daha heyecanlandıran isimlere yönelmişti.
Biz de benzer transferler yaptık. O maliyetlerde olmasa da bir Mario Gomez bunlardan biriydi. O dönem daha çok kiralık oyuncularla çok güzel sezonlar geçirilebiliyordu. Şimdi o kadar kolay değil. Hep farklı pozisyonlar devreye giriyor.
Ara transferler zordur. Zaten ekonomik olarak da zordur. Takımlarında iyi olan oyuncular kolay kolay verilmez. Siz de maç sayısı az olan oyunculara yönelirsiniz. Bunları hep yaşadık. Kendi adıma konuşmuyorum; futbol ortamında bunlar her zaman yaşanıyor. Ve gerçekten zordur.
Aslında scout ekibinizin çok iyi olması gerekiyor. Scout ekibinin yalnızca “iyi oyuncu” bulması değil, takımınızdaki mevcut oyuncularla aynı alanda neler yapabileceğini öngörebilecek oyuncuları tespit etmesi gerekir. Teknik ekip ve yönetimin de dahil olduğu üçlü yapının çok doğru çalışması lazım. Bu alan, tamamen teknik adama bırakılacak kadar kolay değil; sadece yönetimin inisiyatifinde olacak kadar da basit değil.
Beşiktaş’ta bunun için komiteler kuruldu, Serkan Reçber gibi bu işle ilgilenen isimler var. İsimler üzerinden değil, takım ve oyuncu seçimi üzerinden konuşmak gerekir. Biz bu işin içinde hep olduk. Futbolcuyken bile, “Hangi oyuncu geliyor, nasıl oynayacağım, önümde kim var, kimin arkasında oynuyorum, adaptasyon nasıl olacak?” diye düşünülür.
Şimdi istatistik yazılımları çıktı. Ben de bu konuyla ilgilenen biriyim, hatta bu alanda bir şirket kuruyoruz. Takımınızda belli istatistikler var; Avrupa’dan bu istatistiklere yakın oyuncular bulmaya çalışıyorsunuz. Hiç canlı görmeden size oyuncular öneriliyor. Bu ciddi bir süreçtir.
Mesela Gendouzi neden Fenerbahçe’ye geliyor? Türkiye’de buna çok dikkat edilmesi gerekir. Gendouzi büyük ve başarılı bir transfer, ama Avrupa’da oyunu hep dalgalanmalar gösteriyordu. Sezonların ilk yarısında farklı, ikinci yarılarında farklı performanslar sergileyen bir oyuncuydu. Arsenal ve İtalya dönemlerinde bunu canlı izledim.
Şimdi Türkiye’ye geldi. Burada üst seviyede olabilir, ama Türkiye Ligi’nin dinamikleri inanılmaz farklıdır.
duhuliye.com