Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde başkanlık seçimi büyük bir oy farkıyla sonuçlandı. Bu tablo, camianın yeni yönetime ciddi bir güven kredisi verdiğini göstermektedir. Ancak futbol kulüplerinde seçim zaferleri tek başına başarı ölçütü değildir; asıl değerlendirme sportif sonuçlar, kadro planlaması ve mali sürdürülebilirlik üzerinden yapılır.
Son iki sezonun performansına bakıldığında ise Beşiktaş’ın hedefleriyle gerçekleşenler arasındaki mesafenin giderek açıldığı görülmektedir. Geçtiğimiz yıl ligde ilk üçe girilememiş, Türkiye Kupası’nda kendi sahasında Göztepe’ye karşı çeyrek finalde elenilmiştir. Avrupa arenasında ise önce UEFA Avrupa Ligi, ardından Konferans Ligi hedefleri dile getirilmiş; ancak her iki kulvarda da beklentilerin oldukça gerisinde kalınmıştır. Süper Lig’de şampiyonluk yarışından henüz sonbahar aylarında kopulması, camiada hayal kırıklığını derinleştirmiştir.
Bugün gelinen noktada yeniden Türkiye Kupası üzerinden umut tazelenmektedir. Ne var ki başarıya giden yol yalnızca hedef belirlemekle değil, bu hedefi destekleyen doğru kadro mühendisliğiyle mümkündür.
Tam da bu noktada kulübün son dönemdeki transfer politikası ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Geçen sezon takımın ayakta kalmasında önemli rol oynayan Gedson Fernandes ve Rafa Silva’nın ayrılığı, her ne kadar bekleneni veremese de Paulista , Mert ile genç yetenek Semih ve Demir Ege’nin de kadrodan çıkması, kamuoyunda “çekirdek kadro korunamadı” algısını güçlendirmiştir. Rakip kulüplerin yıldız oyuncularını elde tutmak için yoğun çaba gösterdiği bir ortamda, Beşiktaş’ın hem kilit isimlerini hem de altyapıdan yetişen futbolcularını kaybetmesi, kulüp içi planlama ve iletişim mekanizmalarının yeterince güçlü olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Savunma hattında yaşanan değişim de benzer bir tablo sunmaktadır. Masuaku’nun ayrılığının ardından yapılan takviyelerin beklenen seviyeye ulaşamaması, Omar Colley’in “ağır” bulunduğu dönemin ardından yerine çok sayıda stoper transfer edilmesine rağmen aranan istikrarın sağlanamaması dikkat çekicidir. Daha önce gönderilen bazı oyuncuların yeni takımlarında daha yüksek performans göstermesi ise transfer kararlarının sağlıklı analiz edilip edilmediği tartışmasını artırmaktadır.
Basına yansıyan yüksek profilli transfer iddiaları da bu çerçevede ele alınmalıdır. Kamuoyuna servis edilen bazı rakamların piyasa gerçekleriyle örtüşmediği izlenimi oluşmakta; bu durum beklenti ile gerçeklik arasındaki makası daha da büyütmektedir.
Sorunun özü yalnızca birkaç transfer başarısızlığı değildir. Beşiktaş’ta uzun yıllardır tekrar eden bir döngü göze çarpmaktadır: Her yeni yönetim, selefinin kurduğu kadroyu büyük ölçüde tasfiye etmekte; süreç “sil baştan” başlamakta, mali yük artmakta, sportif başarı gelmeyince de yeniden yönetim değişikliği gündeme gelmektedir. Bu kısır döngü kırılmadığı sürece kulübün istikrarlı bir yükseliş yakalaması güç görünmektedir.
Tüm bu tablo, camianın artık daha temel bir soruyu sormasını zorunlu kılmaktadır: Beşiktaş’ta futbolcular neden mutlu olamamakta ve neden uzun vadeli projelere ikna edilememektedir? Teknik yapılanmadaki süreklilik eksikliği, maaş politikalarındaki dengesizlik, sözleşme yönetimindeki zaaflar ve sportif hedeflerden erken kopuş hissi, bu sorunun muhtemel başlıkları arasında yer almaktadır.
Sonuç olarak, mevcut yönetimin henüz görev süresinin başında olduğu hatırlatılmalı; ancak bugüne kadarki sportif tablo ve kadro politikası, “başarılı” tanımı için güçlü bir zemin sunmamaktadır. Beşiktaş’ın yeniden iddialı bir konuma gelebilmesi için günü kurtaran hamleler yerine, çekirdek kadroyu koruyan, altyapıyı sistematik biçimde değerlendiren ve transfer stratejisini tek merkezden yöneten uzun vadeli bir futbol aklına ihtiyaç duyduğu açıktır.
Aksi hâlde değişen yalnızca isimler olacak; borç artacak, beklentiler düşecek ve hayal kırıklıkları kaçınılmaz biçimde tekrar edecektir.
Yönetimimiz ne yapıp edip boş olan koltukların dolması için bir çözüm bulmalı, Beşiktaş’a yakışmıyor , bilet fiyatlarının indirilmesi mantıklı bir çözüm olacaktır. Bizim taraftarımız zengin taraftar gurubu değil .Tekrar eskiye dönülmelidir, halka inilmeli hayatında belki de tek zevki ve tutkusu olan durumu iyi olmayan susmadan takımını destekleyecek Beşiktaş taraftarı maçlarına gelebilsin .
Gelsinler ki sahada şartlar kötüye giderken, maçı çevirmek için takımla birlikte itici güç olarak maça ortak olunsun , bu duygu birleşmesi de şarttır.
Masis Kuyumcu / duhuliye.com