Duhuliye.com yazarı M. Eyüp Yardımcı'nın Fotospor'da kaleme aldığı köşe yazısı...
Motoru çalışır ama dümeni yıllarca başka eller çevirmiştir. İskele aynı iskele, martılar aynı martı, Dolmabahçe'nin taşları aynı taşlardır da; vapurun rotası kaybolmuştur. Taraftar her sonbahar umut yüklemiş, her ilkbahar hayal boşaltmıştır.
Belki de bu yüzden bugün esen rüzgâr, yalnızca bir transfer rüzgârı değildir.
Önder Özen'in yeniden Beşiktaş'a gelişi, aslında kulübün yıllardır unuttuğu bir kelimeyi hatırlatıyor: plan.
Çünkü modern futbolda başarı önce masada kurulur, sonra sahaya taşınır. Sportif direktör ile teknik adam aynı cümleyi konuşmuyorsa, dünyanın en pahalı kadrosu bile bir yapbozdan öteye gidemez. Beşiktaş uzun zamandır tam da bunu yaşıyordu. Her gelen teknik adam kendi takımını kuruyor, bir sonraki gelen enkaz devralıyordu.
Şimdi ise Vincenzo Italiano'nun gelişiyle ilk kez başka bir şey hissediliyor.
İtalyan futbolunun disipliniyle cesaretini aynı cümlede kullanan bir teknik adam...
Topa sahip olmayı seven ama topa sahip olmak için değil, rakibi yorup öldürücü darbeyi vurmak için isteyen bir anlayış...
Önde baskıyı, dar alan oyununu ve sürekli hareketi seven bir futbol...
Belki de yıllardır İnönü tribünlerinin özlediği tempo tam da budur.
Transferlere tek tek bakınca da aynı hikâyenin satır başlıkları görülüyor.
Alexander Nübel yalnızca kaleci değil, oyunu geriden başlatan ilk pas istasyonu...
Salih Özcan mücadele gücüyle orta sahanan eksilen direncini tamamlayacak isim...
Görseldeki metnin devamının yazıya dökülmüş hali şu şekildedir:
Kassoum Ouattara modern futbolun vazgeçilmezi olan atletik bek profilini temsil ediyor.
Doğan Alemdar rekabeti büyütecek genç bir yatırım.
İlhan Fakılı ise geleceğin taşlarından biri olarak görülüyor.
Ve sonra...
Semih Kılıçsoy...
Bazen en büyük transfer, hiç yabancı olmayan isimdir.
Dolmabahçe'nin rüzgârını bilen çocuklar, başka şehirlerden gelen yıldızlardan daha çabuk hisseder o formanın ağırlığını. Semih'in dönüşü yalnızca sportif bir karar değildir; Beşiktaş'ın kendi evlatlarına yeniden inanma iradesidir.
Eğer Leandro Trossard da bu hikâyeye katılırsa, siyah-beyazlıların hücum hattı yalnızca kalite değil, farklılık da kazanacaktır. Skoru değiştirebilen oyuncular, şampiyonluk yarışının en değerli sermayesidir.
Ama bütün bunlardan daha önemlisi başka bir sorudur.
Beşiktaş nasıl oynayacak?
İşte sezonun kaderini belirleyecek cevap burada saklı.
Daha önde savunma yapan...
Topu rakibe bıraktığında bile oyunu kontrol eden...
Pres yapan...
Koşan...
Ezber bozan...
Rakibi kendi ceza sahasına hapseden bir Beşiktaş...
İnsanlar yıllardır transfer isimlerini konuştu.
Oysa büyük takımlar oyuncularıyla değil, oyunlarıyla hatırlanır.
Görseldeki metnin son bölümünün yazıya dökülmüş hali şu şekildedir:
Süleyman Seba döneminin Beşiktaş'ı aklıyla...
Gordon Milne'nin takımı ritmiyle...
Şenol Güneş'in şampiyon kadroları cesaretiyle hafızalara kazındı.
Şimdi yeni hikâye yazılacaksa, bu da oyunla yazılacak.
Dolmabahçe, iyi futbolu affeder; mücadele etmeyeni asla...
Çünkü o tribünler skordan önce karakter ister.
Belki bu sezon şampiyon olunur...
Belki olunmaz...
Ama yıllardır kaybolan kimlik yeniden ortaya çıkarsa, Beşiktaş zaten en büyük transferini yapmış olacaktır.
Ve o gün Boğaz'ın rüzgârı yine siyah-beyaz esecektir.
Çünkü bazı kulüpler kupalarla değil, yeniden ayağa kalkabilme cesaretleriyle büyür.
Beşiktaş da tam olarak böyle bir kulüptür.
M. Eyüp Yardımcı / Fotospor
www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026
YORUMLAR (3)
Geçen günkü hazırlık maçında Taylan taç atıp beklerken Italianonun taylanı ittirerek yerini al, hareket et demesi....Hırsına hayran kaldım hocanın. Ve Sergenin gözlerini kısıp kollarını bağlayıp maçı izlemesi... En büyük transfer ITALİANO...
Ağzına kalemine sağlık. Bun anlattigin Beşiktaşi o kadar özledik ki. Sen yazıyorsun biz hayal kuruyoruz ve gözler yaşarıyor.
Eyüp bey,sizden oldukça yaşlı bir ağabeyiniz olarak,çok teşekkürler ve tebrikler,yazınızı okuyunca içim rahatladı,size noktasına,virgülüne kadar katılıyorum,dilerim,renklilere imrenen genç kardeşlerim, bu yazıdan biraz olsun,faydalanırlar...