A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup 2. maçında İtalya'ya 1-4 mağlup oldu. Bursa'da oynanan maçta İtalya'ya galibiyeti getiren golü 9. dakikada Alessandro Bastoni, 22. dakikada Davide Frattesi, 27. dakikada Michael Kayode ve 50. dakikada Francesco Esposito attı. Ay-Yıldızlılar'ın tek golü 47'de Barış Alper Yılmaz'dan geldi. Bu sonuçla İtalya ilk galibiyetini alırken Türkiye ise 2'de 0 yaptı. Teknik direktörler Sinan Kaloğlu ve Kenan Koçak müsabakaya teknik bir bakış getirdi.
İTALYAN İŞİ TAKTİK FATURA
Sinan Kaloğlu: “Kazanmak için çıktığımız bir karşılaşmaydı. İtalya son dönemde eski gücünden uzak görünse de böyle bir rakibe karşı doğru yerleşmek ve oyunun temel prensiplerini eksiksiz uygulamak zorundasınız. Türkiye sahaya 5-3-2 ile çıktı. Fransa maçında da üçlü savunma vardı ancak rakibi daha çok 5-2-3 şeklinde karşılamıştık. Bu kez orta sahanın merkezinde Orkun Kökçü 6 numara, Salih Özcan sağ 8, Can Uzun ise sol 8 olarak görevlendirildi. Buradaki temel problem, oyuncuların alışkanlıklarıydı. Salih ve Can’ın üçlü orta sahada bu rollerde düzenli oynama alışkanlıkları yok. Orkun da Beşiktaş’ta daha çok 8 ile 10 numara arasında kullanılıyor. Üstelik fiziksel olarak henüz tam hazır olmadığını da düşünürsek, merkezde istediğimiz organizasyonu kuramadık”
BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI
"Savunmada Zeki sağ stoper, Ozan sol stoper, Merih merkezdeydi. Ancak üçlü savunmayı oynamak sadece sahaya üç stoper koymak değildir. Mesafeler, kaymalar, baskının zamanlaması ve kademe organizasyonu çok önemlidir. İlk yarıda bunların hiçbirini doğru yapamadık. Futbolda hücum ve savunmanın temel prensipleri vardır. Hücumda genişlik, derinlik, alan yaratma, hareketlilik ve sonuçlandırma; savunmada ise baskı, yoğunlaşma, kademe ve denge gerekir. Türkiye ilk yarıda iki tarafta da bu prensiplerden uzaktı. Baskıya çıkamadık, rakibe yakın oynayamadık, dönen topları kazanamadık. Savunmada kademe hataları yaptık, kompakt kalamadık. Top bizdeyken de pas bağlantılarını kuramadık ve çok fazla basit top kaybı yaptık. İlk golden sonra yaşanan mental düşüş de tabloyu ağırlaştırdı. Bu seviyedeki oyuncuların bir gol sonrası bu kadar oyundan kopmaması gerekiyor.
Prensipleri uygulama seviyesi
İtalya ise sahaya çok daha kompakt yayıldı. Orta sahadaki yerleşimiyle bloklarımız arasındaki boşlukları iyi kullandı, baskıyı doğru zamanda yaptı ve ikinci topları topladı. Maçın farkını oyuncu kalitesinden çok, iki takımın oyun organizasyonu ve temel prensipleri uygulama seviyesi belirledi."
İÇ SAHADA KABUL EDİLEMEZ
Kenan Koçak: "Türkiye–İtalya maçını değerlendirirken öncelikle saha içinde ne yapılmak istendiğine ve bunun sahaya nasıl yansıdığına bakmak gerekiyor. Türkiye, Fransa maçındaki anlayışa benzer şekilde bazı pozisyonlarda değişikliklere gitse de yine beşli savunma hattını tercih etti. Bu kez öndeki yapı 5-4-1 yerine 5-3-2 olarak kurgulandı. Amaç; merkezi ve kendi yarı alanını kompakt tutmak, rakibe alan bırakmamak ve kazanılan toplarla geçiş hücumları üzerinden sonuca gitmekti. Ancak ilk 45 dakikada bunun sahada karşılığını göremedik.
İtalya, kadrosundaki önemli eksiklere rağmen ilk dakikadan devre arasına kadar oyunun tamamen hâkimi oldu. Sahaya çok iyi yayıldılar, genişliği ve derinliği doğru kullandılar, boş alanları iyi değerlendirdiler ve Türkiye’ye ciddi problemler yaşattılar. Oyunun hem temposunu hem de yönünü kontrol ederek Türkiye’yi sürekli kendi yarı alanında savunmaya zorladılar. Bunun sonucunda da devreyi haklı bir şekilde 3-0 önde kapattılar. Teknik-taktik açıdan ilk yarının özeti çok net: Ne yapmak istediğini bilen, bunu sahaya doğru şekilde yansıtan çok iyi bir İtalya; buna karşılık kendi oyununu hiçbir şekilde sahaya yansıtamayan bir Türkiye."
TARAFTARA YAZIK OLDU
"Taraftara yazık oldu Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Bursa’da, Türk Milli Takımı’nı böylesine büyük bir coşku ve aidiyetle destekleyen muhteşem bir taraftarın önünde, Ay Yıldızlı formanın gerektirdiği mücadeleyi, isteği, arzuyu ve saha içi reaksiyonu ilk 45 dakikada yeterince görememek ayrıca üzücüydü. Dolayısıyla ilk yarıdaki 3-0’lık skor, maç sonundaki tablo kimseyi şaşırtmamalı. Ortaya konulan futbol, saha içindeki duruş ve iki takım arasındaki oyun farkı bu sonucu beraberinde getirdi. Kabus gibi geçen geceye dair en büyük üzüntü ise tribünleri dolduran ve takımından çok daha farklı bir reaksiyon bekleyen Türk insanı ve Bursa’daki o muhteşem taraftar adına oldu."
Kaynak Fanatik