20.07.2026 - 13:25

Takip Et:

Dolmabahçe'de Yeniden Bir Hikaye Yazılıyor

Duhuliye.com yazarı Mehmet Eyüp Yardımcı'nın kaleme aldığı köşe yazısı.

Bazı transferler vardır, futbolcu getirirsiniz. Bazı transferler vardır, umut getirirsiniz.

Ama bazen de öyle dönemler gelir ki mesele ne transferdir ne de teknik direktör... Mesele, kulübün kendi aynasına yeniden bakabilmesidir.
Beşiktaş, son birkaç yıldır tam da bu aynanın önünde uzun uzun duran bir adama benziyordu. Üzerindeki yorgunluğu silmeye çalışan, geçmişteki ihtişamını hatırlayan ama geleceğe nasıl yürüyeceğini kestiremeyen bir adam…
Dolmabahçe'nin rüzgârı bile eskisi kadar sert esmiyordu sanki. Çünkü rüzgârın da estetikten, karakterden ve mücadeleden beslendiği bir kulüptür Beşiktaş. Siyah ile beyazın arasındaki ince çizgi yalnızca forma renkleri değildir; cesaret ile tevazunun, isyan ile asaletin ortak adıdır.
İşte bugün, uzun yıllardan sonra ilk kez o çizginin yeniden belirginleştiğini hissediyoruz.
Çünkü bu yaz yaşananlar, sadece futbolcu transferlerinden ibaret görünmüyor.
Bir aklın inşası başlıyor.
Önder Özen'in yeniden göreve gelişi, belki de bu yazın en önemli transferidir.
Türkiye'de futbol yıllardır isimlerin, manşetlerin ve günü kurtaran çözümlerin oyuncağı hâline geldi. Oysa Avrupa'nın güçlü kulüpleri artık futbolcu değil sistem transfer ediyor.
Beşiktaş'ın da uzun zamandır eksik olan tarafı tam olarak buydu.
Bir oyun fikri…
Bir futbol aklı…
Bir kulüp organizasyonu…
Vincenzo Italiano'nun gelişi de bu düşüncenin doğal devamı gibi görünüyor.
Italiano'nun futbolunda top yalnızca ayağa dolaşmaz.
Düşünce dolaşır.
Oyuncular birbirine yaklaşır.
Takım, topu değil; oyunun kontrolünü ister.
Pres, yalnızca rakibi boğmak için değil, takımın birlikte nefes almasını sağlamak içindir.
Bu anlayışın Beşiktaş gibi tarih boyunca cesur futbol oynamış bir kulüple buluşması heyecan verici.
Bir başka önemli ayrıntı ise fazla konuşulmayan ama belki de en değerli hamle…
Eduard Graf'ın yeniden etkin hâle gelmesi.
Modern futbolun en pahalı transferi bazen milyon euroluk yıldız değildir.
Doğru oyuncuyu, doğru yaşta, doğru karakterle bulabilen gözdür.
Graf, yıllardır Avrupa'nın farklı liglerinde yalnızca yetenek değil karakter arayan futbol insanlarından biri olarak tanındı.
Sergen Yalçın döneminde geri planda kalan bu futbol aklının yeniden karar mekanizmasına dâhil edilmesi, kulübün kısa vadeli heyecanlardan uzaklaşmaya başladığını gösteriyor.
Çünkü iyi scout, bugünü değil yarını satın alır.
Transferlere tek tek baktığınızda da aynı fotoğraf ortaya çıkıyor.
Alexander Nübel…
Modern futbol artık kaleciyi yalnızca kurtarış yapan adam olarak görmüyor.
İlk pası atan oyuncu olarak görüyor.
Nübel bu anlayışın temsilcilerinden biri.
Ayağı temiz.
Savunmayı öne çıkarabiliyor.
Takımın oyun kurulumunu başlatabiliyor.
Salih Özcan ise yıllardır Türk futbolunun ihtiyaç duyduğu ama kıymeti tam bilinmeyen oyunculardan biri.
Koşan…
Boşluk kapatan…
Takım arkadaşlarını oynatan…
Alkışı değil, dengeyi seven futbolcular vardır.
Salih onlardan biri.
Kassoum Ouattara, gençliğin cesaretini taşıyor.
İlhan Fakılı, geleceğe yatırım niteliğinde.
Doğan Alemdar, yerli kaleci rotasyonunu güçlendiren önemli bir hamle.
Leandro Trossard ise yalnızca teknik kalite getirmiyor.
Avrupa'nın üst düzey rekabet kültürünü de beraberinde getiriyor.
Her biri farklı bir ihtiyacı karşılıyor.
Ama asıl önemli olan…
Hiçbirinin tek başına "kurtarıcı" olarak sunulmaması.
Çünkü büyük takımlar kahramanlarla değil, sistemlerle yaşar.
Şimdi gündemde Muhammed Salah konuşuluyor.
Eğer bu transfer gerçekleşirse…
Sadece Beşiktaş değil, Türk futbolu yeni bir vitrinin kapısını aralayabilir.
Salah'ın sahadaki etkisini anlatmaya gerek yok.
O zaten dünyanın en büyük futbol markalarından biri.
Fakat asıl mesele saha dışı…
Ortadoğu'dan Kuzey Afrika'ya…
Endonezya'dan Malezya'ya…
Milyonlarca insanın takip ettiği bir futbolcudan söz ediyoruz.
Bugün dünya futbolunda forma satışları yalnızca kulüp sevgisiyle yapılmıyor.
Kimliklerle yapılıyor.
Temsil duygusuyla yapılıyor.
Salah'ın siyah-beyaz formayı giymesi, Beşiktaş'ın dijital görünürlüğünü, uluslararası sponsorluk değerini ve küresel taraftar kitlesini bambaşka bir seviyeye taşıyabilir.
Ama burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı var.
Beşiktaş'ın geleceği Salah'a bağlı olmamalı.
Salah gelirse hikâye büyümeli.
Gelmezse hikâye küçülmemeli.
İşte gerçek kurumsallık budur.
Bütün bu tabloya yukarıdan baktığımızda ilk kez birbirini tamamlayan parçalar görüyoruz.
Sportif direktör…
Scout yapılanması…
Teknik direktör…
Yaş dengesi…
Avrupa tecrübesi…
Genç oyuncu yatırımı…
Bunların her biri aynı cümlenin kelimeleri gibi duruyor.
Yıllardır Beşiktaş'ta eksik olan da buydu.
Cümle kurulmadan kelimeler değiştiriliyordu.
Şimdi ise önce cümle kuruluyor.
Sonra kelimeler seçiliyor.
Elbette futbol sabır ister.
Yeni bir oyun anlayışının oturması birkaç hazırlık maçıyla olmaz.
Bazen ilk aylar sancılı geçer.
Top kayıpları olur.
Puan kayıpları olur.
Tribün sabırsızlanır.
Türkiye'de futbolun en zor tarafı da budur.
Biz sonucu hemen görmek isteriz.
Oysa Avrupa'nın güçlü kulüpleri, doğru fikrin meyvesini bazen iki yıl bekler.
Beşiktaş da bu kez fikrinden vazgeçmezse…
Bugün atılan temeller, birkaç sezon sonra yalnızca şampiyonluk değil, sürdürülebilir bir futbol kültürü de üretebilir.
Dolmabahçe'nin akşamları bir başkadır.
Boğaz'dan gelen iyot kokusu tribünlere karışırken, siyah-beyaz formalar yalnızca on bir futbolcunun sırtında durmaz.
Bir semtin hafızasını taşır.
Bir kulübün karakterini taşır.
Bir ülkenin futbol romantizmini taşır.
Belki de bu yüzden Beşiktaş hiçbir zaman sadece bir futbol kulübü olmadı.
Kazandığında sevindiren…
Kaybettiğinde düşündüren…
İnsana kendisini sorgulatan bir okul oldu.
Bugün o okulun koridorlarında yeniden bir hareket var.
Kapılar açılıyor.
Tozlu raflardan futbol aklı indiriliyor.
Scout raporları yeniden masaya seriliyor.
Antrenman sahasında oyuncular yalnızca koşmuyor; aynı dili konuşmayı öğreniyor.
Belki bu yolun sonunda kupalar olacak.
Belki ilk yıl yalnızca umut…
Ama uzun yıllardan sonra ilk kez Beşiktaş'ın geleceği, tesadüflere değil; planlara emanet edilmiş gibi görünüyor.
Ve futbolun en güzel yanı da budur.
Bazen bir şampiyonluk, bir kupadan daha büyük değildir.
Bazen en büyük zafer, yıllar sonra yeniden ne olmak istediğini hatırlayabilmektir.
İşte bugün Dolmabahçe'de hissedilen duygu tam olarak budur.
Henüz hiçbir şey kazanılmadı.
Ama uzun zaman sonra ilk kez…
Bir hikâye doğru yerden yazılmaya başlanmış gibi duruyor.

Mehmet Eyüp Yardımcı

www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026 

YORUMLAR (13)

Baybora
20.07.2026 - 14:30

64 yaşında bir Beşiktaş'lı olarak, yazdığınız yazıdan dolayı sizi kutluyorum. Bir sözüm de yüce Beşiktaş taraftarına, lütfen reaksiyon verirken dikkatli olalım. Önemli bir hikayedir, İngiltere'de küme düşen takımın son maçına 50 bin kişi geldi ve alkışladı.

Yanıtla Beğenme (0)
B.deniz
20.07.2026 - 14:12

Guzel yazı doğru analiz yerinde tesbitler ruh ve ceset gibi birbirini tamamlayan deruni isabetli faideli yazı olmuş tebrik takdirler

Yanıtla Beğenme (1)
Acortix
20.07.2026 - 14:05

Son üç sezondur bu kadar güzel ve umut veren bir transfer dönemi geçirdiğimizi hatırlamıyorum,Alınan ve alınması düşünülen futbolcularla taraftarın önüne şampiyonluk hedefi konuldu,çıta yükseldi,taraftar yorumlarına baktığımda destekleyenlerde karşı olanlarda heyecanlı,ama inanıyorumki sezon başladığında tek yumruk tek ses olacağız,Stadımız dünyanın en güzeli ama rakipler için gelenin çıkamayacağı cehennem olacak,büyüklüğümüzü yeniden hatırladık büyük takımlar büyük oyuncularla oynar,

Yanıtla Beğenme (0)
Rasim
20.07.2026 - 13:57

Kara duvar projesi gerceklesmeli eger olursa rakipleri cok etkileriz ve avantajımız büyük olur

Yanıtla Beğenme (0)
Hsn
20.07.2026 - 13:55

Ya uzun zaman sonra okuduğum en iyi ve en yapıcı yazı. Emeğine sağlık.

Yanıtla Beğenme (0)
ayhan kartal
20.07.2026 - 13:49

elinize sağlık.Çok güzel bir yazı olmuş.

Yanıtla Beğenme (0)
byr
20.07.2026 - 13:44

birde stadın üst kısımlarına ekstra oturma yerleri yapılıp kapasite arttırılabilir. 50 bini bulması lazım kapasitenin.

Yanıtla Beğenme (0)
Hakko
20.07.2026 - 13:38

Doğru ve güzel anlatmış

Yanıtla Beğenme (0)
Cihan_Bjk
20.07.2026 - 13:35

Doğru, henüz hiçbirşey kazanılmadı. Ama şampiyon olmuşuz gibi destan yazmışsınız. Umarım, doğru gibi duruyordan doğrulara ulaşırız.

Yanıtla Beğenme (0)
Abuzer kadayif
20.07.2026 - 13:32

Topa vurmadan nereye gideceğini bilirsin tahmin edersin senin yazını okudum nereye gittiği belli değil herkezin düşüncesi farklı ama ne diyim

Yanıtla Beğenme (4)
X
20.07.2026 - 13:29

Gökhan Keskin Avrupa turu nasıl geçiyor külüpten sınırsız harcama yetkisiyle avrupa avrupa geziyorsun bari bir iki icraatini duyalım.

Yanıtla Beğenme (6)
Kamino
20.07.2026 - 13:28

Biri karalama yapıyor, biri güzelleme, lig başlasın tartıya koyarız, gerek yok böyle şeylere. Eski Beşiktaş’a kavuşmayı en çok biz istiyoruz zaten.

Yanıtla Beğenme (0)
Kartal 1903
20.07.2026 - 13:28

Çok güzel yazı olmuş👏

Yanıtla Beğenme (0)