Duhuliye.com yazarı Mehmet Eyüp Yardımcı'nın kaleme aldığı köşe yazısı.
Futbolda bazı oyuncular vardır; daha top ayağına gelmeden savunmanın dengesini bozarlar. Bazıları hızlarıyla, bazıları zekâlarıyla, bazıları da yalnızca fiziksel varlıklarıyla rakip savunmanın üzerine bir gölge gibi çöker.
Dušan Vlahović, üçüncü kategoriye en fazla yaklaşan santrforlardan biri.
1.90 metrelik boyu, güçlü fiziği, sol ayağı, ceza sahasındaki bitiriciliği ve savunma arkasına yaptığı koşularla Vlahović, klasik anlamda “9 numara”nın modern futboldaki karşılıklarından biri. 28 Ocak 2000 doğumlu Sırp futbolcu henüz 26 yaşında. Yani futbolculuk kariyerinin yaş itibarıyla en verimli döneminin kapısında bulunuyor. Fakat onun hikâyesinde son birkaç yılın asıl meselesi yetenek değil; süreklilik.
Çünkü Vlahović'in kariyeri biraz da “Ne yapabileceğini biliyoruz ama bunu ne kadar süreyle yapabileceğini bilmiyoruz” cümlesinin etrafında dolaşıyor.
Fiorentina'dan Torino'ya uzanan büyük beklenti
Vlahović, Partizan altyapısından yetişti. 2018'de henüz 18 yaşındayken Fiorentina'ya geçti. İtalya'daki ilk yıllarında henüz ham bir cevherdi. Ancak 2020-21 sezonu onun için bir dönüm noktası oldu.
Serie A'da 21 gol attı ve ligin en dikkat çekici genç forvetlerinden biri haline geldi. Bir sonraki sezon ise çıtayı daha da yukarı çıkardı. Fiorentina formasıyla gösterdiği olağanüstü golcülük, Juventus'un dikkatini çekti.
Ocak 2022'de Torino'ya geldiğinde üzerinde yalnızca Juventus formasının 9 numarası yoktu.
Üzerinde, Juventus'un yıllardır aradığı yeni büyük golcünün etiketi de vardı.
Vlahović'in Juventus'a transferi, Fiorentina'daki çıkışının yarattığı beklentiyle birlikte düşünüldüğünde son derece büyük bir yatırım anlamına geliyordu. Torino'daki kariyerinin tamamında 168 resmi maçta 68 gol ve 16 asist üretmesi, onun tamamen başarısız olduğunu söylemeyi zaten mümkün kılmıyor.
Ama Juventus gibi kulüplerde bazen mesele yalnızca kaç gol attığınız değildir.
Mesele, o gollerin takımın kaderini ne kadar değiştirdiğidir.
Vlahović nasıl bir santrfor?
Vlahović'in en belirgin özelliği, ceza sahasında klasik bir bitirici olması.
Sol ayağını son derece etkili kullanıyor. Özellikle ceza sahası içerisinde vücudunu rakibinin önüne koyarak yaptığı vuruşlarda güçlü. Hava toplarında boyunun avantajını kullanabiliyor. Sırtı dönük oynayabildiği gibi, savunmanın arkasına koşu atarak da pozisyon yaratabiliyor.
Fakat onu yalnızca “uzun ve güçlü bir santrfor” olarak değerlendirmek büyük hata olur.
Çünkü Vlahović'in genç yaşta dikkat çekmesinin temel nedeni, fiziği ile gol sezgisini bir araya getirebilmesiydi.
Bir stoper onunla fiziksel mücadeleye girdiğinde avantaj sağlayabileceğini düşünür; Vlahović ise çoğu zaman o mücadelenin ikinci hamlesinde pozisyonu bitirmeyi başarır.
Ancak oyununun bazı eksikleri de yıllardır tartışılıyor.
İlk dokunuşu her zaman üst düzey değil. Dar alanda rakibini geçme becerisi, elit seviyedeki bazı çağdaş santrforların gerisinde kalabiliyor. Savunma arkasına koşu konusunda etkili olsa da top ayağındayken oyunu yönlendiren, takım arkadaşlarına sürekli pozisyon hazırlayan bir “komple forvet” profiline henüz ulaşmış değil.
Başka bir ifadeyle:
Vlahović oyunun kendisinden çok, oyunun sonucuna hükmetmeye daha yakın bir futbolcu.
Topu aldığında ilk düşüncesi çoğu zaman kaleye gitmek.
Bu onun gücü.
Ama aynı zamanda bazı sistemlerde sınırlılığı.
2025-2026: Bir sezonun iki ayrı yüzü
Vlahović'in 2025-2026 sezonuna bakıldığında ortaya oldukça ilginç bir tablo çıkıyor.
Sezonun tamamında Juventus formasıyla 23 resmi maçta 1.162 dakika süre aldı; 10 gol ve 2 asist üretti.
Bu rakam ilk bakışta şaşırtıcı.
Çünkü 23 maçta 10 gol, bir santrfor için oldukça iyi bir üretim oranı.
Fakat aynı istatistiğin yanına 1.162 dakikayı koyduğunuzda başka bir hikâye başlıyor.
Vlahović sezon boyunca takımının sürekli oynayan santrforu değildi.
Daha doğrusu, olmak istediği kadar olamadı.
Serie A'da 2025-2026 sezonunda 7 gol ve 1 asist üretti. Opta Analyst verileri onun ligde 19 maça çıktığını, 969 dakika oynadığını ve 7 gol attığını gösteriyor. Şampiyonlar Ligi'nde ise 4 karşılaşmada 3 gol ve 1 asist kaydetti.
Dolayısıyla ortaya çok çarpıcı bir paradoks çıkıyor:
Vlahović az oynadı ama oynadığı zamanlarda gol buldu.
Sorun, onun gol atıp atamaması kadar, Juventus'un ondan ne kadar süre yararlanabildiğiydi.
Asıl kırılma: 96 günlük sakatlık
Ve hikâyenin en ağır cümlesi burada başlıyor.
Vlahović, 2025-2026 sezonunda ciddi bir adduktor sakatlığı yaşadı.
Transfermarkt'ın sakatlık kayıtlarına göre Sırp futbolcu 30 Kasım 2025 ile 5 Mart 2026 arasında 96 gün sahalardan uzak kaldı ve bu süreçte 21 maç kaçırdı.
Neredeyse üç ay değil.
Neredeyse yüz gün.
Bir futbolcu için yüz gün yalnızca takvimden silinen yüz gün değildir.
Ritimden uzak kalınan yüz gündür.
Takım arkadaşlarının değiştiği, teknik direktörün oyun planının değiştiği, rakiplerin değiştiği, sezonun başka bir psikolojik evreye girdiği yüz gündür.
Daha önemlisi, santrforun vücudunun yeniden güven kazanması gereken yüz gündür.
Vlahović 21 Mart 2026'da Sassuolo karşısında yalnızca 11 dakika süre alarak sahalara döndü. Ancak bu dönüşün ardından bir kez daha baldır problemi yaşadı. Yeni sakatlık 7 Nisan-25 Nisan arasında 19 gün sürdü ve iki maç kaçırmasına yol açtı.
Yani 2025-2026 sezonunda Vlahović'in sakatlık dosyası yalnızca bir “uzun süreli sakatlık” başlığından ibaret değildi.
Önce adduktor problemi...
Sonra geri dönüş...
Ardından baldır problemi...
Ve yeniden ritim arayışı.
Santrfor için ritim ne demektir?
Santrforun ayağı, bazen beyninden önce düşünür.
Bir top ceza sahasına geldiğinde iyi santrfor topu görmeden önce nereye gideceğini hisseder.
Vlahović'in en büyük avantajlarından biri de budur.
Fakat bu sezgi tekrar tekrar kesintiye uğradığında futbolcunun yalnızca fiziksel kapasitesi değil, maç içindeki refleksleri de etkilenir.
Sakatlıktan dönen futbolcu ilk maçında yüzde yüzünü veremez.
İkinci maçında bedenini test eder.
Üçüncü maçında özgüvenini arar.
Dördüncü maçında eski futbolcu olmaya başlar.
Vlahović'in 2025-2026 sezonundaki problemi, bu döngüyü tamamlayacak kadar uzun süre sahada kalamamasıydı.
Football Italia da sezonunun sakatlıklar nedeniyle ciddi biçimde sekteye uğradığını ve adduktor problemi nedeniyle yaklaşık dört aylık bir dönem kaçırdığını belirtiyor.
Buna rağmen rakamlar neden hâlâ umut veriyor?
Çünkü Vlahović'in hikâyesi henüz bitmiş değil.
26 yaşındaki bir santrforun, sakatlıklarla bölünmüş bir sezonda 23 maçta 10 gol üretmesi, hâlâ önemli bir gol kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. Juventus'un 2025-2026 sezonundaki hücum problemleri düşünüldüğünde bu daha da dikkat çekici hale geliyor.
Üstelik Şampiyonlar Ligi'nde 4 maçta 3 gol atması, Avrupa seviyesinde de hâlâ etkili olabildiğinin bir işareti.
Borussia Dortmund karşısında attığı iki gol ve Sporting karşısındaki golü, onun Avrupa'nın üst düzey sahnesinde ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha gösterdi.
Fakat burada da aynı soru dönüp dolaşıp karşımıza çıkıyor:
Vlahović bir takımın birinci santrforu olacak kadar güvenilir mi?
Bu sorunun cevabı, yalnızca gol sayısında değil, sağlık durumunda ve oynayacağı sistemde yatıyor.
Juventus macerasının özeti: Başarısız mı, eksik mi?
Bence Vlahović'in Juventus kariyerini “başarısız” diye etiketlemek kolaycılık olur.
Çünkü 168 maçta 68 gol, kötü bir istatistik değildir.
Ama Juventus'un ondan beklediği şey yalnızca iyi bir istatistik değildi.
Vlahović'in, Juventus'un yeni Trezeguet'si, yeni büyük golcüsü, Avrupa gecelerinin yıldızı olması beklendi.
O ise zaman zaman bunu yaptı.
Ama hiçbir zaman bunu uzun süreli bir alışkanlığa dönüştüremedi.
Kimi zaman taktik sistemle uyuşmadı.
Kimi zaman formsuzluk yaşadı.
Kimi zaman takımın üretkenliği onu beslemedi.
Kimi zaman da sakatlıklar geldi ve bütün hikâyenin önüne geçti.
Bu nedenle Juventus serüveninin en doğru özeti belki de şudur:
Vlahović Juventus'ta kötü bir golcü olmadı; fakat Juventus'un beklediği kadar büyük bir golcü de olamadı.
Bugün Vlahović'e bakarken ne görüyoruz?
Bugün Vlahović'e bakarken 26 yaşında, hâlâ yüksek seviyede gol atma kapasitesi bulunan, Serie A tecrübesi çok yüksek, Şampiyonlar Ligi görmüş ve fiziksel özellikleri Avrupa'nın pek çok liginde fark yaratabilecek bir santrfor görüyoruz.
Ama yanında iki soru işareti de duruyor:
Sağlık ve süreklilik.
Bir kulüp Vlahović'i transfer ettiğinde yalnızca 10-15 gol ihtimalini satın almıyor.
Aynı zamanda onun yeniden 20 gol bandına çıkma ihtimalini satın alıyor.
Fakat bunun gerçekleşebilmesi için önce sahada kalması gerekiyor.
Çünkü futbolun en acımasız gerçeği şudur:
Golcü için yetenek gereklidir; ama yeteneğin sahada bulunmadığı günlerde hiçbir istatistik çalışmaz.
Vlahović'in 2025-2026 sezonu tam da bu cümlenin karşılığı oldu.
23 maç...
1.162 dakika...
10 gol...
2 asist...
Ve yaklaşık dört aya yaklaşan büyük bir sakatlık arası.
Rakamlar bize iki farklı Vlahović anlatıyor.
Birincisi, ceza sahasına girdiğinde hâlâ kalecinin yüreğini daraltan Vlahović.
İkincisi, sezonun önemli bölümünde tribünden kendi takımını izlemek zorunda kalan Vlahović.
Belki de onun kariyerinin bundan sonraki bölümünü belirleyecek olan soru, “Kaç gol atacak?” sorusu olmayacak.
Daha basit, daha acımasız ve daha gerçek bir soru olacak:
Bir sezonda kaç maç boyunca gerçekten Vlahović olabilecek?
Çünkü 26 yaşındaki Sırp'ın futbolunda hâlâ büyük bir hikâye yazabilecek kadar mürekkep var.
Ama artık o hikâyenin başlığını goller değil, süreklilik belirleyecek.
Eyüp Yardımcı
Duhuliye.com
www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026
YORUMLAR (9)
Mehmet Eyüp Yardımcı'nın analiz yazılarını çok beğenirim ve ne zaman görsem son satıra kadar okurum. Evet, Vlahovic'in geçen sezon 96 gün sakat kalması, 21 maç kaçırması can sıkıcı ama bu sakatlık problemli oyuncuları transfer etmek zaten bizim takımın kaderi gibi oldu. Ben Dusan Vlahovic'e Beşiktaş'ta başarılı, bol gollü ve sakatlık probleminden uzak bir sezon diliyorum.
Emek verilmiş bir yazı elinize kaleminize sağlık
Şu güzel yazıyı sonun kadar okuyan kaç kişi vardır acaba? Gerçek gazete budur. Bir kıyaslama yapın ve o beş para etmez cahillerin cavcavlarına, paçavraların palavralarına kulak asmayın artık gençler.
Vlohovic trossard dünya markası evet ama daha 4 transfer daha lazım sağ kanat hala boş cerny kim rasisca kim allah aşkına gönderin bunları oraya gerçek bir hücumcu içeriye giren net orta kesen 2 yıldız alın orta saha boş defans lazım
@Futbol bilgini rashica bu kadroda iyi bir hamle oyuncusu olur. İlk 11 olmaz ama tutulması lazım bence. Yedek kalmayı sorun etmiyor ve sonradan girdiği maçlarda verim veriyor.
O artık fbgs kız kardeşlerin korkulu rüyası 🤣
Vlohovic trossard dünya markası evet ama daha 4 transfer daha lazım sağ kanat hala boş cerny kim rasisca kim allah aşkına gönderin bunları oraya gerçek bir hücumcu içeriye giren net orta kesen 2 yıldız alın orta saha boş defans lazım
Guzel yazi. Somuna kadar okudum. Bir de arastirma yaptim. Vlahovic son sezonda sakatlanmis. Daha once boyle uzun sureli sakatlik yasamamis. Bunu da yaziniz. Eysan 2 geliyor.