Vincenzo bir sistem gücü yaratmış durumda, bu sistemde oynayan her oyuncu takıma kolay uyum sağlıyor. Beşiktaş hem oyun felsefesi, hem kalitesi, hem de fizik açısından iyi durumda.
Beşiktaş'ın hocası her rakibe karşı oyunu ön alanda oynatmayı seviyor. Oyuncularına da bunu sevdirdi. Ön alanda rakibi rahatsız eden bir takım yarattı, ön alan baskısını yapan, rakibe topu vermeyen ve dönen topları hemen kapıp tekrar o baskıya devam eden, bu baskıyı da 70 dakikaya çıkartabilen bir Beşiktaş izliyoruz.
Her takım 20 ya da 30 dakika ön alanda baskı yapabilir ama bunu 70 dakikaya çıkartıyorsa, bu takımın adı Beşiktaş ise, hocası da Italiano ise orada durup düşüneceksiniz. Diyeceksiniz ki bu kadro içinde bazı oyuncular geçen sene koşmada bile zorlanıp asist yapamayan oyuncular, topa vuramayan oyuncular bu sene asistler yapıyor, goller atıyorlar.
Burada bir teknik direktör dokunuşunu izliyoruz ve bir teknik direktör takımı olma yolunda Beşiktaş'ın geliştiğini görüyoruz.
Beşiktaş'ın hücum zenginliğine karşı rakiplerinin önlem alabilmesi kolay değil. Maçın belli bölümlerinde oyunu kontrol edebilseler de maçın genelinde bu mümkün değil. Çünkü Beşiktaş tüm bölgeleriyle oyunun içerisinde olan bir takım.
Beşiktaş'ın hocasının istediği şeyi artık çok net görüyoruz. Top kaybedildiği anda geri kazanmak isteyen, rakibi kendi sahasına hapsetmeye çalışan, bekleri ve orta sahasıyla sürekli öne çıkan bir takım izliyoruz.
Maçı yöneten hakem tüm takdir haklarını Erzurumspor lehine kullandı. Bu sene sadece rakipleri değil, hakemleri de yenmemiz şart oldu. Bu da kolay iş değil. Yıllardır aynı filmi izliyoruz. Oyuncular değişiyor, teknik direktörler değişiyor, federasyon yönetimleri değişiyor, hakemlerin isimleri değişiyor ama Beşiktaş söz konusu olduğunda bazı kararların standardı nedense bir türlü değişmiyor. Biz de her sezon aynı şeyleri konuşuyoruz. Maç bitiyor, Beşiktaş camiası ayağa kalkıyor, yönetim açıklama yapıyor, taraftar isyan ediyor, birkaç gün televizyonlarda hakemler tartışılıyor ve sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. İstedikleri kadar uğraşsınlar, iki büyük yaratmak için tek büyük var, onun adı da Beşiktaş.
Kalede Nübel ile artık korku filmi izlemiyoruz. Ouattara bu oyunu ile Rıdvan'dan formayı zor alır. Agbadou ve Emirhan çok iyi bir maç çıkardılar.
Topa sahip olduğunda tehdit yaratan bir takım görüntüsü veren Beşiktaş'ta, orta alanda Orkun ve Salih oyunu iyi yönlendiren oyuncular olarak öne çıktılar. Pas trafiğini çok iyi yönettiler, hücum akışını kolaylaştırdılar.
Futbol çok enteresan bir oyun. Farklı zamanlarda farklı kahramanları ortaya çıkartabiliyor. Bu maçta Trossard fark yaratan isim oldu. Hyeon Gyo Oh da etkili bir oyun oynadı, gol atamadı ama sahada üstüne düşeni fazlasıyla yapan bir isimdi.
İlhan Fakılı ise ileride Beşiktaş'ımızın vazgeçilmez bir oyuncusu olacak.
Yeni alınan oyuncularla Ümit Akdağ, Poku, Miretti ile çok farklı bir kimliğe takım bürünecek, belli ki hoca onları oynatmak için doğru zamanı bekliyor.
Şu an her şey yolunda, çok da iyi gidiyor. Başkan daha rahat çalışabileceği bir yönetim oluşturmak istediği için seçime gidiyor, bunu bazı kişiler eleştirebilir ama eğer varlığı yokluğu belli olmayan, iç huzuru aralarında bozan varsa bu hamle eleştirilmemeli, desteklenmeli. Hedef şampiyonluk ise iç huzur şart.
Masis Kuyumcu
Duhuliye.com
www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026