Sabri Dino'dan Rasim Kara'ya, Jurkoviç'ten Mrmiç'e, hatta Auman'a... Bir sene içinde üç kaleci Myhre, Kjaer, Asper'den vazgeçip Cordoba'ya geçişi gördü bu gözler...
2006'da sezonun en az gol yiyen kalecisi olmasına rağmen gönderilen Runje'yi, gol yedikçe gülüyormuş hissi aldığımız Shorunmu'yu gömdü bu gözler...
Fevzi ıskasına, Boyko sıskasına şahidiz... Bako'ya razıydık, Rüştü'ye eyvallahımız vardı... Fabricio... Ağlayarak gitti... Niye gitti, hâlâ bilmem...
Ve Karius yeteneksizine bağladılar bizi... Tolga, Mert ve Ersin... Cordoba hariç, biraz Bako, biraz Mrmiç... Ve Fabri... Bu dördü hariç kaleci görmedi ne gözümüz ne gönlümüz...
Bir tane başkan da çıkıp demedi ki: "Futbolun en önemli yeri kaledir, oraya verilen paraya acımam." Demedi de, almadı da... Alamadılar...
Yönetim hataları yüzünden taraftarla kötü oldular... Son 5 sene kalede kaleci eksikliği göremeyenlerin yüzünden Ersin ha bire ıslıklanıyor...
İlk defa da değil; belli aralıklarla her sene... Bu Beşiktaş'a reva mı? Nasıl içiniz rahat ediyor, anlamıyorum...
O kadar parayı sokağa atıyorsunuz da, beş senedir bas bas kaleci alın diye hem biz hem Beşiktaş bağırmasına rağmen kimse kılını kıpırdatmıyor...
Şu Konya maçındaki görüntü hoşunuza gitti mi şimdi yani? Hem topçular demoralize oluyor, takım düşüyor; kaos, kasvet...
İyi işler mi bunlar? Bu zemin oluşmasına sebep olan, buraları göremeyen futbolun idari kısmıdır...
Rica ediyorum, bir an evvel senelerce kalede duracak bir kaleci alın... Kaleciye verilen paraya acımayın... Hemen 6 Şubat gelmeden... Allah aşkına...
İlk geldiğin gün çektirdiğin üçlünün gölgesi korusun seni
İnce bir paragraf da Orkun için açalım... Geldiği günden beri Beşiktaş taraftarı apoletiyle oynadığı maçlarda ağır baskı yaşadı...
Peş peşe gördüğü kırmızı kartlarda aşırı demoralize olup alarm sirenlerine denk geldi... Hele Fener maçında 2-0'dan verilen maçın kırılma noktasında yakalanması fecaattı...
Tepkiler, çatlamış camdan sızan su gibi ince ince gelmeye başladı... Yılmadı... Beşiktaş'ına ve armaya sığındı...
Hırsını her maçta belli ediyor, illa ki bu devranın döneceğini hissettiriyordu taraftara... Geçen hafta Eyüp maçında attığı gole, maçı alamamamızdan dolayı sevinemedi bile...
Son Konya maçı... Topun sarhoş olduğu, başıboş dolaştığı her kareye, her santime koştu... Her topu düzgün kullandı.
Takımı gecenin o ağırlığında hırsıyla itti... Takımın galibiyet golünü attı...
İçten sevinenleri ne zamandır özlemiştik; onu gösterdi bize... Teşekkür ediyoruz sana, kardeşim. İlk geldiğin gün çektirdiğin üçlünün gölgesi korusun seni...
Alen Markaryan / Akşam