Sosyal medya hesabından bir değerlendirme paylaşan Aksoy, yaşanan süreci “yanlışlar zinciri” olarak nitelendirdi.
Eski başkan adayı, sermaye artırımı, hisse satışları ve Dikilitaş süreci üzerinden yönetime sert eleştiriler yöneltti; kulüpte şeffaflık ve güven sorunu yaşandığını savundu.
Gürkan Aksoy:
BEŞİKTAŞ’TA YANLIŞLAR ZİNCİRİ:
SERMAYE ARTIŞINDAN DİKİLİTAŞ’A, ŞEFFAFLIKTAN GÜVEN KAYBINA
Beşiktaş camiası bugün yalnızca sportif başarısızlıklarla değil; finansal yönetim hataları, şeffaflıktan uzak kararlar ve kurumsal aklı yok sayan uygulamalarla karşı karşıyadır. Yaşananlar tekil hatalar değil, bir zincirin halkalarıdır. Bu zincir; yanlış sermaye artırımıyla başlamış, bilanço güvenilirliğinin zedelenmesiyle devam etmiş, hisse satışlarıyla derinleşmiş ve Dikilitaş süreciyle camianın sabrını tüketmiştir.
1. Yanlış Zaman, Yanlış Oran: Sermaye Artırımı Fiyaskosu
Geçtiğimiz yıl yapılan bedelli sermaye artırımı, Beşiktaş tarihinin en kötü planlanmış finansal hamlelerinden biri olarak kayda geçmiştir.
- Hisse fiyatı zaten baskı altındayken,
- Piyasa güveni zayıfken,
- Kulübün geleceğine dair net bir yol haritası yokken
yüksek oranlı bir sermaye artırımına gidilmiştir.
Sonuç ne olmuştur?
Mevcut ortak seyreltilmiş, küçük yatırımcı cezalandırılmış; kulüp ise beklediği nakdi dahi verimli kullanamamıştır. Sermaye artırımının amacı borç azaltmak mıydı, günü kurtarmak mıydı, yoksa başka satışların önünü açmak mıydı? Bu sorulara bugün hâlâ net bir cevap yoktur.
2. “Sınırlı Olumlu Görüş”: Güvenin Altına Atılan İmza
Bağımsız denetim raporlarında yer alan “sınırlı olumlu görüş” sıradan bir dipnot değildir. Bu ifade şunu söyler:
“Her şey yolunda değil ama biz de her şeye kefil değiliz.”
Bir spor kulübü şirketi için bu ifade alarmdır. Ancak yönetim bu alarmı susturmayı değil, görmezden gelmeyi tercih etmiştir.
- Bilanço kalemleri yeterince açıklanmamış,
- Borçların yapısı netleştirilmemiş,
- Gelir projeksiyonları hayal satmıştır.
Piyasa ise bu tabloyu doğru okumuş ve hisse fiyatını aşağı çekmiştir.
3. Hisse Satışları: Kulübün Değeri mi, Yönetimin Kolaycılığı mı?
Arka arkaya gelen hisse satışları Beşiktaş’a uzun vadeli çözüm değil, yalnızca geçici nefes sağlamıştır.
Ama bu nefesin bedelini kim ödemiştir?
- Kulüp: Değer kaybı
- Yatırımcı: Güven kaybı
- Camia: İtibar kaybı
Daha da vahimi; bu satışlar yapılırken kapsamlı, ikna edici ve şeffaf bir iletişim kurulmamıştır. Piyasa dedikoduyla, camia söylentiyle baş başa bırakılmıştır.
4. Dikilitaş Meselesi: Beşiktaş’ın Hafızası mı, Rant Alanı mı?
Beşiktaş bir spor kulübüdür. Spor tesisleri, altyapı alanları ve gençlik yatırımları kulübün varlık sebebidir.
Peki soruyoruz:
- Neden spor tesisi yıkılır?
- Neden yerine beton konuşulur?
- Neden önce camia ikna edilmez?
Dikilitaş süreci, yönetimin Beşiktaş’ı bir spor kültürü değil, bir gayrimenkul portföyü gibi gördüğünün en net göstergesidir. Bu anlayış Beşiktaş ruhuyla bağdaşmaz.
5. Şeffaflık Sorunu: En Büyük Yönetim Kusuru
Bugün gelinen noktada sorun yalnızca para değildir. Güven bitmiştir.
- Kararlar kapalı kapılar ardında alınmakta,
- Kongre üyeleri sonradan bilgilendirilmekte,
- Taraftar yok sayılmaktadır.
Oysa Beşiktaş’ta esas olan şudur:
Yönetimler geçicidir, Beşiktaş kalıcıdır.
SONUÇ: BEŞİKTAŞ SAHİPSİZ DEĞİLDİR
Bu yaşananlar kader değildir.
Bu yaşananlar yönetim tercihidir.
Ve her tercih eleştiriyi hak eder.
Beşiktaş; günü kurtaran değil geleceği planlayan,
satışla değil üretimle büyüyen,
susarak değil hesap vererek yöneten kadroları hak eder.
Bu camia ne yaptığını bilmeyenleri değil,
Beşiktaş’ı bilenleri istiyor.
Duhuliye.com