Futbol

“Farklı bir hakem olsa Beşiktaş en az 1 puan alırdı”

Spor yorumcusu Umut Öztürk,Analiz Masası programında Beşiktaş gündemine dair görüşlerini dile getirdi.

Umut Öztürk:

Beşiktaş mesela geçtiğimiz 2 sezonda daha geçiş temelli bir takımdı. Daha hız temelli bir takımdı. Ve bu hız temelli takım olması özellikle topu bıraktığı maçlarda, reaktif kaldığı maçlarda Fenerbahçe gibi, Galatasaray gibi, Avrupa Ligi'nde işte Athletic Bilbao gibi takımlara karşı Beşiktaş'ın hem oyun hem de skor almasını sağlıyordu.

Ama Beşiktaş biraz daha o küçük maçları açamadığı için bu sene teknik kaliteye bir yatırım yapmaya karar verdi. İşte Arthur Masuaku, Gedson Fernandes, Rafa Silva gibi hız temelli oyuncular denklem dışında kalırken Beşiktaş oraya Vaclav Cerny, Orkun Kökçü gibi hatta Amir Murillo gibi biraz daha yarı saha hücumunda, set hücumunda farklılaşabilecek biraz daha hazırlayıcı temelli oyuncular tercih etti.

Bu da aslında bir noktada derbilerde Beşiktaş'ın elini güçsüzleştiriyor diyebilirim. Hani bu takım oynamak istediği zaman geçişi de belli bir seviyede oynuyor ama özellikle Galatasaray'ın 10 kişi kaldığı süreden sonra Beşiktaş'ın yarı sahada geliştirdiği hücumlar, bazı şeyleri hiç deneyememesi ve gerçek anlamda bence Galatasaray kalesinin önünde net pozisyon bulamaması zaten xG'de biraz yansıyan yönü.

Beşiktaş'ın daha fazla şutu var. 20'nin üzerinde şutu var. Gol beklentisi yalnızca 1. Bu da aslında bazı şeyleri özetliyor. Ama ben şunu fark ettim; Galatasaray teknik kaliteyle fizik kaliteyi birbiriyle çok iyi harmanlayan bir takım.

Ve bu takıma karşı sizin belki iç saha baskısıyla ilk 5–10 dakika bir şeyler yapmanız mümkün ama Galatasaray topu aldıktan sonra Beşiktaş'ı tamamen kalitesiyle biraz etkisizleştirdi, iç sahada oynamasına rağmen.

Evet belki hakem tartışmaları çok yoğun yaşandı. Belki farklı bir hakem olsa, farklı kararlar verilse Beşiktaş bu maçtan da en az bir puanı alarak çıkardı. Ama Beşiktaş'ın bir oyun oturtma ve geçiş senesinde olduğunu aklımızda bulundurursak aslında bu maçtaki eksikliklerinden doğru dersler çıkarması halinde ben olumlu bir mağlubiyet olacağını bile düşünmüyorum.

Çünkü Beşiktaş'ın da planını yine biraz kırılganlıkla oluşturamadığını gördük. Aslında bu noktada biraz Fenerbahçe maçıyla paralellik kuruyorum. Beşiktaş o maçta çok ciddi bir ön alan baskısı yapıp Fenerbahçe'yi birinci bölgede çok zorlamıştı ve iki farklı skor avantajını yaşamıştı. Ama o maçın da ilk periyodundan sonra bir Orkun Kökçü kırmızısıyla oyundan düşen Beşiktaş görmüştük.

Aslında bu maçta da Beşiktaş kendi kurguladığı oyunu yani ön alan baskısından ziyade biraz daha orta blokla üç merkezle savunacağı planı, topu biraz daha Galatasaray'a yönlendirmelerle paylaşacağı planı bence Leroy Sané'nin o tartışmalı pozisyonuna kadar iyi bir şekilde sergiliyordu.

Yani o pozisyon biraz aslında Beşiktaş'ın mentalini dağıttı diyebilirim. Çünkü orta blokta bekliyorsun. Tamamen geçişler üzerine kurulu, rakibin hata yapmasına kurulu bir oyun planın var. Rakip o hatayı bir şekilde yapıyor. Kırmızı kartlık bir pozisyon doğuyor. Sen o avantajı tabii ki üçüncü faktörlerin de kararıyla elde edemediğin zaman Orkun Kökçü başta olmak üzere biraz takımda bir oyundan kopma gördüm ben.

Ama Galatasaray maç planıyla Fenerbahçe maç planının farklı olmasının nedeni şu. İnsanlar belki Beşiktaş'tan bu maç Sergen Yalçın futbolunun getirdiği bir şey olarak çok ciddi bir ön alan baskısı bekliyordu.

Beşiktaş Fenerbahçe ile oynadığı iç saha maçındaki gibi iki stoper hatta zaman zaman kaleciye çıkan bir pres yapamaz. Bunun da çok temel bir farkı var Galatasaray ve Fenerbahçe arasında.

Şimdi siz Fenerbahçe'ye ön alan baskısı yaptığınız zaman zaten iki stoperi hedef haline getiriyorsunuz ve Hemster ve Schrin farklı noktalarda çok iyi özellikleri olsa da pas konusunda öne çıkan bir ikili değil.

Bununla birlikte Fenerbahçe'nin iki merkezi yani o maçta kullandığı iki orta saha oyuncusu İsmail ve Álvarez de sırtı dönük oyunda pas yapmayacak hissi uyandıran oyuncular değiller.

Ama Galatasaray tarafına baktığımız zaman özellikle hücum hattında Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen, Leroy Sané gibi oyuncuların atletizmi çok daha yüksek. Bu yüzden geride bire bir kalma riskini almak çok daha zor.

Özellikle Rıdvan Yılmaz ile Leroy Sané eşleşmesinde bunu gördük. Yani hem gerideki pas kalitesi olarak Galatasaray'ın Fenerbahçe'den Abdülkerim Bardakcı farkıyla çok daha iyi bir takım olması hem de ön alan baskısı geride bire birleri doğuracağı için Beşiktaş bu maçta daha kontrollü bir plan tercih etti.

Ama Beşiktaş'ın yarı saha hücumunda en büyük problemi hazırlayıcı oyuncu eksikliği oldu. Hatlar arasında pas atan ve oyunu hızlandıran oyuncu sayısı çok azdı.

Özellikle Vaclav Cerny'nin formsuzluğu ve Orkun Kökçü'nün tek kalmasıyla birlikte Beşiktaş bu aksiyonları çok iyi gerçekleştiremedi.

Sonuç olarak Beşiktaş çok fazla kenar ortası yaptı ama ortaların kalitesi yeterli değildi. Açılan ortalar genellikle ceza sahasının altı pasına değil, yayın üzerine düştü. Bu da kaleye uzak ve etkisiz şutlara neden oldu.

Dolayısıyla ceza sahasına çok fazla oyuncu sokulsa da Beşiktaş Galatasaray savunmasının kilidini kıramadı ve maçı kaybetti.

Duhuliye.com

HABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }