duhuliye.com yazarı Masis Kuyumcu, köşe yazısında Beşiktaş gündemini değerlendirdi.
Hakem kötü bir yönetim gösterdi. Bu sezon bir çok maçta kötü yönetim gösteren diğer hakemleri aratmadı. Tüm taktir haklarını Trabzonspor lehine kullandı.
Futbol adil bir şekilde yönetilmeli. Sahada mücadelenin keyif verebilmesi için, saha içine etki eden tüm etmenlerin eşit ve adilce planlanıp, sunulması gerekmektedir.
Ülkemizde bu maalesef böyle yaşanmıyor .Beşiktaş Başkanı, yöneticisi, hocası, oyuncuları ve taraftarlarının bu şartlarda işi gerçekten çok zor.
Kırmızı kart verilen pozisyonda faule maruz kalan Ozan Tufan Trabzonspor yedek kulübesi ,Fatih hoca bile itiraz etmiyor, süratle oyunu başlatıyorlar, orta hakem düdük çalınca oyunu neden durduruyorsun diye sinirleniyorlar. Temas var ama pozisyonun uzaktan yakından kırmızı kart ile ilgisi yok...
Beşiktaş'ın oynadığı oyunu son zamanlarda anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Sahada görev alan oyuncuların yerleri kağıt üzerinde belli ancak kimin nerede , ne yaptığı belirsiz. Maçta Beşiktaş'ın özellikle savunma bloğu ile orta alan arasındaki inanılmaz boşluklar göze çarptı bu da Trabzonspor'un işine yaradı.
Sene başından beridir yaşanan hep aynı şey bu kadar çok bireysel hata yapan savunma oyuncuların olursa iki farka öne geçtiğin bir maçı bile kazanamazsın.
Dünyanın hiçbir yerinde 10 kişi kalan bir takım bu kadar aciz durumlara düşmez..
Beşiktaş savunması oyunu geride kabul ederek rakiplerine muazzam alanlar bırakıyor. Bu da doğal olarak oyun devamlılığına engel teşkil ediyor. İki bek oyuncumuz ataklarda ileriye çıktığımız zaman geriye dönmekte gecikiyorlar. Onların boşluğunu kapatalım derken stoperler nasıl pozisyon alacağı konusunda tereddüt yaşıyor.
Beşiktaş rakiplerine fark yaratabilecek, saha performansını bir türlü gösteremiyor. Orkun'dan beklenen saha içi liderliği bir türlü yansıtamıyor. Beşiktaş'ı vasat görüntünün üzerine taşıyamıyor.
Sayın Serdal Adalı, eski yönetimi çok sert şekilde eleştiriyordunuz ama şu anda onlardan daha kötü bir süreci yönetiyorsunuz. Seçim döneminde verilen sözlerin, “şeffaflık”, “akılcı transfer”, “borcu azaltma” söylemlerinin hiçbirinin karşılığı sahada da, kasada da yok. Eskiyi suçlayarak koltuğa oturmak kolaydı; şimdi sorumluluk sizde ve tablo ortada. Dikilitaş gelirleri, projeler, “yeni vizyon” derken ortada ne sürdürülebilir bir futbol aklı var ne de mali disiplin.
Rafa Silva suçlu, Gedson suçlu… Hep birileri suçlu. Bu adamları yönetmek için gelmediniz mi? Sahada bu iki oyuncunun performansı kötü müydü? Tam tersine, bu kaosun içinde bile en çok çabalayan, en azından belli bir seviyeyi tutturmaya çalışan isimlerdi. Geriye kalan kısım, açıkça yönetim ve teknik heyetin başarısızlığıdır, bunu kabul etmek lazım. Bu insanları mutlu edemediniz, koruyamadınız, taraftarın önüne attınız. Adı üstünde, bu insanlar profesyonel; “forma aşkı” eski dönemde kaldı, ama bugün bile bu kadar karakterli, sahada elinden geleni yapan oyuncu bulmak kolay değil.
Burada Sergen Hoca’yı da ayrı bir yere koymak gerekiyor. Beşiktaş’ın efsanesi olmak başka şey, bugünkü tabloya rağmen hâlâ dokunulmaz gibi davranmak başka şey. Takımın başına “kurtarıcı” diye gelip, sonra her kötü sonucun faturasını oyunculara kesmek, basın önünde futbolcuları işaret etmek, soyunma odasını yönetememek de bu kaosun parçası. Taktik yok, oyun planı yok, sürekli kadro istikrarsızlığı var; sonra da “oyuncular yetersiz” deniliyor. Eğer Rafa Silva gibi sessiz, sakin, işini yapmaya çalışan bir oyuncuyu bile mutsuz edebiliyorsan, orada sorun artık oyuncularda değil, teknik ekipte ve yönetimdedir.
Sonuç olarak; Beşiktaş bugün yönetilemeyen bir kulüp görüntüsünde. Başkan hesap veremiyor, teknik heyet sorumluluk alamıyor, futbolcular günah keçisi ilan ediliyor, taraftar ise hem maddi hem manevi olarak sömürülüyor. Bu düzen değişmediği sürece ne yeni nesilde var olacağız ne de sahada gerçek bir “büyük” gibi oynayacağız. Beşiktaş’ın sorunu oyuncu değil; vizyonsuzluk, liyakatsizlik ve koltuğu koruma derdine düşmüş yöneticilerdir.
Sayın Başkan mevcut kadro ile Türkiye Kupası’nı kazanmak zor değil. Ancak Ocak ayında yapılacak 3 takviye, takımın kimyasını bir anda değiştirebilir. Galatasaray’ın yıllardır yaptığı gibi, kaleci ve santrfor mevkilerine kaliteli isimleri getirirseniz, hem sahadaki rekabet gücünüz artar hem de artık bu sene geçti belki ama önümüzdeki sene Şampiyonlar Ligi gelirleriyle bu transferleri adeta bedavaya getirmiş olursunuz.
Bizimde biran önce işi sadece gol atmak olan bir santrfor almalıyız. Osimhen ve Icardi iki önemli santraforu ile bugün kapanması kolay olmayan puan fark oldu. İşte santrfor farkı bu takımın başrolü iyi olmazsa başarılı olamazsın.
İyi bir kaleci, savunması kuvvetli bir sol bek ve santrfor ile kadroyu çok farklı bir noktaya taşır.. Türkiye Kupası’nı alır sezonu kupasız kapatmayız.
Masis Kuyumcu / duhuliye.com
HABER1903 farkını yaşamak için İNDİR..
YORUMLAR (6)
Devre arası alınabilirse iyi bir kaleci , defansı ve hatta ofansı düzgün bir sol bek , gol atabilen gerçek bir santrafor inanıyorum ki bu takımda bile olumlu yönde çok ciddi değişim yaratır …
Saraycı yapının eli futbolun bu kadar içindeyken, futbolda adalet filan olmaz.
Anlamdigim, böyle sacma sapan yorumlarla futbolu bitirdiniz hep beraber. tabiiki hatalar oluyor ve bunlarin üzerine de gidilmeli. ama herkes kendi isini yapmali. bu türkiyemizde bölye olmadigi icin böyle sorunlar yasaniyor. tff baskani mesela profesyonel degil. mafyanin dik alasi. hakemleri soyunma odasina kapatir, tehdit eder vs. böyle birini kim tff baskani secti mesela? serdar adali. profesyonel degil mesela. parasi var belki onu bunu aliyor oynuyor bir takimi batiriyor. sergen mesela: neresi profesyonel? adamin yabanci dili yok ancak o na buna sallasin. gitsin yorumculuk yapsin. söyledi herseyin tersini yapiyor cikip ben iyiyim takim kötü diyor. siktir ol git. 3 tane %100 de %1000 lik gol pozisyonlarimiz var. atsak hakemin düdügü götüne girsin. kendi hatalarini ört bas etmek icin o na buna saldiriyorlar. bakin avrupaya...dortmund hakem mi konusuyor, leverkusen, liverpool, milan hakem mi konusuyorlar? biz nerede hata yaptik diyorlar ve bir an önce dönüyorlar. sen ole ye kovdun, ondan 100 kat daha kötü biri geldi, sergen. ve onu hala tutuyorsun. jurasek, silva, abraham, rashica hepsini bitirdin. tamam belki iyi oyuncu degiller hepsi ama hic olmazsa moralli oynuyorlardi. simdi morali da bitirdin sergen. adali ve sergen gidin hata binin.
Hakemler berbat..defans hattımız çok kötü.Kırmız kart görünce mahalle takımına dönüyoruz..Bunlar dışındaki sorunlar çok da büyük sorun değil bize puan kaybettiren 3 sebep ortada..yazık oldu bir sezona daha yalnız şu da gerçek ki kırmızı görene kadar fb maçında da ta maçında da çok iyiydik..oyunumuz gelişiyor düzeliyor..seneye iyi bir kadro ike sergen hoca çok iyi işler yapAcaktır…artık hoc değişmek yeter
Insanlar cok saf. Ulke adil yonetilmiyor, futbol mi adil yonetilecek? Ben 40 yasina geldim, bildim bileli Besiktasin hakki yenir. Ozellikle Galatasarayin tarihi şaibelerle dolu. Yazik guzel Turkiye ne hale geldi.
Yine sonuç odaklı konuşan, futbola yüzeysel bakan bir kitle ortaya çıktı. Oysa futbolda mesele sadece skor değil, oyunun geneline bakabilmektir. Bu maçta da sorun çok netti. Takım kendi yarı sahasına gömülmüş durumda. Rakip kaleye çıkış yok, geçiş oyunu yok, plan yok. Orta saha tamamen düşmüşken orayı güçlendirmek yerine, oyuna hiçbir katkı vermeyen Abraham’ı sahada tutup Orkun’u oyundan almak futbol aklıyla açıklanamaz. Orta saha çökmüşken oradan bir oyuncu eksiltmek, takımın oyundan tamamen kopmasına yol açtı. Raşica’yı normalde ben beğenmem; ancak bu maç özelinde etkiliydi, çalışkandı ve oyunun içindeydi ve topu rakip alana tasirdi suratiyle. Buna rağmen onu da oyundan almak, teknik adamın oyunu okuyamadığını açıkça gösteriyor. sorun zamanlama, tercih ve oyunu analiz edememe meselesi. Sergen Yalçın’ın en büyük zaafı da burada ortaya çıkıyor: Maç içinde doğru hamleleri yapamıyor. Oyun gidişatını okuyamıyor ve bu yüzden kazanılabilecek bir maç, yanlış müdahalelerle berabere bitiyor. Bu beraberlik tamamen teknik direktör kaynaklıdır. Doğru ve zamanında yapılmayan müdahalelerin bedelini takım ödedi. Asıl endişe verici olan ise bunun bir istisna değil, bir alışkanlık hâline gelmesi. Transfer döneminde de bu anlayış devam ederse, yine kaybolan yıllar yaşarız; yine saç baş yolduğumuz bir sezon izleriz. .