Futbol

“Her maça 3 puan diye çıkılmaz”

Ali Sunal’ın sunduğu Gol Kralı programında konuşan Serdar Ali Çelikler, Beşiktaş’ın Amedspor deplasmanında aldığı mağlubiyeti değerlendirdi. Çelikler; Amedspor’un maç planından Beşiktaş’ın yoğun fikstürüne, kadro planlamasından Vincenzo Italiano’nun tercihlerine ve hakem kararlarına kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

“Amedspor, Beşiktaş’ı Beşiktaş’tan daha fazla çalışmış”

Beşiktaş bölümünü açan Ali Sunal, “Beşiktaş’ı da biraz konuşalım. Benim takımımdır. Bir de Amedspor’u konuşalım.” ifadelerini kullandı.

Serdar Ali Çelikler ise Amedspor’un ortaya koyduğu oyunun hakkını vererek şunları söyledi:

“Amedspor’u tebrik edelim. Birazdan bir sürü şey söyleyeceğiz. O yüzden bunların hiçbiri Amedspor’un akılcı, güzel futbolunun önüne geçmez. Bir kere Amedspor daha fazla çalışmış. Beşiktaş’ın çalıştığından daha fazla Beşiktaş’ı çalışmış. Ne yapmak istiyorsa sahaya daha iyi yansıttı ve 2-0 öne geçmek de müthiş avantaj oldu. Tabii o yorgun Beşiktaş’ı yakalamışken keyifli oldu. Tribünün ambiyansı da... Çok İstanbul takımı var. Şehir deplasmanını özlemişiz. Gelsinler artık. Bir deplasman yaşayalım, ‘Ne yapacağız bu deplasmanda?’ diyelim.”

Çelikler, Vincenzo Italiano’nun maç sonrasındaki değerlendirmesini de hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vincenzo Italiano da ‘Buradan herkes çıkamaz.’ dedi. Müthiş bir coşku vardı. Burada herkesin puan kaybedeceğini tahmin ediyorum gibi bir cümlesi var. O coşkuyu özlemişiz. Trabzonspor’u yenmişler, Beşiktaş’ı yenmişler, Başakşehir’e de 5 atmışlar. Daha ne yapacaklar? Demek ki orada bir şey var. Bunların hepsi tesadüf olabilir mi? Mümkün değil. Bir de hocaları benim sevdiğim tarzda oynatıyor. Ona uygun takım yapmış.”

“Direkt futbol diye bir şey var”

Amedspor’un oyun anlayışına dikkat çeken Çelikler, geriden pasla çıkmanın her takım için zorunlu olmadığını söyledi:

“Geriden pasla çıkayım... Başakşehir, geriden pasla çıkayım diye diye neredeyse Nuri Şahin’in kovulma noktasına geldi. İlla kale çizgisinden paslaşarak başlamak gerekmiyor. Bazıları takım otobüsünden başlıyorlar paslaşmaya. Kardeşim, direkt futbol diye bir şey var ve uygun futbolcuları bulduğunda çok etkili bir yöntem. Bir kere daha görüldü.”

Ardından Amedspor’un Beşiktaş’ın oyun kurulumuna yaptığı baskıyı değerlendiren Çelikler şöyle devam etti:

“Önde basmak... Nasıl önde basmak? Önce kaleciye kadar gitme. Birinci oyuncuya bas. Ederson’dan top mu alacaksın? Gitmeyin. Ama Nübel’den aldılar deniliyor; hayır, Nübel’den almadılar, Salih’ten aldılar. Birinci oyuncuya bastılar. İki kere Salih... Birinci ve üçüncü golde hata yaptı. İkinci golde de Rıdvan yaptı ve gol oldu.”

Nübel yorumu

Ali Sunal ve Serdar Ali Çelikler, Beşiktaş’ın yediği gollerde Alexander Nübel’in durumunu da değerlendirdi.

Çelikler, Metin Tekin’in ilk golle ilgili yorumunu aktararak şunları söyledi:

“Goller ceza sahası dışından şutlarla geldiği için orada Metin abi, işte futbolu bilen adamın farkı... ‘Nübel bu ilk golü niye yedi?’ dedi. Orban’dan yediği gol kötü bir goldü. ‘O pası vermek için öne çıkıyor ya, geri koşarken yerini alamadı.’ dedi. Geri gelirken kaledeki yerini alamadı ve golü yedi. Üçüncü golde de zaten yerini alamadı, aşırtma yedi.”

Ali Sunal, ikinci gol için, “İkinci golde de mükemmel bir vuruş. Olağanüstü bir yere gitti. Bir de sektiği yer... Geometri hocası olsan pergelle hesaplayamazsın.” ifadelerini kullandı.

Çelikler ise Amedspor’da asıl dikkat edilmesi gereken oyunculardan birinin Britt Assombalonga değil, Adama Traore? [Not: Kaynak metinde oyuncu ismi “Diasaba” şeklinde geçmektedir.] olduğunu belirterek:

“Göbekli Messi... Topçunun kralı. Herkes Orban diyor ama asıl futbolcu o. Bir de takımı yönetiyor.” dedi.

“Perşembe-pazartesi çok zor”

Çelikler, Beşiktaş’ın Avrupa kupası dönüşünde yaşadığı fiziksel ve zihinsel yorgunluğa geniş yer ayırdı:

“Zor, zor... Perşembe-pazartesi çok zor. Bak, bunlar başlayacak. Perşembe-pazartesiler başlayacak, çarşamba-pazarlar başlayacak, salı-cumartesiler başlayacak. Acayip zor. 27 günde 9 maç... Herkes dağılacak orada. Trabzonspor çok avantajlı. Bak, Trabzonspor’a sesleniyorum: Galatasaray’ın dağılacağı zamana geliyor, Fenerbahçe’nin dağılacağı zamana geliyor, Beşiktaş’ın dağılacağı zamana geliyor. Kadron ne kadar geniş olursa olsun... Ki Fenerbahçe’de geniş kadro yok, Beşiktaş’ta da yok. Galatasaray da kendi kendine kadrosunu daralttı. Futbolcusu var, kullanamıyor ya da yeterli görmüyor; onu bilmiyorum.”

Çelikler, yorgunluğun yalnızca fiziksel açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguladı:

“Bir de yorgunluk var ama kafa yorgunluğu da var, değil mi? Şimdi Nübel ne yoruldu diyeceğiz? Sen bir maça çıkıyorsun; Marsilya... Acayip konsantresin. Adrenalin tavan. Maç bitmiş gece 23.00-24.00’te. Sabah 05.00’te ancak yattın. Cuma günü öğlen kalktın. Bir yürüyüş yaptın ya da hafif bir idman yaptın. Akşam oldu. ‘Saat 22.00’de yatayım.’ diyorsun. İdman falan zaten yok. Cumartesi geldin tesise, ‘Hadi beyler, gidiyoruz. Hazırlanın, uçağa bineceğiz.’ Bindin uçağa, gittin Diyarbakır’a, otele yerleştin.”

Çelikler sözlerine şöyle devam etti:

“Hâlâ o maçın fiziki yorgunluğu var. Kılcal damar kanamaların var. Zihinsel yorgunluğun var. Konsantre olman mümkün değil. Pazar günü, ‘Hadi maç var.’ diyorsun ama öbür adam bir haftadır orada, ‘Beşiktaş geliyor. Şöyle oynayacağız, buraya sıkacağız, Salih’e basın, Salih’in soluna basın.’ diye hazırlanıyor. Bir haftadır buraya hazırlanıyor. Sen bir günde, ‘Hadi, ben de basayım.’ dedin. Bir de ilk golü yedin. Ondan sonra bıraktın maçı.”

“Orta sahayı eksik bıraktın”

Beşiktaş’ın kadro yapılanmasını da değerlendiren Çelikler, yaz transfer döneminde orta saha takviyesinin eksik kaldığını savundu:

“Tamam, nazar boncuğu olsun Beşiktaş’a da... Şimdi baktığında takım iyi gidiyor. Rotasyon yapan bir hocan var ama takım iyi gidiyor diye, ‘Biraz bu bütçeyi tutalım, ocakta bakarız transfere.’ diyerek orta sahayı eksik bıraktın. Bence de Raskin iyiymiş mesela. Vlog değil de Raskin lazımmış. O defanstaki, bahsettiğimiz şefin açığı da bugün, bence bu hafta sonu çıktı ortaya. Tam yapmışken işi gerçekten tam yapmak lazım.”

“Her maça 3 puan diye çıkılmaz”

Serdar Ali Çelikler, Vincenzo Italiano’nun Amedspor deplasmanındaki oyun planına yönelik eleştirisini ise şu sözlerle dile getirdi:

“Ben şuradan eleştiriyorum: Baba, her maça da 3 puan diye çıkılmaz. Bazen bir puan iyidir. Bazen bir puan iyidir baba. Buradan bir puan iyidir. Her zaman, ‘Aynı futbolu oynarım. Ben giderim, Amed’de de bildiğim oyunu oynarım.’ denmez. Trabzon deplasmanında da dersin ki, ‘Burada 70’e kadar 0-0 götüreyim.’ Lucescu futboluna dönerim. Önce bir gol yemeyeyim, sonra bakarız.”

Ali Sunal’ın, “Bir tribünün atmosferi düşsün.” sözleri üzerine Çelikler şöyle devam etti:

“İlk 45 dakika 0-0 bitsin. Bulursam atarım, bulamazsam da o kadar zorlamam. Bir puan diye bir şey var. Beşiktaş’ın beraberliği yok. Bu kadar siyah-beyaz olmana gerek yok. Bu maç olabilirmiş. Bu maç tam o maçmış. O kadar siyah-beyaza gerek yok.”

“Geçen seneki Beşiktaş 3-1’den sonra 5-1 yenilirdi”

Ali Sunal, karşılaşmanın geçen sezonki Beşiktaş’ı hatırlattığını belirterek, “Allah korusun, Beşiktaş geçen seneki Beşiktaş’tan da biraz hatırlatma yaptı bize bu hafta.” dedi.

Çelikler ise bu noktada mevcut takımın geçen sezondan farklı olduğunu vurguladı:

“Geçen seneki Beşiktaş, 3-1’den sonra 5-1 yenilirdi. Bu seneki Beşiktaş, 3-3’e getirebilecek son şutu da buldu ama kaleci çıkardı.”

Beşiktaş’ın hücum tercihlerini de değerlendiren Çelikler şunları söyledi:

“Vlahovic’in isteği de beni çok mutlu ediyor. Hocanın Oh’u geç aldığını düşünüyorum. Semih’i burada kullanabilirdi, oraları karıştırabilirdi.”

“Zayıf bir Italiano performansı görüyorum”

Serdar Ali Çelikler, Amedspor karşılaşmasında Vincenzo Italiano’nun da iyi bir performans ortaya koyamadığını belirtti:

“Ben zayıf bir Italiano performansı görüyorum. Genel hoca yorumu değil. Hoca da yorulur. Ben Marsilya maçına gittim bu arada, onu da konuşalım. Gerçekten siyahla beyazı yaşadık. Önce beyaz, sonra siyah oldu. Tribün... Bir ara sahada oynayanlar da dönüp tribüne baktı gibi hissettim. Bir ara maç oynanmadı çünkü tribün sahadan iyiydi. Helal olsun Beşiktaş tribününe. Şahane bir kupa maçından sonra çok da kızamıyoruz tabii ama Italiano’nun yorulduğunu gördüm maçta.”

Çelikler, Italiano’nun bu karşılaşmadan ders çıkarabileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii bunlar özür değil ama hoca da fark edecektir. Hocaya şunu söylemek lazım: Bu da bir ders olmuştur ona. Her maça 3 puan için gidilmez. Bazı deplasmanlarda önce bir puana oynanır. Sonra 3 puan olursa ne kadar güzel olur. Hele şu dönemde... 70’e kadar tutarsak ondan sonra Diyarbakır’daki takım da diyecek ki, ‘Baba, yenilmeyeyim artık.’”

Ali Sunal ile Çelikler penaltı pozisyonunda ayrıştı

Programda Beşiktaş’ın penaltı beklediği pozisyon da uzun süre tartışıldı.

Ali Sunal, “Bu kötü, yorgun, psikolojik olarak da biraz yorulmuş Beşiktaş ama mesela çok konuşulan şu penaltı var ya... O verilse yine belki her şey değişecek. Adam elini koyuyor.” dedi.

Çelikler ise pozisyon için:

“Benim için penaltı değil. Elini koyuyor ama o kadar düşürecekmiş gibi değil. Düşürecek kuvveti de bulamıyorum. Ben onu vermezdim.” ifadelerini kullandı.

Ali Sunal ise, “Bence penaltıydı.” diyerek farklı düşündüğünü belirtti.

Çelikler bunun üzerine pozisyonun tartışılabilir olduğunu ancak kararın maçın gidişatını değiştirebileceğini söyledi:

“Hayır, benim demek istediğim şu: Penaltıyı tartışabilirsin. Verse, kötü gördüğümüz Beşiktaş maçı çevirebilir. O kadar küçük dediğin doğru. Geçen seneki Beşiktaş’tan farkı bu. Kötü hâli bile maçı çevirebilecek bir noktada. Ama zaten 2-1 olsa kırmızı kart da olacak. Penaltıyı verse ondan... O yüzden terse faul çalıyor. Bari faulü çalma. Bir şey yok. Adam vurmuş, kaleci tutmuş; artık devam ettir. Terse faul çalma. Bence bir şey yok bunda de, devam et. Karşılıklı ikili mücadele.”

“Adam yüzüne küfrediyor, neden buna izin veriyorsun?”

Çelikler, hakem Ali Şansalan’ın futbolcuların tepkilerine karşı tutumunu da sert sözlerle eleştirdi:

“Onu da geçtim... Adam yüzüne sövüyor. Kırmızı kartlık şekilde yüzüne sövüyorlar. Yüzüne! Görüyorsun. Niye? Niye hakemlik onurunu aşağı çekiyorsun? Mesela Ali Şansalan buraya gelse, ben suratına aynı lafı söylesem biz dövüşmez miyiz? Adam sana sövüyor. Bir kere sövsün, sarı kart gösterdin, anladık. Bitmedi baba, devam ediyor adam. Bir daha devam ediyor. Artık yeter. O zaman sen diğerlerini de bunu yapmaya teşvik ediyorsun. Sonra başkası da ediyor. ‘Nasılsa atmıyor.’ diyor.”

Yabancı hakemlerin benzer durumlarda daha otoriter davrandığını savunan Çelikler şöyle devam etti:

“Bir hakemlik onuru diye bir şey var. Neden yabancı hakeme kimse bir şey yapamıyor? Adam geliyor, ‘Hop, ne oluyor?’ diyor. Bir de gider yapıyor. Istvan Kovacs, Abdülkerim’in üstüne yürümedi mi? Hakem, ‘Ben bu maçı oynatmıyorum.’ deme hakkına sahip bir adam. Oradaki kameraları falan tanımaz. ‘Ben oynatmıyorum kardeşim.’ der, bitti. Bu kadar kuvvet verilmiş sana.”

Ali Sunal’ın, “Bizimkilere verilmemiş gibi duruyor.” sözlerinin ardından Çelikler değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:

“Tamam, o kadar kuvveti her dakika kullanma. Tabii. Ama kendine de hakaret ettirtme. Suratına da küfrettirme.”

duhuliye.com
 

www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026 

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }