Futbol

''İkisi milyonlara acı çektiren takımı yarattı..''

Duhuliye.com yazarı Bülent Bilirgen Beşiktaş gündemini değerlendirdi..

Bilirgen'in açıklamaları:

Adalı Ateşten gömleği bilerek geldi..

''Bu seneki transfer politikasıyla ilgili ben olumsuz düşünmüyorum aslında, çünkü benim anladığım, bizim teknik heyetin, hem hocanın hem yardımcılarının çok tecrübeli olduğu ve aslında sorunları tespit ettiği yönünde. Buna karşılık bir aksiyon alınması gerekiyor ama bu aksiyonu alırken bir taraftan da ithalat ihracat dengesi gibi gönderilenlerin de gelenleri karşılayabilmesi gerekiyor. Ben yönetimin burada sıkıntı yaşadığını düşünüyorum ama bunun böyle olacağını biliyordu sayın Serdal Adalı ve yönetimi. O ateşten gömleği giydiyse bunu bilerek giymiş olması gerekiyor, yoksa herhangi birimiz de başkan olabilirdik. Serdal Adalı'nın bunu çok iyi bildiğini tahmin ediyorum.

Orkun piyangodan çıktı..

Bence hoca topu indiren, topu saklayan santrfor istedi, böyle bir oyuncu alındı. Artık bunun Ali, Veli, Abraham olması çok önemli değil, alındı. Bence de iyi bir oyuncu alındı, Beşiktaş'a çok faydalı olacağını düşünüyorum. Orkun piyangodan çıktı benim kanaatimce. Bir anda, hiç hesapta yokken hocasıyla kavga etti Amerika'daki turnuvada. Daha sonra Beşiktaşlılığıyla birlikte bir anda gündemimize geldi. Burada Serdal Adalı'nın büyük bir ustalığı, transferde daha önceden de bildiğimiz büyük bir tecrübesi var. Gitti, kopardı, geldi. Orkun bir transferden öte bir ruh transferi diyelim. Bu yüzden Orkun konusunda çok profesyonel olamıyoruz, taraftar olarak da çok duygusalız. O yüzden Orkun'a hoş geldin demekten başka bir şey düşünemiyoruz çünkü benim gibi, sizler gibi her fanatik Beşiktaşlının vücut bulmuş halini görüyor herkes. Orkun transferi bizim için çok farklı bir yerde. Teknik olarak incelersek bence takıma çok büyük bir klas getirecek, belki de beklemediğimiz bir etki yapacak. Bu tarafın da çok çok iyi olduğunu düşünüyorum ama başka tarafları bizi daha fazla etkiliyor.

Jurasek Deli İbrahim'i hatırlattı..

Sol bek konusunda ben kendi adıma çok beğendim, başkaları farklı düşünür. Masuaku daha iyi diyen var, daha iyi bir sol bek alınsın diyenler var ama ben sol bekin hocanın benim gözlemlediğim oynatmaya çalıştığı futbolda, bekleri çizgiye basarak önde konumlandırması ve gidip gelmesi konusunda Deli İbrahim'i hatırlattı biraz bana, 1-2 üst versiyonu gibi geldi. Eksi tarafı, arkasına atılan toplarda o boy posla geriye dönüşlerde, özellikle ilk 5-10 metrelerde zorlanmalar olabiliyor ama baktığınızda bütün kanadı ileri geri kateden bir oyuncu görüyorsunuz. O yüzden de önüne alınacak oyuncunun biraz santrfor tandanslı olması o tarafı kurtarabilir. İlla icraat yapan, çalım atan bir sol açık olmayabilir.


Genelde mevkiler belli, alınması gereken oyuncu sayısı bir hayli fazla, yönetim de bunu biliyor, bundan sonra hangi hamleleri yapacaklarını göreceğiz, takip ediyoruz. Gönül ister ki 35 kişiden 15'ini hemen gönder, hiç beklemeden. İlk 11 düşündüğün adamı dahi gönderebilecek bir potansiyeli var şu andaki futbol takımının. O yüzden hiç beklemeden, stoperler dahil, Rafa, Gedson Mert'i saymazsak hiçbirini düşünmeyeceğin bir 11 bile olabilir, tamamı değişebilir, buna kimsenin bir itirazı olmaz. O yüzden çok zor bir durum, birkaç senenin getirdiği bir durum.

Çebi ve Arat milyonlarca insana acı çektirecek futbol takımı yarattı

Kulakları çınlasın Ahmet Nur Çebi büyük bir çöküş başlatarak, Hasan Arat da yanan ateşe benzinle giderek bu kadronun oluşmasını sağladılar. İki başkan sağladı, tartışılacak tarafı yok. Orada başkan koltuğunda oturuyorsan, protokolde bir yerin varsa bu eleştirileri de kabul edeceksin. İki tane koskoca belli yaşa gelmiş adamın yönetim kurulları şu anda milyonlarca insanın acı çektiği bu futbol takımını oluşturdu. Bu yüzden de o iki kişinin vebalini şimdi herkes çekiyor. Serdal başkanın da yapacak ne kadar şeyi var onu da göreceğiz. Gelen günler neler gösterecek göreceğiz ama bana göre takımın tamamının değişmesi lazım. Hiç hilafsız tamamının değişmesi lazım. Kolay mı, tabi ki değil. Olabilir mi, tabi ki olamaz. Bu geçiş dönemini ne kadar başarılı yaparsa, gelen oyuncular ne kadar fazla katkı sağlarsa o kadar iyi olacak. İnşallah gönlümüzden geçenler olur.''



Futbolcu milleti biraz böyledir

Serdal Adalı yönetiminin gidiş yolunun benim tarafımdan beğenildiğini söylüyorum. Daha iyisi yapılır mı, yapılabilir ama çok daha kötüsünün yapıldığını gördüğümü de söylemeden edemem. Bunun yanında Osayi ve Kyle Walker Peters transferleri benim için bambaşka iki transfer çünkü benim Osayi'de hiç gönlüm yoktu. Osayi benim için doğru bir oyuncu değil. Evet temposu çok yüksek, gidiyor geliyor ama benim için topla ilişkisi iyi olan bir oyuncu değil. Olmadığına çok sevinmiştim. Kyle Walker Peters ise benim için tam tersi, Jurasek gibi bekleri önde konumlandırmada hakikaten bire bir uyum sağlayabilecek bir profil. Hatta false back dedikleri orta sahaya girip oyun kurmada ya da kendi kanadında oyun kurmada çok faydalı olan, bunların üstüne de çalım özelliği olup adam eksilten, bize çok fayda sağlayacak bir oyuncuydu. Olmaması bizim için çok üzücü, olmama yöntemi bence yönetim açısından bir zaafiyettir, hatadır. Bunu kabul etmeleri gerekiyor. Herkes hata yapabilir, benim için ölümcül bir hata değil ama bir hata yapılmıştır. Uçak saati, alevi sorunları falan değil, bu adamın pazarlık yaptığı çok belliydi. Hatta ben İstanbul'un renkli takımlarının pazarlık yaptığını düşünmüş, hüsnü kuruntu yapmıştım. Meğer Premier Lig takımıymış. Adam İngiliz, milli takım yapmış, Premier Lig'den teklif beklemesi gayet doğal. ama o saate kadar senin tekliflerinin hepsine evet demiş bir adamdan bahsediyoruz. Kişisel olarak futbolcu milleti biraz böyledir, yapacak bir şey yok. Ama yönetim kendi adına durması gereken yerde durmamıştır, hata yapmıştır ama bu çağda da bunlar çok normal. Büyük baskı var taraftarlardan, sosyal medyadan. Yönetim de bazen böyle acemilikler yapabiliyor.


Shakhtar ölüm kalım maçı değil

Buradan yola çıkarak Avrupa kupası maçına bağlayacağım çünkü Shakhtar maçı önemli. Her ne kadar Shakhtar'ı eski Shakhtar gibi düşünüp yenileceğiz falan desek de, kara bulut olsa da camianın içinde, ben o kadar da değil diyorum. Bizim oyuncular da geçen sene yaptıkları işleri yapabilirler. Şu an kadroda görece olarak çok fazla bir şey değişmedi. Sol bek gitti sol bek geldi, santrfor gitti santrfor geldi, orta saha gitti orta saha geldi. Fazla bir ekleme yok. Kalite armış olabilir ama hocanın yapacağı fazla bir şey yok. Oyun sisteminin değişeceğini kendi adıma düşünmüyorum. ama karşı tarafı da kendimizden çok üst düzey bir takım haline getirmemize gerek yok, en fazla bizden 1 hafta önce antrenmana başladılar. Bakmayın Arda Turan'ın sosyal medyadaki arkadaşlarına, ha bire antrenmanları post ediliyor ama o kadar da olmadığını düşünüyorum. Beşiktaş kadrosunun Shakhtar'ı eleyeceğini düşünüyorum. Seyrettin mi, Shakhtar'a hakim misin desen çok da hakim değilim ama Ukrayna Ligi'nde üçüncü olmuş bir takımdan bahsediyoruz. Beşiktaş takımının geçen sezonuna bile baktığımda istediği zaman birçok şey başarabileceğine inanıyorum. Handikap olarak şöyle bir durum var tabi, birçok oyuncu arafta duruyor. Hangimiz ne zaman gidecek, kim nereye satılacak beklentisi var. O yüzden konsantrasyonun çok yüksek olmayabileceğini düşünüyorum. Hocanın elindeki oyuncu sayısı azalıyor. 19-20 oyuncu kullanacakken elinde sadece 8-9 oyuncu var bu maçta hakikaten tüm benliğiyle buraya katkı verecek. Elensek ne olur, elenirsek her taraftarın kendi içinden geçirdiği "ya Avrupa Ligi de bize sert geldi, Konferans'ta devam edelim." Hatta bir grup taraftarın da boş verin Avrupa kupasını, sadece lige odaklanalım. Bizim kadro genişliğimiz ancak ligi kurtarır diyeceğine de eminim. Bu yüzden kimse bu Shakhtar maçını da öldük bittik, son maçımız, final maçı falan demesin. Biliyorsunuz Beşiktaş ölüm kalım maçlarına çıkar, tabiri caizse ölür. Yoksa bizim için hiçbir zaman Beşiktaş bitmez, Beşiktaş hep oradadır. Bu Shakhtar maçını falan çok da büyütmeye gerek yok. Maçları çok da aşağılamayalım ama bizim için hayat memat maçı değildir, hayat memat günleri farklıdır.


Bu işi yapabilirlerse helal olsun

Yönetim kurulunun ve başkanın üstünde çok büyük bir yük var, onları kaldırmaya çalışıyorlar. Bir transfer döneminde bu yük kalkar mı, Dikilitaş projesinden alınan rüzgarla bu iş gider mi bunların hepsi bir tartışma konusu ama bizim camia olarak hissettiğimiz, çok zor bir görev almış durumda şu andaki başkan ve yönetim kurulu. Camia da çok kırılgan. Son yıllarda yaşananlar, futbol federasyonları, hakemler, rakiplerin kendi içinde kurmaya çalıştıkları trafikler bizi çok zor durumlara soktu, taraftar da çok kırılgan halde. Aslında Türkiye Ligi'nin efendisi olacak ya da Türkiye Ligi bir filmse bunun yönetmeni olacak camiaya şu anda figüran olarak rol veriliyor hatta bazen hiç Yeşilçam kahvelerinde rol bulamayan figüranlar gibi kalıyoruz. Ne yazık ki ülkenin de biraz gerçekleri bunlar. Benim için çok kısa vade çok önemli değil. Ha UEFA Ligi, ha Konferans Ligi, ha Türkiye Ligi'nde devam etmek, benim için üç opsiyon da geçerli. Ama ben 1 Eylül'e kadar futbol takımının belli bir seviyeye hem gönderilenler hem getirilenler açısından gelmesini bekliyorum. Serdal Başkan ve yönetim kurulu bu işi yapabilirlerse helal olsun ama çok çok zor olduğunu düşünüyorum."

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }