Beşiktaş, Süper Lig'in 8'inci haftasında konuk olduğu Trabzonspor deplasmanından 2-0'lık mağlubiyetle ayrıldı.
UEFA Avrupa Ligi'nde Hoffenheim karşısında alınan galibiyetle moral bulan siyah beyazlılar, Trabzon'da maça iyi başladı.
Ancak futbolun değişmez kuralı bir kez daha kendisini gösterdi.
Bulduğun fırsatları değerlendiremezsen, rakibin ilk hatanı affetmez!
Atamayana atarlar!
***
Beşiktaş, karşılaşmanın ilk bölümünde oyuna ağırlığını koydu.
Pozisyonlar buldu, rakip kalede etkili oldu ve golün sinyallerini verdi.
Ne var ki bu baskıyı skora yansıtamadı.
Trabzonspor ise 21'inci dakikada Ozan Tufan'ın golüyle öne geçti.
O ana kadar sahada daha etkili görünen Beşiktaş, bir anda kendisini geriye düşmüş buldu.
İşte büyük maçların ve zorlu deplasmanların en kritik noktası tam da burası.
İyi oynamak tek başına yetmez.
Oyunun karşılığını tabelaya da yansıtmak gerekir.
Beşiktaş bunu başaramadı ve sabaha kadar maç oynansa gol atamazdı.
***
Karşılaşmanın devre arasına Beşiktaş'ın geride girmesi, ikinci yarıda teknik direktör Italiano'dan bir reaksiyon beklememe neden oldu.
Takımın merkezde yaşadığı sorunlara müdahale edilmesi, oyunun yeniden şekillendirilmesi gerekiyordu.
Ancak İtalyan teknik adam, ikinci gole kadar beklemeyi tercih etti.
Bana göre maçın kırılma noktalarından biri de buydu.
Türkiye'de deplasman maçları kolay geçmez.
Rakibin oyun planına göre pozisyon almak, gerektiğinde riskleri azaltmak ve maçın gidişatına zamanında müdahale etmek zorundasınız.
Italiano ise oyunun istediği değişiklikleri yapmakta geç kaldı.
Üstelik bu, kendisinin yaşadığı üçüncü mağlubiyet oldu.
Amedspor deplasmanında yapılan hataların Trabzon'da da tekrarlanması, teknik heyetin ders çıkarması gereken bir tablo.
***
Beşiktaş'ın merkez orta sahasında Orkun'un eksikliği fazlasıyla hissedildi.
Takımın oyun bağlantılarında, baskı altında doğru karar verme ve hücumu yönlendirme konusunda yaşadığı sıkıntılar gözden kaçmadı.
Miretti'nin performansı ise benim açımdan hayal kırıklığıydı.
Açık konuşmak gerekirse, ortaya koyduğu futbolla Beşiktaş seviyesinde olduğunu gösteremedi.
İkili mücadelelerde yetersiz kaldı, kritik bölgelerde yaptığı pas hatalarıyla takımının oyununu olumsuz etkiledi.
Rahat tavırları da böylesine zorlu bir deplasmanda beklenen mücadele seviyesinin gerisinde kaldı.
Üstelik bu performansın takım arkadaşlarına da yansıdığını düşünüyorum.
Salih Özcan'ın oyununu da olumsuz etkileyen bir orta saha görüntüsü vardı.
Merkezde yaşanan bu aksaklıklar, Beşiktaş'ın hem savunma geçişlerinde hem de hücum organizasyonlarında elini zayıflattı.
Bütün bunlara rağmen Italiano'nun Miretti'ye 75 dakika sabretmesi bana göre sorgulanması gereken bir tercihti.
Oyuncu değişikliği yalnızca yorgunluk nedeniyle yapılmaz.
Bazen sahadaki dengeyi değiştirmek, rakibin planını bozmak ve takımın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak için de hamle yapmak gerekir.
Beşiktaş'ın bu müdahaleye ihtiyacı vardı.
***
Trabzonspor'un oyun planı da dikkat çekiciydi.
Galatasaray karşılaşmasındakine benzer bir anlayışla sahaya çıkan bordo mavililer, ön alanda sürekli baskı kurmak yerine topu Beşiktaş'a bıraktı.
Rakibinin oyun kurmasına izin verdi, kazandığı toplarla hızlı hücumlara çıktı.
İki golün de bu oyun anlayışı çerçevesinde gelmesi, Trabzonspor'un planını doğru uyguladığını gösteriyordu.
Peki, Beşiktaş ne yaptı?
Rakibinin istediği oyunu oynamasına yardımcı oldu.
Topa sahip olmayı seven Italiano, yine kendi futbol anlayışından vazgeçmedi.
Siyah beyazlılar, organize ataklarla rakip savunmayı aşmaya çalışırken top kayıpları sonrasında savunmada açıklar verdi.
Trabzonspor da tam olarak bu anları değerlendirdi.
Burak Çolo Akşam