Bazı maçlar vardır; doksan dakika sürer ama bir kulübün geleceğini anlatır. Bazı eşleşmeler vardır; kura çekiminde küçük görünür ama sahaya çıkıldığında yılların birikimiyle hesap sorar.
Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi yolculuğundaki ilk büyük virajının adı Midtjylland...
İsmi Avrupa'nın büyük başkentleri kadar gösterişli değildir. Tribünleri dünyanın en gürültülü statları arasında sayılmaz. Ama futbol artık sadece sesin değil, aklın da oyunu. Ve Danimarka'nın bozkırından çıkan bu kulüp, yıllardır aklın futboldaki en sessiz devrimlerinden birini yapıyor.
1999 yılında kurulan bir takım...
Bizim ölçülerimizle daha çocuk sayılır.
Ama o çocuk, büyürken duygularla değil planlarla beslendi. Transferlerini tesadüflere bırakmadı, altyapısını günü kurtarmak için harcamadı, teknik adamlarını her kötü sonuçta kapının önüne koymadı. Her sezon üzerine bir tuğla daha koyarak Avrupa kupalarının müdavimi haline geldi.
Danimarka Ligi'ni ikinci sırada tamamlayan Midtjylland, bugün istikrarın ete kemiğe bürünmüş halidir.
Aral Şimşir'in dikine koşuları, Franculino'nun ceza sahasındaki sezgileri ve Dario Osorio'nun bire bir becerisi, bu disiplin makinesinin görünen parçalarıdır. Asıl güç ise görünmeyen taraftadır; organizasyonda, ezberlenmiş oyun planında ve birbirini yıllardır tanıyan oyuncu grubunda.
Tam da bu yüzden Beşiktaş için rakip yalnızca on bir futbolcu değildir.
Karşısındaki, yıllardır aynı kitabı okuyup ezberlemiş bir sistemdir.
Öte yandan Dolmabahçe'de yeni bir hikâye yazılıyor.
Geçen sezonların hayal kırıklıkları, siyah beyaz formanın omuzlarına ağır bir yük bıraktı. Şimdi o yükün altından kalkmak için yeni bir futbol aklı kuruluyor.
Vincenzo Italiano kenarda...
Önder Özen ise kulübün futbol aklını yeniden şekillendirme arayışında...
Yeni fikirler, yeni oyuncular, yeni ezberler...
Fakat futbolun acımasızlığı burada başlıyor.
Takımlar laboratuvarda değil sahada oluşur.
Birbirinin nefesini tanımayan oyuncuların büyük Avrupa gecelerinde kusursuz bir senfoni çalması kolay değildir. Beşiktaş sezonu açarken Midtjylland hazırlık maçlarının ritmini yakalamış olacak. Siyah beyazlılar ise henüz hangi yüzünü sahaya yansıtacağını keşfetme sürecinde bulunacak.
İşte eşleşmenin en kritik noktası budur.
Bir tarafta yılların alışkanlığı...
Diğer tarafta umutların henüz filiz verdiği bir bahçe...
Ama Beşiktaş'ı sadece taktik tahtasıyla anlatamazsınız.
Bu kulübün tarihinde matematiği bozan geceler vardır.
Liverpool'un karşısında devleşen yürekler...
Milan'ın gölgesinde korkmayan çocuklar...
Barcelona'ya karşı teslim olmayan siyah beyaz inat...
Dolmabahçe bazen futbolun fizik kurallarını değiştiren bir mabede dönüşür.
Çünkü Beşiktaş'ın mayasında, rakibin büyüklüğüne bakmadan mücadeleyi büyütmek vardır.
Fakat romantizm ile gerçekçilik arasındaki ince çizgiyi de görmek gerekir.
Bugünün Avrupa futbolunda isimler değil organizasyonlar kazanıyor. Koşu mesafeleri, pres zamanlamaları, geçiş oyunları ve doğru alan paylaşımı artık yıldızlardan daha değerli hale geldi. Midtjylland tam da bu çağın ürünüdür.
Beşiktaş ise yeniden kim olduğunu hatırlamaya çalışan büyük bir çınar...
Belki bu eşleşmenin favorisi yoktur.
Ama avantajı olan taraf vardır.
Hazır olan her zaman bir adım öndedir.
Beşiktaş'ın avantajı ise tarihidir.
Forma ağırlığıdır.
Tribünlerin rakibi boğan sesi, Avrupa gecelerinin hafızası ve siyah beyaz armanın taşıdığı büyük mirastır.
Fakat tarih, sahaya çıkıp topa vurmaz.
Onu bugünün futbolcuları yaşatır.
Ve onlar için Midtjylland maçı yalnızca bir eleme turu olmayacaktır.
Bu maç, yeni Beşiktaş'ın ilk cümlesidir.
O cümle güçlü kurulursa sezonun devamı başka yazılır.
Eksik kalırsa, geçen yılların gölgeleri yine Dolmabahçe'nin üzerine çöker.
İslam Çupi'nin dediği gibi yazmak gerekirse; bazı takımlar kupa kazanır, bazıları ise insanların kalbinde yer eder. Beşiktaş'ın önünde şimdi sadece bir Danimarka temsilcisi yok. Aynı zamanda kendi geleceğini göreceği bir ayna duruyor.
Kartal o aynaya bakacak.
Ve belki de Avrupa yolculuğundan önce en çok kendisiyle karşılaşacak.
M. Eyüp Yardımcı / Fotospor