On beş dakikada kendi sahamızda iki gol yedik. Birisi bir hata yapınca demoralize olup çöken takım gitmiş, yerine maçı çevirmeye çalışan bir Beşiktaş gelmiş. Acaba bu nasıl oldu? Bence iyi santrforla. Sabaha kadar iyi oyna, iyi savunma yap, gol atmazsan yoksun veya sabaha kadar kötü oyna bir gol atıp maçı alabilirsin. Aslında mantık bu kadar basit.
Aboubakar, Cenk Tosun ve Weghorst’tan sonra santrforlar bakımından yüzümüz gülmedi. Şenol hocanın gitmesiyle hep bir sorun aradık. Önce sorun yönetim dedik, yönetimler değişti bir şey değişmedi, sorun hoca dedik 7 teknik direktör geldi bir şey değişmedi, sorun kanat dedik kanat aldık değişmedi sorun bence santrfordu. Çünkü son başarılı Beşiktaş’ı hatırlarsak iyi oynamıyor sadece Aboubakar ile maçı alıyorduk. Şenol hoca istifa etmeden biraz zaman önce Aboubakar’ın oyunu düştü sonra biz de düştük. Elbette bence yönetimler Beşiktaş’ın bu hale gelmesinde %99 etkili, ama nasıl iyi oynadığın sürece bazen kötü karar veren hakemi de yenebiliyorsan, iyi santraforun varsa ister yönetim kötü olsun ister hoca bir şekilde en azından ligi üçüncü tamamlarsın. Bize üçüncülüğü unutturdular.
“İmmobile kötü” dedik, “acaba kanatlardan besleyebildik mi? dediniz.
“Abraham kötü” dedik, “Beşiktaş’ın oyunu ona göre değildi” dediniz.
Euro 2024’te herkes Barış Alper’den, Kerem’den, Kenan’dan gol beklerken Cenk Tosun gol atıp maçı kazanmamızı sağlamıştı. O dönemki yönetim moralli ve başarılı milli gururumuz Cenk ile sözleşme yenilemeyip bir de camiasız bırakmıştı , ardından Cenk ile aynı yaştaki İmmobile’yi almıştı. İmmobile penaltı dışında bir şey yapamayınca Semih ve Mustafa’ya çok genç yaşta santrfor oynatmışlardı. Yine o dönemki yönetim her gün Semih ve Mustafa’ya aşırı bir abartma politikası uygulayıp onlara da zarar verip baskıya girmelerine neden olmuşlardı.
Kısaca bugün nihayet Hyeon Gyu Oh sayesinde bence farka gidebilecek bir maçı 2/0’dan 2/2’ye getirdik. Allah bozmasın inşallah gol atabilen, soğukkanlı, düşünmeden topa vuran, toptan korkmayan, önde hareketli, ikili mücadeleye giren bir santrfor aldık. Nihayet kötü oynasak da Aboubakar gibi bize maç kazandıracak bir oyuncu geldi. Penaltıyı da sayesinde kazandık ardından rövaşatadan golü de attı. Ayrıca çok pozitif ve istekli. penaltıyı kazandırdığı an tribüne gidip taraftarı coşturmasıyla sanki 100. maçını oynuyor gibi bir aidiyeti vardı. Eee hep deriz aç oyuncu alın diye. Ne çok genç olacak ne de yaşlı olacak 24 yaş tam ideal.
Murillo ile ilgili hiçbir analiz okumadım. Sadece bugün gördüğüm oyuna bir girdi sanki Masuaku gibi hücumcu bir bek, iyi orta yapabilen, ikili mücadeleden kaçmayan bir oyuncu gibi gördüm.
Haftalardır bence yeteneksizlik dışında istikrarsız da olduğu için dağınık olan savunmamız Agbadu, Murillo, Rıdvan, Djalo (Emirhan) ile oturacak daha iyi olacaktır. Bu benim istediğim savunma dörtlüm bu arada.
Ben Sergen hocaya şampiyonluk, doğru oyun planı, başarı vs. değil de, bizim esas ihtiyacımız olan doğru transfer ve yeniden yapılanma konusunda kefilim. Ve transferde Beşiktaş’ın belini doğrultacak, yönetimle iletişim içinde takım kurmaya çalışacak yegane insan olduğunu düşünüyorum. Neden yegane? Çünkü yabancı hocalar yönetimlere transferde boyun eğiyor, yerli çoğu hoca da öyle, Sergen hoca kadar şeffaf, açık sözlü bırakın teknik direktörü, hayatta öyle insanı bulmak bir kere zordur. Herkesi bu yeniden yapılanma sürecine inanmaya, yönetimi sevmeseniz de beğenmeseniz de sırf istikrar ve Sergen hocamızın samimice yaptığı planlarının yarım kalmaması için yönetime de sabretmeye davet ediyorum.
Berna Özsoy / duhuliye.com