Biz de İtalya da Uluslar Ligi’ne mağlubiyetle başladık. Bu nedenle Bursa’daki mücadele iki takım açısından da büyük önem taşıyordu.
İtalya karşısında Montella’nın 11’ine baktığımızda, bazı bölgelerde rotasyona gittiğini görüyoruz. İtalyan hocanın bu tercihlerinin sahaya nasıl yansıyacağı merak konusuydu.
Öyle bir yansıdı ki, ilk yarıda fark yedik!
Konuk takımın baskılı oyunu, ayağa paslarla ofansa yaptığı çıkışlar bizi geriye itti, dokuz dakika dayanabildik. Bir duran topta Bastoni faturayı kesti. Bu gol bize hiç yakışmadı!
Ayağa kalkarız, reaksiyon gösteririz dedik, yanıldık. 22’de bu kez Frettesi sahneye çıktı, Altay’dan seken topu filelerimize gönderdi.
İtalya, kalemize hep ayağa paslarla geldi, öyle ki bırakın markajı bir kenara, geçişlere bile engel olamadık! Kaptırdığımız her top kalemizde ya tehlike oluşturdu, ya da gol oldu! 27’de Esposito’nun asistine Kayode sağdan sert vurdu, fark üçe çıktı.
Savunmamız neden bu kadar kolay çözüldü anlamak zor. Orta saha, İtalya’nın baskısına niye yanıt veremedi? Hücumda Arda Güler ve diğer yaratıcı oyuncular neden yeterince topla buluşamadılar?
Montella’nın İsmail, Kerem ve Abdülkerim hamleleriyle biraz kıpırdanır gibi olduk, Oğuz’un asisti, Barış Yılmaz’ın golüyle 47’de umutlandık. 50’de topu kaptırdık, Esposito’nun kafa golüyle bir kez daha yıkıldık!
Buna rağmen reaksiyon göstermeye devam ettik. Baskı yaptık ama gelin görün ki, ofansa çıkışlarda çoğalamadık, Barış Yılmaz’ı hep yalnız bıraktık! Deniz Gül, Montella’nın aklına 81’de geldi. Sanırım jeton geç düşüyor!
Montella’ya bazı ülkelerden teklif gelmiş, gitmemiş, bizi tercih etmiş. Bak şu işe?! Valla iki maçta sıfır çektin, keşke gitseydin de, bugünleri görmeseydik! Koca havuzdan ideal bir onbir, hatta orjin bir santrfor bulamıyorsan, git kardeşim, git, seni bağlayan yok!
Bilal Meşe Milliyet