Bir yanda Rıdvan Yılmaz diğer yanda Muhammed Salah, kuru fasulye ve yanında viski misali! Güzel maç izledim emeği geçenlere teşekkür ederiz…
Beşiktaş deplasmanda Trabzonspor’a üç puan verdi. Çok koştu, çok çalıştı ama gol atamadı. Futbolun adaleti yok ki, kaderi var...
Herkes izliyor, herkes yazıyor: Beşiktaş bu sezon çok farklı yapıda. Zaten Perşembe gecesi Almanya deplasmanında Hoffenheim’ı 3-2 yenerek önemli bir başarıya daha imza attı. Galatasaray ve Fenerbahçe Avrupa maçlarında dökülürken, Beşiktaş, üzgün, yalnız ve karamsar Türkiye’de 90 dakikalığına da olsa yüzleri güldürdü. Rhein-Neckar-Arena'yı, İnönü Stadı’na çeviren binlerce gurbetçi Cuma sabahı işine, okuluna başı dik gitti…
Beşiktaş bu sezon büyük ölçüde İtalyan teknik direktörü Vincenzo Italiano’nun önderliğinde kolektif futboldan güzel/olumlu örnekler veriyor. Yıldıza dayalı değil, toplu hücum toplu savunmaya önem veren bir takım oldu artık Beşiktaş. Toplu kadro kalitesi Transfermarkt’a göre de, tek tek oyunculara bakıldığında da öyle ahım şahım değil. Ama becerikli bir teknik direktör olarak İtaliano, elindeki her bir oyuncudan en fazla verimi alacak bir düzen kurma yolunda.
Ligde, Avrupa maçları dönüşü genelde zor olur. Kimi zaman binlerce km. yol kat edilmiştir, yorgunluk vardır, hele bir de yenilmiş ya da hezimete uğramışsanız, bir yandan bu mağlubiyeti telafi etmeye çalışırsınız ama diğer yandan moral ve fizik gücünüz zayıflamıştır.
Süper Lig’de Trabzonspor ezelden beri önemli bir takım. Çünkü maçı sadece sahadaki 11 oyuncu oynamaz bütün şehir oynar. Trabzon da Avrupa’dan 4-2’lik bir galibiyetle dönmenin rahatlığı hatta huzuru içindeydi.
Pazartesi akşamı tüm bu koşullar göz önüne getirildiğinde futbol kalitesi yüksek, bol gollü bir maç beklentisi içindeydi seyircisi, futbolcusu, antrenörü ve spor yazarı. Samsunspor’da etkili bir oyun anlayışını yerleştirmiş olan Thomas Reis şimdi Trabzonspor’un başında. Ligi iyi bilen/tanıyan bir teknik ürül. Futbol kökenleri ve geçmişleri düşünüldüğünde Trabzon-Beşiktaş maçı belki de bir yerde Alman-İtalyan ekollerinin maçı olmaya adaydı.
Maç başladığında, beklenilen aksine ilk yarıda Beşiktaş daha atak, daha enerjik oynadı, daha çok hücum yaptı. Ancak Trabzonspor’un deneyimli kalecisi Andre Onana beceresiyle tehlikeleri savuşturmaşı becerdi. Futbolun güzelliği; Trabzonspor, kaleye çektiği ilk şutta golü buldu Ozan Tufan’la...
Beşiktaş birinci bölgeden 2’ye, 2’den 3’e çok yavaş geçiyor. Defans ve orta saha oyuncuları, Junior Olaitan hariç, aşırı sağlamcı bir şekilde geri ve yan paslarla ilerlemeye çalışıyor ama olmuyor. Kulübelere baktığımızda İtaliano yerinde duramıyor, Reis ise sabit, Alman soğukkanlılığını koruyor.
Genel istatistiklere baktığımızda da çoğunlukla Beşiktaş üstün. Ama istatistiklerde iyi olana puan vermiyorlar.
İkinci yarıda Beşiktaş yine topa hükmediyordu ne var ki kontrataktan yine bir gol daha yedi. Sağdan Vavlav Cerny soldan Leondro Trossard uğraştı ama sonuç yok. İtaliano 2’inci golü yedikten sonra 3 oyuncu değişikliği ile oyuna müdahale etmek istedi: Üzgün antrenörün çaresiz girişimi. Orkun Kökçü’nün eksikliği iyice ortaya çıktı özellikle de ikinci yarıda. Bir önemli anekdot daha var, unutmadan; Junior Olaitan, Vaclav Cerny, Leandro Trossard ve Emmanuel Agbadou arasında ‘mükemmele’ yakın uyum var ancak Dusan Vlahovic ile Fabio Miretti bu dörtlüyle senkron tutturmayı başaramıyor.
Ayrıca Vlahovic, ayağına gelen hemen her topta kaleye şut çekmesi gerekirken ya rakibine sarılıyor ya da formasını çekip ‘didişiyor.’ Bu kopukluk Beşiktaş’ın gol bulmasını zorlaştırıyor. Bunun yanında Trossand, kulvarında çok istekli ve ustaca oynuyor ama partneri Rıdvan Yılmaz fazlaca yetersiz kalıyor… Bir yanda Rıdvan Yılmaz diğer yanda Muhammed Salah, kuru fasulye ve yanında viski misali! Güzel maç izledim emeği geçenlere teşekkür ederiz…
Asena Ozka/T24
YORUMLAR (1)
Vlahovic Trossart Nubel ayni İMKB gibi her gecen gun dibe gidiyor performans olarak.