Milli Takım; kalbimizin en müstesna köşesinde duran; sevinçlerini de hüzünlerini de milletçe yaşadığımız, bir milli takımdan çok daha fazlasıdır. O nedenle yenilince öfkemiz, kazanınca sevincimiz enginlere sığmaz, taşar. Aslında bizi sevindiren ya da üzen yalnızca kazanmak veya kaybetmek değildir. Doğruları yapan bir teknik adamla kaybettiğimizde bile, "Galip sayılır bu yolda mağlup" demeyi biliriz. Ne var ki Montella bu gruba girmiyor. Avustralya maçının ardından, birebir aynı şekilde oynanacağı belli olan Paraguay karşılaşmasına daha iyi hazırlanıp daha doğru bir ilk 11'le çıksaydı, bugün mutluluktan uçuyor olabilirdik.
İşte dün Amerika karşısında Bizim Çocukları gördük... Grubun liderini devirdiler... Yüzeysel yorumlara bakarsanız, ilk iki maçtaki yenilgilerin sebebi oyuncuların baskıyı taşıyamamalarıydı! Bu görüşü savunanlar şimdi de ABD galibiyeti için, "İddiaları kalmayınca rahat oynayıp kazandılar" demeye hazırdır. Oysa milli oyuncuların omuzlarındaki baskı, ilk iki maça göre ABD karşılaşmasında katbekat fazlaydı. Çünkü grubu puansız ve golsüz tamamlamak, 86 milyonu bir kez daha kahretmek gibi ağır bir riskle karşı karşıyaydılar. Yani ilk iki maçtaki baskı, dünkünün yanında solda sıfır kalır. Ama Bizim Çocuklar bu baskıyı taşıdılar. Çünkü kenetlendiler. Kimse saçını başını düşünecek hâlde değildi. Tüm benliklerini oyuna verdiler ve kazandılar. Keşke ilk iki maçta da aynı birlikteliği ve mücadeleyi gösterebilselerdi... Yazık oldu... Okyanusu geçtik, derede boğulduk.
Turgay Demir Fotomaç