Beşiktaş takımı tempoyu arttırmakta, pas trafiğini hızlandırmakta problem yaşıyor.
Takım savunmamız çok kötü.Rakip çok rahat pozisyon buluyor. Bundan önceki maçlarda olduğu gibi bu maçta da aynı şeyleri yaşadık..
Futbol bölge oyunu birinci bölgede oynayanlar iyi defans yaparak kapanır ,alan daraltır,rakibi rahatsız eder ,peki biz bunları yapabiliyor muyuz ,yoksa bu mevkide oynayan oyuncularla korku filimi mi izliyoruz.
Birinci bölge böyle her maç kötü performans gösterince diğer iki bölge de sıkıntı yaşıyor.
Futbolda sistemler ve taktikler çok önemli. Ama daha da önemlisi oyuncu performansları.Performansı düşük çok oyuncu olursa bu sonuç süpriz olmadı.
Kaleci performansı da istikrarsız. Bu kadar temel sorun varken geriye yaslanarak oynayan bir takımın gol yememesi mucize olur.
Beşiktaş, kendi oyun kimliğini kaybetti. Onu geri kazanmadan hiçbir transfer, hiçbir sistem işe yaramaz..Bu tablo, transfer politikasının sorgulanmasını zorunlu kılıyor.Transferde yönetim sınıfta kaldı.
Artık kim suçlu diye tartışmaya gerek yok görünen bu tablo tamamı ile yönetimin plansızlığın sonucudur ve şuan yaşanan tablo da bu plansızlığın doğal bir yansıması .Beşiktaş’ta teknik direktör sorunu yok, plansızlık sorunu vardır.Yönetim malesef seçimden evvel verdiği hiç bir sözü yerine getiremedi.
Ne kàr edip oyuncu satabildi ne de kaliteli bir kadro kurup büyük Beşiktaş taraftarını mutlu edebildi.
Son iki sezonun performansına bakıldığında Beşiktaş’ın hedefleriyle gerçekleşenler arasındaki mesafenin giderek açıldığı görülmektedir.
Geçtiğimiz yıl ligde ilk üçe girilememiş, Türkiye Kupası’nda kendi sahasında Göztepe’ye karşı çeyrek finalde elenilmiştir. Avrupa arenasında ise önce UEFA Avrupa Ligi, ardından Konferans Ligi hedefleri dile getirilmiş; ancak her iki kulvarda da beklentilerin oldukça gerisinde kalınmıştır. Süper Lig’de şampiyonluk yarışından geçen sezondan da evvel sonbahar aylarında kopulması, camiada hayal kırıklığını derinleştirmiştir.
Bugün gelinen noktada yeniden Türkiye Kupası üzerinden umut tazelenmektedir. Ne var ki başarıya giden yol yalnızca hedef belirlemekle değil, bu hedefi destekleyen doğru kadro mühendisliğiyle mümkündür.
Tam da bu noktada kulübün son dönemdeki transfer politikası ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Beşiktaş’ın hem kilit isimlerini hem de altyapıdan yetişen futbolcularını kaybetmesi, kulüp içi planlama ve iletişim mekanizmalarının yeterince güçlü olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Sorunun özü aslında yalnızca birkaç transfer başarısızlığı değildir. Beşiktaş’ta uzun yıllardır tekrar eden bir döngü göze çarpmaktadır: Her yeni yönetim, selefinin kurduğu kadroyu büyük ölçüde tasfiye etmekte; süreç “sil baştan” başlamakta, mali yük artmakta, sportif başarı gelmeyince de yeniden yönetim değişikliği gündeme gelmektedir. Bu kısır döngü kırılmadığı sürece kulübün istikrarlı bir yükseliş yakalaması güç görünmektedir.
Tüm bu tablo, camianın artık daha temel bir soruyu sormasını zorunlu kılmaktadır: Beşiktaş’ta futbolcular neden mutlu olamamakta ve neden uzun vadeli projelere ikna edilememektedir? Teknik yapılanmadaki süreklilik eksikliği, maaş politikalarındaki dengesizlik, sözleşme yönetimindeki zaaflar ve sportif hedeflerden erken kopuş hissi, bu sorunun muhtemel başlıkları arasında yer almaktadır.
Bugüne kadarki sportif tablo ve kadro politikası, “başarılı” tanımı için güçlü bir zemin sunmamaktadır. Beşiktaş’ın yeniden iddialı bir konuma gelebilmesi için günü kurtaran hamleler yerine, çekirdek kadroyu koruyan, altyapıyı sistematik biçimde değerlendiren ve transfer stratejisini tek merkezden yöneten uzun vadeli bir futbol aklına ihtiyaç duyduğu açıktır.
Aksi hâlde değişen yalnızca isimler olacak; borç artacak, beklentiler düşecek ve hayal kırıklıkları kaçınılmaz biçimde tekrar edecektir..
Masis Kuyumcu / duhuliye.com