Futbol

Sadece takım mı şampiyon olacak?

Murat Çelik'in Posta gazetesinde kaleme aldığı köşe yazısı.

Pazar akşamı, ilk maçta ‘mabet’teydim. Kombine koltuğumda, her zamanki yerimde… Önce eski kaptanımız Necip Uysal’ı uğurladık alkışlarla. Sonra da Karakartal çıktı sahaya. Dolmabahçe’de takım istekli, tribün heyecanlıydı ama 69’uncu dakikada X’te şu mesajı paylaşmak zorunda hissettim kendimi:

“İNÖNÜ ÇOK SESLİ KOROSU

Çok seslilik iyidir. Ama tribünde değil. Seneler sonra görüyoruz ki, Beşiktaş bu sezon ‘takım’ olma yolunda. Büyük Beşiktaş tribünü de eski günlerdeki gibi bir ‘bütün’ olmalı. Yeni Açık ayrı, Kapalı ayrı değil. Eski Açık alt ayrı, üst ayrı değil. Hep beraber. Tek yürek, tek ses. Zor değil, yeni değil. Yapacağımız sadece bildiğimize, özümüze dönmek. #hepkolkola” * Bu iş böyle. Beklentimiz, talebimiz bitmiyor. İyi futbol, iyi transfer, mücadele, şampiyonluk... Yönetimden doğru kararlar, teknik direktörden doğru kadro, futbolcudan formasının hakkını vermesini istiyoruz. Hepsi doğal. Peki biz? Taraftar olarak bizim hiç sorumluluğumuz yok mu? Tabii ki var. Hem de sandığımızdan fazla. Taraftarlık yalnızca doksan dakika bağırmak değil çünkü. Kulübünün resmi ürününü almak da destek. İmkânı olan için kombine, bilet, üyelik… Kötü oynayan futbolcusunu daha maçın başında ıslıklamamak… Yeni transferden üçüncü maçında vazgeçmemek… Bir mağlubiyetle takımı yerin dibine sokmamak... Sosyal medyada ortaya atılan her habere, her dedikoduya, her ‘kriz’ iddiasına inanmamak… Kulübün resmi açıklamasına itibar etmek… Rakibin yarattığı gündemin peşinden sürüklenmemek… Eleştirmek ama zarar vermemek. Aradaki ince çizgi önemli.

*

Spor psikolojisinde ‘kolektif yeterlik’ diye bir kavram var. Basitçe; bir grubun, birlikte başarabileceğine inanması. Araştırmalar takım sporlarında oyuncular arasındaki uyumun, ortak hedef duygusunun ve kolektif inancın performansla ilişkili olduğunu gösteriyor. Tribün elbette maçı tek başına kazanmaz. Golü taraftar atmayacak. Ama atmosfer, enerji çok maçı aldırdı bu takıma. Tribündeki kalabalık; Futbolcusunun arkasında olduğunu hissettirir. Zor dakikada baskıyı rakibe yöneltir. İnönü’nün farkı da yıllarca buydu zaten.
*

Bir de bizim çok kullandığımız o kavram var: Beşiktaşlılık duruşu. Herkes farklı tarif edebilir. Benim için sadece kazanmak değil. Haksızlığa itiraz etmek. Rakibe saygı göstermek. Kaybettiğinde bahaneye sığınmamak. Kazandığında kibirlenmemek. Formayı, armayı isimlerden büyük görmek. Ve kulübüne, en çok da zor zamanında sahip çıkmak. Çünkü başarı günlerinde tribüne gelmek kolay. Aidiyet asıl işler kötü giderken belli oluyor.

*

Son yıllarda çok yorulduk. Kötü sonuçlar… Yanlış tercihler… Hayal kırıklıkları… Doğal olarak sabrımız da azaldı. Ama yeni sezon, eski öfkenin devamı olmak zorunda değil. Takım gerçekten yeniden ‘takım’ olacaksa, tribünün de yeniden ‘tribün’ olması gerekiyor. Kapalı’sı, Yeni Açık’ı, Eski Açık’ı, Numaralı’sı hep kol kola.

*

Milyonlarca Beşiktaşlı şampiyonluk istiyor. Belki bu sezon soruyu biraz değiştirmek gerekiyor: Beşiktaş’tan şampiyonluk için ne bekliyoruz değil; Beşiktaş’ın şampiyonluğu için biz ne yapıyoruz? Çünkü ‘bir bütün olmak’ sadece on bir futbolcudan beklenmemeli. Takım sahada birleşecekse, Beşiktaş da tribünüyle, camiasıyla, taraftarıyla birleşmeli. Ama sözde değil özde olmalı bu bütünleşme. Özlediğimiz Beşiktaş’a dönüşmenin yolu tam olarak buradan geçiyor.

Murat Çelik Posta

www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }