Evet sevgili futbolseverler, dün geceki maç itibarıyla Sakın haa sezonu Galatasaray’ın şampiyonluğuyla bitmiştir… Şu rezalete bakar mısınız? TFF başkanıyla GS başkanı gizlice özel bir görüşme yapıyorlar. Baş başa ne konuştularsa artık Omerta yemini gibi kimse içeriğini bilmiyor, bizim bu sene ne olursa olsun şampiyon olmamız lazım yoksa batarız dendiği konuşuluyor…
Cümle alem bu konuyu dillendiriyor; üstelik Galatasaray başkanı “yok biz böyle bir şey konuşmadık” demiyor. Sakın haaa diye üstü kapalı da değil, açık seçik konuyu dillendirmeyin diye gözdağı veriyor…
Erman Toroğlu bunu televizyonda tekrar gündeme getirince kamuoyunu yalan yanlış bilgilendirdi diye savcılıkta ifadeye çağrılıyor… Aradan 2 hafta geçtikten sonra TFF başkanı Erman hocaya mesaj atıyor…
“Evet haklısın yanındayım, zamanı gelince konuşuruz…”
Neyin zamanı gelince? Yani lig bitince Galatasaray’ın hayırlısıyla 4. şampiyonluğu da tescillenince yani… Böyle bir skandal şimdi konuşulmayacaksa ne zaman konuşulacak?
Gerçekten dün akşam yaşananlardan sonra yerlerde olan Türkiye liginin marka değeriymiş, kalitesiymiş gibi palavralara zaten kimse inanmıyordu ve herkesin gözü önünde yaşanan son rezaletlerden sonra dibe iyice oturmuştur…
Futbolda yazılı olan bazı kurallar vardır… Bunlar hakem takdirine bırakılmaz… Sana göre bana göre diye geçiştirilmez… Vay efendim maçın orta hakemi de VAR hakemi de daha çok genç olur öyle şeyler diye geçiştirilecek ve halının altına süpürülecek meseleler değil bunlar…
Biz bunların tecrübeli dediklerini de gördük geçen hafta… Alanya maçını Ali Şansalan yönetiyor, VAR’da ise ben bıraktım hakkınızı helal edin diyen ama ne hikmetse sen bize lazımsın diyerek hakemliği devam ettirilen Halil Umut Meler oturuyor…
Yazılı kural ne diyor? Bayrak direğine tekme atana kart göster, seyircinin arasına dalan olursa kart göster… Bunlar milyonlarca insanın gözü önünde oluyor ama tecrübeli dedikleri hakemler bunları görmüyor değil, görüyorlar ama elleri bağlı, gözleri bağlı, dilleri bağlı… Üç maymunu oynuyorlar…
Alanyalı oyuncunun dizine neredeyse sezon kapattıracak tekme atılıyor, Ali Şansalan korkudan olsa gerek kırmızıyı veremiyor… Torreira zaten milletvekili dokunulmazlığıyla oynuyor… 4 yıldır tekme atmadığı sadece kendi arkadaşları kalmış, henüz kırmızı kart görmedi nedense…
Bunlarda Melo denen bir katil daha vardı hatırlarsanız… Ona da hep göz yumdular… Sonra İtalya’ya gitti… Ne oldu? Koca sezon içinde kırmızı karta doyurdular… Orada yemedi çünkü sezon sonunda aynen paketlediler…
İtalya’da adamlar şikeye bulaştı diye Juventus’u küme düşürdüler… Bütün oyuncularının bonservisi düşürüldü ve herkes bir anda serbest kaldı… Bir sonraki sene alt ligde -6 puanla başlamak zorunda kaldı…
Tecrübeli dedikleri hakemler körler sağırları oynarken genç ve umut veren hakemleri de dün gece hepimiz gördük… Yine aynı taktikle, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali Okan Buruk hakemlerden şikayet etti…
Artık bu kabak tadı vermekten çıktı, tahammül sınırlarını aşıyor… Kimse de yemiyor ama TFF ve MHK yine sessizlik içinde oturuyor, aynı pişkinlikle kazanalım da ne olursa olsun düşüncesiyle devam ediyorlar…
Maçın 20. dakikasında Sane’nin pozisyonu net kırmızı kart… Bunu dünyada futboldan biraz anlayan kime izletirsen izlet kırmızı kart der… Sadece Galatasaraylılar kırmızı değil, sarı yeterli diyorlar…
Osimhen’in zaten sarısı var… Hakem düdüğü çalmış, buna rağmen 4-5 saniye sonra topa vuruyor… Yazılı kural ne diyor? Düdükten sonra topa vurana kart göster… Sana göresi bana göresi yok… Versene kartı…
Senin 20. dakikada oyundan atamadığın adam 1-2 dakika sonra gol asisti yapıyor… Sanıyorum ilk devre bitince gösteremedikleri kırmızı kartın muhasebesi yapılıyor…
Nitekim aynı oyuncu bu defa Rıdvan’ın ayak bileğine basınca artık bunu vermezsek iyice maçın içine ettiğimiz belli olur diye pek istemeyerek de olsa kırmızıyı veriyorlar…
Üstelik orta hakem de değil, VAR başında oturan stajyer hakem çağırıyor da beyefendi kartını çıkarıyor…
Sizin derdiniz sahada maç yönetmek değil ki… Maçın kaderini değiştiriyorsunuz… Sonuca etki ediyorsunuz…
Şu anda zaten ligin en kaliteli ve en pahalı takımı Galatasaray… Kimse bu gerçeği inkâr etmiyor… Hem içeride hem dışarıda çok takımı yenecek potansiyeli var… Ama sen içeride hemen her maçta kolluyorsun, adalet terazisinin kefesi hep onlardan yana basıyor… Neden sürekli mahallenin şımarık, kibirli zengin çocuğu gibi kollanıyor?
Futbolun güzel tarafı nedir? 90 dakika içinde her türlü olasılığa açıktır… Basketbolda kaliteli ve pahalı takımı yenebilmen çok çok zor… Neredeyse imkânsız. Çekişmeli de olsa finalde favori takım kazanır. Ama futbolda hava şartları, şiddetli bir yağmur ya da sert bir rüzgâr… Hiç hesapta yokken görülen kırmızı kartlar maçın kaderini değiştirir…
90 dakika yüklenirsin gol için, rakip neredeyse orta sahayı geçmez… 91. dakika hiç hesapta yokken top kornere gider. Adamlardan biri ya da kendi oyuncun ters bir kafa vurur, gol olur maç biter… Biz futbolu yıllardır böyle izliyoruz… Ama siz hiç sürprize de yer bırakmıyorsunuz… Ortada yazılı olan kuralları bile uygulayamıyorsunuz…
Eeee nerede kaldı rekabet, nerede kaldı mücadele? Alanya maçında herkesin gördüğü kepazelikler bizim maçımızda da yaşanıyor… Üstelik pişkin pişkin aynı tezgâh devam ediyor… Hemen yavuz hırsız devreye giriyor… Bizim penaltımız verilmedi, bizim de oyuncumuzun bileğine basıldı. 4. hakem de çok kötüydü falan filan… Geçin bunları artık, bıktık…
Üstelik bu imtiyazlı ve kollanan takım olduklarını cümle âlem görüyor… Kendi taraftarlarını da inandırmışlar, kimse kabul etmiyor… Ben Beşiktaşlıyım ama başka takımları tutan bir sürü sevdiğim arkadaşım, dostum, kardeşim var… Eminim herkesin böyledir…
Kendi adıma artık Galatasaraylı arkadaşlarımla futbol konuşmuyorum. Çünkü onlara karşı olan sevgimi ve saygımı kaybetmek istemiyorum… Size de tavsiye ederim çünkü akıl sağlığınızı ve dostluklarınızı kaybetmektense böylesi daha iyi olur…
Gelelim dün geceki maça… Maçın ilk yarısında çok kötüydük… Üst üste 4-5 pas yapamadık… Kanatlarımız hiç çalışmadı. Takımın bütün oyun kurgusunu Orkun üzerinden yapmaya çalıştık. Topu alan herkes bireysel sorumluluk almak yerine hep Orkun’u aradı…
Cherny kanatta çok etkisizdi, beklediğimiz içeri kat eden adam geçen derine etkili paslar atan görüntüsünden uzaktaydı… Galatasaray orta alan hâkimiyetini ele geçirince bu defa Orkun defans ağırlıklı orta saha oynamak zorunda kaldı…
Oh ileride çok yalnız kaldı, çocuk ne yapsın koştu durdu ama ona hiç top gelmedi ki… Osimhen de ileride tek forvet oynadı ama hiç tek kalmadı. Sağından, solundan, ortadan hep destek verdiler…
Attığı gol de bizim defans kurgusunun hatasıyla geldi… Defansımızın arkasında üstelik Barış’la beraber elle kolla buradayız diye kendilerini gösterdiler… Ama defans oyuncularımızın hiçbiri dönüp arkaya bakmayı bile akıl etmedi…
Yediğimiz gol bana ilk baktığımda ofsayt gibi geldi… Ama çizdikleri ofsayt animasyonundan kıllandım ne yalan söyleyeyim… Çünkü Sakın haa sezonunda artık hiçbir şeye şaşırmamak lazım…
Maçta en net pozisyonu Orkun yakaladı ama onu da uzak köşe yerine Uğurcan’ın kucağına vurdu… Galatasaray kaliteli oyuncularıyla hem orta sahayı hem de defans bloğunu çok iyi kapattığı için bize pozisyon bile vermedi…
Maçın sonunda Uğurcan için “maçın oyuncusu, kurtarışlarıyla sahanın en iyisi” demelerine güldüm… Bütün toplar kalenin ortasına geldi… Hangi topu köşeden çıkardı? Mutlak gol dediğimiz hangi kurtarışı yaptı doğrusu ben göremedim…
Maçın orta hakemi ve VAR hakemi bence maçın adamlarıydı… Çünkü maçın kaderiyle oynadılar…
Şimdi “mağlubiyete bahane arıyor” diyenler olabilir… Aramızda takım olarak büyük kalite farkı ortaya çıktı, bu gerçeği elbette inkâr edemeyiz…
Kulübede oyuna hiç girmeyen Icardi var, İlkay Gündoğan var… Var oğlu var… İstenilen oyunu sergileyemedik çünkü bazen bir maça aşırı motive olmak da ters tepiyor…
Biz sanki şampiyonluk maçımız gibi düşünürken, rakibimiz şampiyonluğu garantilemiş gibi rahat oynadı… Ee adamlar da haklı kardeşim… Sakın haa sezonunda zaten hep onlara çalışıyorlar…
Kadro derinliğin var. Kaliten var… Üstüne sana kart göstermekten korkan hakemler de var, daha ne olsun…
Babel gittikten sonra bir röportajda ne dedi hatırlıyor musunuz? “Türkiye’de top oynadığım en rahat takım Galatasaray’dı… Çünkü bazı maçlarda hakemler de işimizi kolaylaştırdı…”
Adam bunu üstelik gülerek söyledi… İnanmayan YouTube’da duruyor, bir daha izlesin…
Fikstür senin paşa keyfine göre yapılıyor… Avrupa’da 8 maç yapıyorsun, dönünce 7 maç içeride oynuyorsun…
Bizim Avrupa’da maçımız var, Göztepe maçı ertelensin… Hay hay paşam emrin olur…
Beşiktaşımızın Şenol Güneş döneminde 1 maçını bile ertelemediler… Napoli’yi deplasmanda yenen takım dönüşte hiç eve uğramadan Anadolu’ya deplasmana gitmişti…
Ali Koç ne zaman “yapı var” diye konuşursa hemen akabinde bir Anadolu takımıyla maçında hakem kıyaklarıyla Fenerbahçe’yi kurtarma operasyonları yapıldı…
Eee yapı var diyordunuz ne oldu şimdi? diyerek iddiayı boşa düşürmeye giriştiler…
Haksızlığa uğradığını söyleyen, büyük takımları kolluyorsunuz diye feryat edenleri de susturmak için Beşiktaş’ı doğrayarak, kırmızı kartlarla, verilmeyen penaltılarla ve akıl almaz kararlarla Anadolu takımlarına da bir nevi “adaletliyiz” mesajı verdiler…
Trabzonspor’un hocası Fatih Tekke haftalar önce ne dedi hatırlıyor musunuz? “Bizim ve Beşiktaş’ın önü kesiliyor, hakem kararlarıyla zirve yarışının dışına itiliyoruz” dedi…
Bu sene artık Sakın haa sezonu bence bitti… Bu mevcut kadrosuyla ve bu kadar kollamalardan sonra Galatasaray şampiyonluğu kolay kolay vermez…
Önemli olan şartlar ne olursa olsun, kim ne derse desin şampiyon olalım da nasıl olursa olsun düşüncesiyse eğer… Ki zaten öyle, şimdiden hayırlısı olsun…
Beşiktaşımızın sezon sonunda 5-6 oyuncuyla vedalaşıp bize doğrudan katkı verecek oyuncularla yeni bir yapılanmaya gideceğinden eminim…
Sergen hocaya ve Serkan Reçber’e güveniyorum… Başkan Serdal Adalı’nın da bu yapılanmanın hep arkasında olduğunu biliyorum…
Ama sezon sonunda transferler yapmaktan ziyade Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor’un bu mevcut sistemden ülke futbolunu kurtarması için çaba göstermesi gerekiyor…
TFF, MHK ve futbolun tüm kurullarının ve kurumlarının değiştirilmesi gerekiyor…
Bunu yapmadıktan sonra 500 milyon euroluk takım bile kursan ne fayda…
En önemlisi de kendi adıma Türk hakemliğine inancım zaten yoktu… Dün gece bunu bir daha ispatladılar…
Önümüzdeki sezon kesinlikle tüm maçları yabancı hakemler yönetmeli, VAR hakemleri de yabancı olmalıdır diyorum…
Bu 3 büyük kulüp Anadolu takımlarının da desteğini alarak bu değişimi sağlayamazsa…
Önümüzdeki sezonun adı Aman haaa olur.
Zafer Algöz/Duhuliye.com