Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı'nın haklı ya da haksız olmasından öte, bence burada konuşulması gereken başka bir konu var:
Serdal Adalı'nın bu açıklamaları Beşiktaş camiasında nasıl karşılık buldu, ya da buluyor?
Bunun için de Beşiktaş taraftarını iyi tanımak gerekir.
Her takımın taraftarı kendine göre özeldir. Takımları için, amiyane tabirle, ölümü bile göze alırlar.
Ancak Beşiktaş taraftarının farklı bir yönü var.
Türkiye'de sosyal duyarlılığı en yüksek taraftar gruplarından biri Çarşı'dır.
Bunu birçok toplumsal olayda gördük.
Birçok insanın devekuşu misali kafasını kuma gömdüğü zamanlarda, Beşiktaş taraftarı kimi zaman TOMA'ların önünde durdu, kimi zaman jop yedi ama "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." diyebilecek yüreğe sahip bir taraftar topluluğu oldu.
Alen, bir dönem bende de yazılar yazmıştı. Bu nedenle elbette tüm taraftar gruplarını önemserim ancak Çarşı'yı ayrı bir yere koyarım.
Sevgili Başkan Serdal Adalı diyor ki:
"Görevi devraldığımızda 128 milyon dolar olan banka borcumuz, şu an itibarıyla 53 milyon dolar seviyesine düştü."
Ben de diyorum ki:
"Sevgili Başkan, borçlar, alacaklar, verecekler taraftarı ilgilendirmez. Nasıl ki siz taraftara 'Kombine alın, forma alın, ürünlere ilgi gösterin.' diyorsanız; taraftar da size 'Biz bunları alıyoruz, peki başarı nerede?' diye sorar."
O nedenle alacaklar ve verecekler taraftarı ilgilendirmez.
Bu, her kulüp için geçerlidir.
Sayın Başkan, 1,5 yıldır görevde olduklarını söylüyor. Ancak Beşiktaş gibi büyük kulüplerde devamlılık esastır. "Bir önceki yönetim bizi ilgilendirmez." diyemezsiniz. Çünkü bir önceki yönetim yeterli olmadığı için bu göreve siz talip oldunuz ve camiaya başarı sözü verdiniz.
Beşiktaş son şampiyonluğunu 2020-21 sezonunda yaşadı. Yani beş yıldır taraftarına bu mutluluğu yaşatamıyor.
Büyük kulüplerde göreve şampiyonluk vaat ederek talip olursunuz. Bunu yerine getiremezseniz de kongre üyeleri size "Güle güle." der.
Ben biliyorum ki Sayın Serdal Adalı, söylediğim tüm bu gerçeklerin farkında.
++++++++
İstatistikler bize şunu söylüyor:
Beşiktaş son beş yılda 10 teknik direktör, 5 başkan ve 4 sportif direktör değiştirdi.
Biraz daha istatistiklere bakalım...
71 transfer yapılmış, 225 milyon avro bonservis bedeli ödenmiş.
Tüm bu değişimlere rağmen Beşiktaş, genel tabloya baktığımızda lider takımların 129 puan gerisinde kalmış.
Aslında bu tablo, Beşiktaş'taki başarısızlığın en net özeti olarak karşımızda duruyor.
Bu sezon Başkan Serdal Adalı, tanıdık bir isim olan Önder Özen'i sportif direktör olarak göreve getirdi.
Önder Özen'i tanımayanlar arama motoruna "Kimdir bu?" diye yazdıklarında karşılarına öyle bir sihirbaz çıkmıyor.
Bana göre bu görev, Önder Özen için de çok önemli bir kariyer fırsatı.
Başarılı olursa aranan bir isim hâline gelecek. Ancak geçmişe takılıp kalır ve başarılı olamazsa, CV'sinde yalnızca "Beşiktaş'a bir kez daha geldi, başarılı olamadı." yazacak.
Beşiktaş'ın yaptığı transferlere bir bakalım...
İki kaleci transfer ettiler: Alexander Nübel ve Doğan Alemdar.
Alexander Nübel, Bayern Münih'ten geldi. Ben oldum olası Alman kalecileri ayrı bir yerde tutarım. Ayrıca Alexander Nübel'in Alman efsanesi Manuel Neuer ile aynı ortamda bulunmuş olması da önemli bir kazanım. Umarım Beşiktaş, Nübel konusunda sıkıntı yaşamaz.
Doğan Alemdar'ı ise zaten biliyoruz. İyi bir çıkış yaptı ancak sonrasında kaybolan isimlerden biri oldu.
Onun için de şunu söyleyelim:
Burası Beşiktaş...
Oynarsan kalırsın.
Oynayamazsan, bir daha kimsenin aklına gelmezsin.
Clermont'tan alınan sol kanat oyuncusu İlhan Fakılı henüz 20 yaşında. Önemli bir potansiyel. Trabzonspor da kendisini istemişti ancak transferi Beşiktaş bitirdi.
Beşiktaş'ın şu anda 14 yabancı futbolcusu bulunuyor. Bunların arasından mutlaka ayrılıklar yaşanacaktır.
Burada asıl önemli olan, yeni teknik direktör Vincenzo Italiano'nun oyun anlayışı ve eldeki futbolcuların bu sisteme ne kadar uyum sağlayacağı.
Yeni hocanın ilk ciddi sınavı ise UEFA Avrupa Ligi'nde Midtjylland ile oynanacak karşılaşmalar olacak.
Bu maçlara çok az kaldı.
23 ve 30 Temmuz'da yeni Beşiktaş'ı daha net göreceğiz. Ondan sonra yapılacak yorumlar da çok daha sağlıklı olacaktır.
Metni yalnızca imla ve yazım kurallarına göre değil, anlatım bozukluklarını gidererek ve akıcılığını artırarak düzenledim; görüş ve üslubunu ise korudum.
Nihat Erence / duhuliye