Bir sezonun daha sonuna geldik..
İyi işlerin az, kötülerin yine çok olduğu sezonlardan biriydi..
Aslında 1 sene öncesine göre daha umutsuz başlamadık. Ole ile geleceğe yatırım yaptığımızı, merdivenleri tek tek çıkacağımızı düşünmüştük; sanki ülkenin gerçeklerini bilmiyormuşçasına.
Aslında fena olmayan, bizleri heyecanlandıracak transferler de yapılmadı değil. Hele eski sporcularımızın da verdiği destekle transfer sunumlarındaki başarı taraftarı gururlandırmıştı, hatırlarsınız.
Ama ne olduysa o lanet sağ bek transferindeki duvara toslamalar ve Sancho diye bir sol kanat oyuncusunun paçasına yapışık geçen 2 ay yönetimin tüm ayarlarını bozdu. Tabii ülke ikliminde hafif sallanmalar oldu mu yeni gelmiş başkan ufak ufak suçu atacak birilerini arar ve genelde hocalar olur bunlar.
Transfer dönemindeki takım kurgusu, kimyası vs. gibi olguların eksik olmasının sorumluluğu kendilerinde değilmiş gibi idam sehpasına Ole’yi gönderdiler. Hem de şu anda piyasada son dakika duyumcularının tümünü kullanarak hocanın altını oydular.
Şu andaki duruma bakarsak Ole hoca başarısızdı, kötüydü falan geçeceğiz; hepsi hikâye kalır. O gün kendini “Sergen Yalçın gelsin” diye yakan tipler bugün X sayfalarında hocaya sallamakla meşguller. (Ben de biraz sonra bunu diyeceğim ama futbolu çok bildiğimden ya da el altından yapılan yönetici ricasından değil)..
Neyse ben buralarda değilim, “yönetim istifa” lafları da etmeyeceğim. Kulübe para akışını sağlasınlar önce, emekçi kulüp çalışanlarının sonra sporcuların paralarını zamanında ödesinler, basket ve futbol takımlarına doğru takım kursunlar yeter benim için. Yoksa Ali gitse Veli gelse bir şey değişmeyecek.
Bunlar zengin iş adamları. Belli egoları, belli kompleksleri ve doğal olarak da belli güçleri var. İş başına geldiklerinde hepsinin hareket refleksleri az çok aynı oluyor. İşte bulmuşuz bir tane bu cendereye girecek birini, bu yaptıklarına katlanacağız mecburen.
Yukarıda kendilerinden beklenen kısımlarda doğru kadrolar oluşturma konusunda düşeş atarlarsa işleri kolaylaşacak. Dedim ya bunlar varlıklı ailelerin temsilcileri ve onlara göre daha düşük seviyede insanların yetenek ve bilgi olarak hâkim oldukları futbol dünyasından zerre kadar anlamıyorlar. Karşılarına çıkan menajerler nereye çekerse oraya gidiyorlar.
Ha bir de sosyal medya yalakalarından da fikir alıyorlar tabii. İşte biz saf Beşiktaş taraftarına da bari inandıkları adamlar namuslu ve bu işi bilen insanlar olsun demekten başka çare kalmıyor.
İşin yönetim tarafı bu iken teknik heyet tarafında işler biraz karışık.
Ben Sergen Yalçın ve kankalarından futbolu iyi bilecek değilim. Belki eğitim olarak yarışırım ama pratikte profesyonel bir geçmişim olmadığı için onlara iş öğretmek haddime değil. Ayrıca 2020-21 şampiyonluğunun hatrına da teknik yorum yapmak istemiyorum Sergen hoca ile ilgili.
Fakat bir konu var ki camia için çok önemli detay…
Sergen Yalçın çok büyük bir solak olabilir ya da çok önemli bir şampiyonluk gerçeği de değişmez ama hiçbir zaman lider olamayacağını 2025-26 sezonunun tamamında göstermiş, Trabzon maçından sonra da mühürlemiştir.
hafta gelip 3 puanla görev alıp ilk mağlubiyetten sonra “Bu takım çöp, kötü kurulmuş” hikâyelerine başlamış ve komutanı olduğu ordunun askerlerini satmıştır.
Tüm sezon boyunca Ömer Seyfettin’i aratmayacak hikâyelerini dinledik hocanın. O çöp dediği kadro evinde Gençlerbirliği’ne, G.Antep’e, Samsun’a, Alanya’ya, Karagümrük’e puan kaybetmiş; yine İstanbul’da Eyüp ve Kasımpaşa’yı geçememiştir.
Hadi hiç büyük maç kazanamadığını geçiyorum da bu maçları geçemeyecek kadar mı çöp idi bu kadro?
Son basın toplantısında bizlerle dalga geçer gibi “4. olmak için devre arası transferlerini yaptık” dedi, hatırlarsınız. Hiç elendiği takımın hocasının son 8 maçına bakmadan, yine o takımın kupada finale çıkmasını görmeden bizle maytap geçti aklı sıra.
Ama asıl bombası “Yetkili olduğum durumdan sorumlu değilim” demesi.
Bu kişi futbol takımının başında ha arkadaşlar yanlış anlamayın. Ve “sorumluluğum yok” diyor. Sanki TV’de yaptığı al gülüm ver gülüm şov programında kendisi..
Tüm camia da hâlâ “Hoca kalsın mı gitsin mi?” derdine düşmüş. Yahu o oturduğu koltuğun sorumluluğunu almam diyen bir kişiye çık rakiplerle savaş denir mi? Biz kime güveneceğiz?
Bu söylemleri Beşiktaş taraftarına hakarettir.
Başkan başkanlık yapacak, hemen teşekkür edecek hocaya. Ama derler ki bu ülkede bazı hocaları belli güçler korur. Başkanın da yönetiminde ya da etrafında hocadan yana tavır koyanlar olacaktır; bu insanların siyasetine ya da verdiği paraya bakmadan masaya yumruğunu vurması gerekiyor Serdal başkanın.
Tekrarlayayım, iyi hocalık kötü hocalık meselesi değildir bu söylediklerim.
Kendi kurduğu ya da kurmadığı ya da gelirken inceleyip görevi kabul ettiği kadronun her türlü sorumluluğunu almayacak kişi ister Sergen, Şenol, Mourinho, Ali, Veli isterse tillahı olsun benim sahadaki komutanım olamaz..
Bülent Bilirgen
Duhuliye.com