Her yönüyle mükemmel bir oyun izledik. Böyle güçlü bir rakibe karşı açık vermeden oynamak sevindiriciydi. Göz dolduran ayağa paslar, iyi savunma, iyi hücum, doğru oyun. Orkun bir gol attı kilidi açtı, bu maç da Sergen hocanın kilidini açacak. Bence hoca zaten oyunu her hafta iyileştiriyordu, ama çoğunuz göremiyordu. Şimdi ise herkesin görebileceği iyi bir oyun vardı, bu da hocanın üstündeki baskıyı almıştır, bence artık daha özgüvenli bir Sergen Yalçın izleyeceğiz. Bugün hoca maç sonu çok önemli bir noktaya değindi ve oyuncuların oyun planına uyduğunu söyledi. Yani hocayı dinleyen, hocayla uyumlu, pozitif, özgüvenli bir takım bizi bekliyor.
Bugün neredeyse girilen her pozisyon gol oldu, bundan daha fazla pozisyona girip hiç gol atamadığımız maçlardan değildi. Çünkü yeni transferlerimiz gol atmayı biliyor. 3 maçta 3 gol atan bir santrfor yani Hyeon Gyu’u aldık. Gol attığı ilk maç topa vuruşundan anlamıştım iyi olduğunu o hafta neden Hyeon Gyu’yu beğenmemiz gerektiğini yazmış Aboubakar’dan sonra nihayet takım kötü oynasa dahi gol atıp maç kazandırabilecek, toptan korkmayan, özgüvenli birisini aldık demiştim. Bugün savunmaya bile kritik bir anda yardım etti. Murillo’nun da Hyeon Gyu’nun da golleri benzerdi. İkisi de topa sert ve özgüvenli vurdu. Murillo’nun golünde Orkun’un koşusu önemliydi. Cerny’nin koşuları iyiydi, asist yaptı, ama çok top kaybı da yaptı. Ersin için rahat bir maçtı Agbadou’nun kritik kurtarışını da tebrik etmeden geçmeyim.
Olaitan’ın eski takımına gol atması ayrı güzeldi. Göztepe bu sezon kornerden gol yemeyen tek takımmış Ndidi’nın golü sayesinde bu istatistiği bozduk. Uzun zamandır Göztepeyi hem lig’te hem kupada yenemeyip hatta bir de farklı yenilmiştik, o sebeple bu maç farklı yenmemiz önemliydi.
Ben öyle yeni transferler gol attıkça, iyi çıktıkça Sergen Yalçın’a veya Serkan Reçber’e teşekkür edeceklerden değilim. Ben Sergen Yalçın’a en baştan güvenenlerdendim. Nedenini de her yazımda anlatıyorun. Ben Sergen hocaya
*ne mevcut şu bu oyuncuya dokunsun da performansını artırsın diye
*ne şampiyon olsun diye
*ne yıldız transferi yapsın diye
*ne doğru oyun planını yapsın
diye güvenmedim, çünkü bunları herkes yapar. Ben Sergen Yalçın’a sadece doğru transferi yaptırsın diye güvendim. Çünkü artık camiamız o kadar bölündü ki, sosyal medya virüsü bize öyle bulaştı ki bu virüsün aşısı önceliği sosyal medya trollerini bitirmek olacak disiplinli birleştirici bir yönetimin gelmesiydi. Kısa vadede önceliği şampiyonluk değil de bu konu olan bir yönetime biz sabretmeyeceğimiz için gelemeyeceğine göre bize disiplinli, kendini değil Beşiktaş’ı düşünen bir insan lazımdı o da Sergen Yalçın’dı. Geldiğinden beri o sözde Beşiktaşlılar kendi izlenmeleri artsın bir kaç taraftar toplayım diye Rafa konusunu hiç alakası yokken Sergen’e bağladılar, hoca hangi oyuncuya dokundu, oyuna ne katkı verdi dediler, eski yorumculuk yaptığı programları ısıtıp servis ettiler, milli arada tatilde yaptıklarına karıştılar, işler iyiyken de dürüstçe konuştuğu için egolu dediler. Şimdi bu 4/0 dan sonra onlara gün doğacak.
Bu galibiyet sonrası normal taraftarımız harici sevinenleri ben ikiye ayırıyorum.
*Bir; u dönüşü yapıp hocayı savunup iyi giden tablodan kendine pay çıkarmaya çalışanlar
*İki; bir açık bulup bu güzel iklimi bozayım diyenler olacak tıpkı 5:0 Galatasaray galibiyeti sonrası bizi bitirmeye çalıştıkları gibi. Bu açık aramaya çalışan grubun yeni söylemi de “Cerny mutsuz, Rafa gibi hoca onu da harcayacak.” Rafa olayının ile Sergen’in alakası olmadığını kaç yazımda kanıtladım dilerseniz okuyun. Bu güruhun bizi yıpratmaya çalıştığı yeni konu da bu.
Kısaca ben sadece transferde hocaya güvendim. Çünkü başımıza ne geldiyse gelenin gideni arattığı transferlerden geldi. Transferde Beşiktaş’ın belini doğrultacak, yönetimle iletişim içinde takım kurmaya çalışacak yegane insan olduğunu düşünüyorum. Neden yegane? Çünkü yabancı hocalar yönetimlere transferde boyun eğiyor, yerli çoğu hoca da öyle, Sergen hoca kadar şeffaf, açık sözlü bırakın teknik direktörü, hayatta öyle insanı bulmak bir kere zordur. Herkesi bu yeniden yapılanma sürecine inanmaya ve en az yaz transfer dönemi bitene kadar hocaya sabretmenizi istiyorum. Benim Sergen hoca takıma geldiğinde söylediğim “önemli olan iyi değil doğru transfer yapmak” sözümün benzerini Sergen hoca geçen maç sonu söyleyince geçen hafta yazımda doğru ve iyi transferin farkını baya uzunca anlatmıştım. Bakın iyi değil doğru transfer ne kadar önemliymiş. Sergen hoca ve ekibi sayesinde şuan tam da doğru yere doğru transferler yapıldı. Gereksiz mevkiye oyuncu yığıp en gerekli yerden oyuncu gönderilmedi. O sebeple her yeni transferin gol atmasına ve maşallah iyi olmasına ben şaşırmadım çünkü önemli olan iyi değil doğru transfer olmasıydı.
Berna Özsoy / duhuliye.com