Geçmişe yolculuk yaptım kendi adıma…
Sahaya bakıyorum; sanki efsane Gordon Milne takımı çimlerde. Rakibi presle boğuyor, nefes aldırmıyor; sağdan geliyor, soldan gidiyor, çok coşkulu oynuyor…
Gözlerimi kapatıyorum. Yeni Açık tarafından gelen sesi duyuyorum; adeta Eski Kapalı’dan tınılar geliyor. Etrafıma bakıyorum, herkesin yüzü gülüyor.
Sizleri bilemem ama üç-dört ayda geleceğimiz yerin burası olacağını bana kimse anlatamazdı.
İşler iyi gidince vasatlar, goygoycular, mesleki cahiller nasıl da kayboluyor, değil mi?
2021’deki o efsanevi şampiyonluktan sonra kulübe çöken kalitesizlik, o kadar çok ayrık otu, o kadar çok liyakatsiz kişi türetti ki camianın kalite anlayışı neredeyse kalmadı. O kadar çok kalitesiz insan tarafından temsil edildik ki hem kulüp içinden hem de spor medyasından… Taraftar olarak çaresizlik boyutuna ulaşmamıza ramak kalmıştı.
Ama ortam tersine döndü.
Ortada bu camianın sesi, yüzü, sahibi, hamisi vesaire gibi dolananlar, işler böyle iyi giderse kendi kendilerine biçtikleri o bol duran elbiseleri çıkarmak zorunda kalacaklar.
Sosyal medyada gördüğünüz, herkese “abim”, “babam” çeken duyumcular da boşa düşecek. Çünkü takımla ilgili konuşulacak konuların seviyesi onları da terk edecek.
Ha, sadece bizim için değil; diğer camialar için de bu sorun var.
Ama onlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, ne kadar “Bizim yıldızlarımız, kupalarımız var.” derlerse desinler, ülke sporundaki kalite timsali hep Beşiktaş olmuştur.
O efendilik, abilik, vakur duruş boşuna kazanılmış sıfatlar değildir. Bir günde de kazanılmamıştır.
İşte son yıllarda kaybedilen şampiyonluklardan çok, bu özelliğin kaybedilmesine üzülmemiz gerekiyordu.
Şimdi mucize gibi bir şey oldu ve saha dışında zar düşeş geldi.
Aslında şeşin biri basketbolda gelmişti, diğerini de futbolda yeni bulduk. Hoca, sportif direktör ve scout şefi; başkanı da yanlarına alarak Voltran’ı —bu tabir de eski oldu, gençler kusura bakmasın— oluşturdular.
Bundan sonrası artık her departmanın çalışkanlığına bağlı.
Kulüp profesyonelleri kendi alanlarında çok çalışırken yönetim de onlardan desteğini esirgemeyecek. Sadece yönetim değil; bu sistemin tamamına destek verecek, maddi ve manevi olanakları güçlü, Beşiktaş titrini adlarının önünde taşıyan varlıklı aileler ve bireyler de bu çorbaya tuz atacaklar.
Ve taraftar…
En önemli parça olarak cahil cüheladan etkilenmeden, “şuncu”, “buncu” olmadan işini yapacak.
Daha yolun başındayız ama uyanış başladı.
Beş sene önce o veya bu şekilde girdiğimiz ya da sokulduğumuz bitkisel hayattan çıkmak için bir hareketlenme var.
Hani filmlerde olur ya…
Başroldeki ağır abi hastanede yatar ama henüz kötüleri alt edememiştir. Uyanır. Önce kolundaki serumu söker. Sonra yatakta doğrulur ve ayağa kalkıp kendisine haksızlık edenlere çökmeye gider.
Biz şimdi koldaki serumları söktük.
Ama henüz ayağa kalkmadık.
Bunu ancak hep beraber başarabiliriz.
İşte ondan sonra…
Renkliler düşünsün.
Bülent Bilirgen / duhuliye.com
www.duhuliye.com
Sosyal medyada bizi takip etmeyi unutmayın!
twitter - instagram - youtube - tiktok - facebook
Duhuliye | Beşiktaş'ın Kalbi | © 2026