Beşiktaş Eski YK üyesi, spor yazarı ve gazeteci Hayri Cem'in köşe yazısı...
Beşiktaş, kupa maçında Fenerbahçe’yi son dakika golüyle yenmesine rağmen aslında zorlanmadı. Hakem müsaade etseydi skor çok daha farklı olabilirdi.
Fenerbahçe’nin eksik oyuncuları vardı diye kimse bahane üretmesin. Fenerbahçe’nin son derece geniş bir kadrosu var ve bu eksikleri telafi edecek çok sayıda alternatife sahip.
Beşiktaş’ın eksikleri ise (Jota Silva, El Bilal Touré, Ndidi ve Cengiz) zaten kısıtlı olan kadro içinde son derece kritik oyuncular. Bu nedenle Beşiktaş açısından bu eksiklikler, Fenerbahçe’ninkilerden çok daha vahimdir.
Beşiktaş’ın Zorlanmasının İki Temel Nedeni
Beşiktaş’ın sezon boyunca istikrarsız sonuçlar almasının arkasında iki temel faktör olduğuna inanıyorum.
1) İç Saha Baskısı ve Taraftarın Haklı Sabırsızlığı
Sezon başında alınan kötü sonuçlar ve beklentilerin karşılanmaması, taraftarın haklı olarak sabrını yitirmesine neden oldu. Taraftar, hatalara karşı çok hızlı reaksiyon veriyor; takımı ve oyuncuları protesto ediyor. Bu durum futbolcular üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Bu baskı özellikle iç sahada oynanan maçlarda daha belirgin hissediliyor. Futbolcular hata yapmaktan korktukları için sorumluluk almıyor, riske girmiyor; hatta şut atmaktan bile kaçınıyorlar. Deplasman maçlarında ise bu baskıyı hissetmedikleri için çok daha rahat oynuyorlar.
Dünkü Fenerbahçe maçı iç sahada oynansaydı aynı başarı elde edilir miydi? Açıkçası ben bundan pek emin değilim.
2) Hakem Kararları: Hata mı, Kasıt mı?
İkinci ve belki de daha önemli faktör, hakemlerin Beşiktaş aleyhine verdiği kararlar. Artık bu kararları “hatalı” olarak nitelendiremiyorum. Bu durum hata sınırını aşmış, kasıt boyutuna ulaşmıştır.
Beşiktaş, neredeyse her branşta hakem “hatalarıyla” karşı karşıya kalıyor.
Basketbol takımının başantrenörü Dušan Alimpijević’in şu sözleri bu durumu çok net özetliyor:
“İki sene önce ‘Dušan evine dön’ diye tweet atan birinin oğlunun Beşiktaş maçını yönetmesini anlamıyorum. Maçı tekrar izleyin, neler yaptığını görün. Kazanmasak bahane üretiyor diyeceklerdi.”
Üstelik yayıncı kuruluş bu açıklamaları bile çevirmemeyi tercih etti.
Fenerbahçe maçından sonra röportaja çıkan futbolcuların ortak söylemi, hakem hatalarının ve hakemlerin Beşiktaşlı oyunculara karşı sert tutumunun psikolojilerini bozduğu yönündeydi. Son derece haklılar.
Futbolcular, sahaya çıktıkları andan itibaren hakemin niyetini çok çabuk anlar. Kararların hatadan öte kasıtlı olduğunu hissettikleri anda moralleri çöker.
Bir yandan “Ne yapsak kazanamayacağız” duygusu, diğer yandan “Yanlış bir şey yapıp atılmayayım” korkusu, futbolcunun tüm performansını aşağı çeker.
Fenerbahçe maçında verilen ve verilmeyen penaltılara bakalım. Artık her çekme, her itme faul olarak değerlendirilmiyor. Çekmenin ve itmenin şiddetine bakılıyor. Ayağa basmada bile şiddet kriteri esas alınıyor.
Abraham’ın çekme şiddeti ile Orkun’un itilme şiddeti arasında gerçekten bir fark var mı? Ama biri penaltı, diğeri değil.
Süleyman Seba’dan Bugüne Kaybolan Ağırlık
Taraftarlar, Beşiktaş Başkanı ve yönetiminin maçlardan sonra çıkıp bu konuları yüksek sesle protesto etmesini istiyor. Bana göre bu yanlış bir yöntem. Çünkü artık bu tür açıklamaları kimse ciddiye almıyor.
Trabzonspor maçından sonra bir Beşiktaş yöneticisi konuştu da ne değişti?
Geçmişe baktığımızda, efsane başkanımız Süleyman Seba’nın en çok doğrandığımız maçlardan sonra bile kameralar karşısına çıkıp esip gürlediğini hatırlamıyorum. Ama tüm futbol camiası, onun konuşma ihtimalinden bile çekinirdi.
Süleyman Seba televizyonlara çıkmazdı; ancak Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerine açacağı tek bir telefon yeterli olurdu. Kırk yılda bir konuşur, konuştuğunda da herkes hizaya girerdi.
Bu gücü, önce kişisel saygınlığından, ardından da TFF içindeki güçlü lobisinden alırdı. Beşiktaş, tüm Anadolu kulüplerinin temsilcisi ve sözcüsü konumundaydı.
Son Söz
Ya mevcut başkan ve yönetim, TFF camiası içinde saygınlıklarını tesis edecek, sözlerini dinletip sorunlara çözüm bulacak bir ağırlık kazanacaklar ya da bu saygınlığa sahip kişilere koltuklarını devredecekler.
Aksi takdirde Beşiktaş, daha uzun yıllar üzülmeye devam eder.
Hayri Cem
duhuliye.com
YORUMLAR (8)
Nerde Öyle bir başkan adayı gerçi olsa bile bu bahsettiğiniz şeyi Türk futbolu kaybedeli çok oldu o Tff kurumunun içindeki yapı ve teşkilat ile adamların öyle bir lobisi varki kim gelse bunu kıramaz
Taraftarın yönetim ve futbolcular aleyhine yaptığı her hareket, bu yapının değirmenine su taşıyor. Atatürk'ün dediği gibi Birlik ve beraberlik kaderi ilahiden gayri herşeyi yener.
Hakem kararları hata mı kasıt mı sorusunun cevabı çok basit. Artık bu sorun savcılığın sorunu. Yoksa çözülmez.
Farklı illerde Hakem okulu kurup dürüst Beşiktaş ahlakına sahip hakemler yetirmek için acilen yola çıkmalı. Yoksa 20 sene sonra yine aynı şeyler konuşulacak. Bu arada renkiler formlarına yıldız eklemeye devam edecekler.
Şimdi size soru; eyyam yapacaksınız, haksızlık yapacaksınız, hak yiyeceksiniz. Çok güçlü birlik olan camiaya mı yaparsınız,yoksa sürekli eleştirilen, kendi taraftarı bile ıslıklayan,kendi futbolcularına çöp diyen,sürekli başkan hoca değiştiren takımın mı hakkını yersiniz.Lan nasıl olsa buna habire vuruyorlar birde biz haksızlık yapalım demezler mi. Kimden korkmuyorlarsa en çok onun hakkını yiyorlar bu kadar basit.Yani sorun yine bizim camiada. Taraftar çıksın bakalım sokağa basın açıklaması yapsın ,bir daha hakkımız yenirse şöyle yaparız diye. Bak bakalım bir daha kimse yelteniyor mu.
Geçmiş yıllardaki taraftar, hakemi çok baskı altında tutuyordu. Şimdi, hakemleri etki altına alamıyoruz. Aleyhte kararları, ıslık ile protesto etmeliyiz.
Arkadaşlar maç sonu uzatma bile bjk'ye farklı gösteriliyor.Kartlar bile bize kolay çıkıyor.Antepte ofsayttan gol yedik.Akıllarınca Beşiktaşı daha manipüle edilebilir sanıyorlar.Unutmasınlar en çok seyircili maç rekoru bjk' ye ait.1453 kartalları kolpalarını unutmadık.
Seba döneminde futbol bu denli endüstleşmemişti. Ona rağmen,Beşiktaş bir kaç şam.haksız kaybetti. Malatya'daki teşvik,Ank.gücü 8 lik maç. Van maçı, hakemin attığı gol sadece bir kaçı.Seba,şerefli 2 lik söylemini çıkarmıştı. Seba dönemi haksızlığın olmadığı bir dönem değildi. Seba'nınmda gücü bu anlamda sadece bir efsanedir. Gerçekler ise kaybedilen alınan şampiyonluklardır.