Misal, ligin son 4-5 haftası oynanıyor olsa, şampiyonluk yarışından kopmuş olan ne kadar "büyük" takım varsa hocaları yeni hedefi şöyle açıklar; Avrupa Kupaları'na katılmaya çalışacağız?
Eeeee sonra...
Yani katılacaksınız da ne olacak!?

Bir şey olacağı yok, yarım yamalak yapılan transferler, en sıradan Avrupa takımları karşısında bile belimizin bükülmesine neden oluyor...
Hikayenin özeti bu.
Yani transfer yaparken bile hedefimiz Avrupa değil...
Kaflaramız domestic! Dış hatlara kapalıyız!
İşte Abdullah hoca GRİP, Braga'da sahaya sürdüğü takım GARİP!

Umut, Lens, Güven, Boyd, Oğuzhan ve genç Kartal...
Bu altı oyuncu arasında orta sahada rakip kovalayacak, önde baskı kuracak, top kapacak bir tek kişi var mı!?
Yok! İyi top kullanan genç Kartal ve Oğuzhan'a emanet koca orta saha... Sonuç; Bragalı oyuncular yol geçen hanına çevirdiler bu bölgeyi...
İsteyen, istediği kadar anlatabilir bu maçı, bana göre ana fikir şu; hoca maçı önemsemeyince, sahadaki oyuncular hiç önemsemediler!
Bir takımın hedefi, oyuncuların ismi tahtaya yazıldığı anda belli olur, böyle bir on biri sahaya yazdığınız anda takım sizin bu maçı ciddiye bile almadığınızı anlar.

Net!

Lens kırmızı kart gördü (karar yanlıştı) takım eksik kaldı muhabbeti de bu maçı anlatmaz; Lens varken de takım on kişiydi zaten.
Diyeceksiniz ki; hakem hasıldı?
El cevap; Beşiktaş kadar kötüydü!
Aslında hiç uzatmaya da gerek yok...
Avrupa neyimize, demek zorunda kalıyorum, izlediğim her maç sonrası. Haksız mıyım!?

Turgay Demir / Fotomaç