Futbol

“Türk futbol tarihinin en kötü hakem kadrosu”

Maraton Vip programında konuşan Bora Beyzade, Beşiktaş’ın Erzurumspor FK karşısında aldığı galibiyeti ve maçtaki hakem kararlarını değerlendirdi. Beyzade, VAR ve hakem yönetimine sert tepki gösterdi.

Bora Beyzade, özellikle Agbadou ve Cerny’nin pozisyonları üzerinden VAR uygulamasına tepki gösterirken, Beşiktaş yönetimine de önemli çağrılarda bulundu.

“Çok rahat bir galibiyet oldu”

Çok rahat bir galibiyet oldu.

Yani bir ağır siklet boksörü ile, tabiri caizse, tüy siklet boksörünün bir karşılaşması gibi oldu. Çok net bir galibiyet aldı Beşiktaş. Yani 45 defa rakip ceza sahasına giriş, kaleyi bulan 21 şut ve tüm bunları Beşiktaş adeta birinci, ikinci viteste oynadığı bir karşılaşmada yaptı.

“Vincenzo Italiano’nun daha fazla rotasyon yapmasını bekliyorduk”

Vincenzo Italiano’nun daha fazla rotasyon yapmasını bekliyorduk ama Alanyaspor maçı... Hoca da zaten maç sonunda bunu söyledi. Alanyaspor maçına çok vurgu yaptı, o mağlubiyete.

Demin kafaya çok takmış. Hani “Keşke o rotasyonu yapmasaydım” diyen bir insan psikolojisiyle aslında maç sonunda bazı şeyleri söyledi. Bugünkü maçta da beklediğimizden az rotasyon yaptı. Bir kere bunu programın ilerleyen dakikalarında daha detaylıca değerlendireceğiz.

“Hakem performansı oldu bir anda”

Yani böyle çok rahat bir karşılaşma sonrası, çok net bir galibiyet sonrası bu maçta hakemle ilgili konuşabileceğimizi hiç aklıma getiremezdim. Yani hakemlik bir şeyi yokken sahadaki futbolcuları, tribündeki taraftarları, ekran başında izleyen Beşiktaşlıları çıldırtan bir hakem performansı oldu bir anda.

Bir anda yani maçın ilk yarısı 2-0. Gayet güzel. Evet.

Bir verilmeyen penaltı pozisyonu var. Yani inanın bana, penaltı pozisyonuna daha gelemiyorum bile. Çünkü hani bu tarz pozisyonlarda verilmediği zaman tabii ki diyorum, eleştiriyorum: “Ya bu penaltıydı, verilmeli.” Ama abi, ikinci yarıda olan bambaşka bir şeydi.

“VAR geldiğinden bu yana böyle bir şey görmedim”

Yani VAR Türkiye’ye geldiğinden bu yana ya da VAR futbola geldiğinden bu yana ben bu tarz bir şeyi hayatım boyunca görmedim. Yani VAR’ın o geliş sürecinde hiçbir şekilde denk gelmedim böyle bir şeye.

Şunlar olabiliyor: Hakemin yorumu, işte VAR protokolleri var. Buna karışır mı, karışmaz mı ya da karışmalıydı? Ya bu pozisyon böyle mi yorumlanır? Bak, hep yorumlu pozisyonlarda hepsini bir şekilde kabul edebiliyorum. İçime sinmese de kabul edebiliyorum, anlayabiliyorum.

“Agbadou’nun topun göğsüne çarptığını görebiliyorduk”

Ama dün Agbadou’nun pozisyonunu izledik, golden önce. Trossard’ın golünden önce.

beIN SPORTS bize gerekli açıları verdi. Bu açılarda çok net bir şekilde Agbadou’nun topun göğsüne çarptığını zaten görebiliyorduk. Hatta ben açıları gördükten sonra artık döndüm, çayımdan bir yudum aldım. İşte arkadaşlarımla muhabbet ediyorum. “Aa ne güzel.” Sercan’la, Fırat’la konuşuyoruz. “İyi oldu, 3-0, belki 4 olur, 5 olur” derken bir anda VAR işareti geldi.

Ben şimdi VAR işareti gelince dedim ki herhalde başka bir yerde bir şey var. Yani başka bir pozisyon var öncesinde. Agbadou’nun topu kontrol ettiği anın öncesinde bir şey var ya da sonrasında arada bir şey var.

“Biz bir şeyi kaçırdık herhalde.”

Ha, pozisyon gelince tek bir görüntü ve hakemin o pozisyondan karar verme ihtimali yok denecek kadar az. Halbuki biraz dikkatle bakınca orada bile biraz belli oluyor. Hadi orada hakemi zor duruma düşürecek en berbat açıyla hakemin önüne o pozisyonu getiriyorsunuz.

“Hakem bunu talep etmiyor”

Riva’daki VAR’daki arkadaşlar ve bu da yabancı bir... Yani o pozisyonu görünce ben artık anlayamadım. Başka açılar da hiçbir şekilde ekrana gelmediği bir an ve hakem de bunu talep etmiyor.

Ya bunun başka açısı var mı diye sorarsın. Ben hakem olsam, onu ekranda gördüğün zaman... O da talep etmiyor. Hakem de dedi ki, “Ya beni çağırdıklarına göre herhalde burada bir elle oynama var. Ben bunu çalayım da kurtulayım.”

“Kendi kararında devam edeceğini söyledi”

Maalesef. Yani bak, geçen sene bir kadın hakemimiz vardı. Şimdi ismini yine unuttum. Dün programda yine konuşmuştuk. O mesela gitti, birçok erkeğin yapamadığını yaptı. Geçen sene pozisyonu ekranda izledi ve döndü. Kendi kararında devam edeceğini söyledi.

Çünkü gördü ve kendi inisiyatifini kullandı. Biz de maalesef Türkiye’de hakemler bu konuda çok sıkıntılı.

Yani her ekranın başına giden hiç düşünmeden hemen kararını değiştiriveriyor. Yani hiç, “Bir pozisyonu izleyeyim, kendi yorumumu katayım, iyice bir gözlemleyeyim” yok. VAR ne karar veriyorsa sahadaki hakem de ona sorgusuz sualsiz uyuyor.

“Hakikaten anlamıyorum”

Dün de maalesef yani öyle bir şey oldu. Pozisyonun önce verilen açılarından zaten belli, elle oynama olmadığı... VAR’daki odadaki, Riva’daki odadaki o insanlar neyi düşündü de o açıyı ekrana getirmeyi düşündüler? Hakikaten anlamıyorum.

Çünkü hakem pozisyonu izledi, golü iptal etti. Döndü. beIN yine çok net bir açıdan pozisyonun elle oynama olmadığını, Agbadou’nun göğsüne çarptığını çok net bir şekilde ortaya koydu.

Ben böylesini, açık söyleyeyim, görmedim.

“Bu kriminal bir olaya giriyor”

Pozisyonu saklama nedir? Bu artık başka bir şeye giriyor. Bu kriminal bir olaya giriyor. Yani biz burada sakin bir şekilde Beşiktaş-Erzurumspor maçını konuşmak istiyorum. Taktiksel dokunuşlarını, Italiano’nun ne yapmak istediğini, Marsilya maçına daha fazla değinmek istiyorum.

Yani öyle işler yapıyorlar ki hakemsiz bir hafta geçiremiyorsun. İşin acı tarafı bu.

“Cerny’nin pozisyonunda da golün önce bir açısı verildi”

Daha sonraki pozisyonda Cerny’nin pozisyonunda da zaten golün önce bir açısı verildi ekrana. Mesela gol pozisyonunda, gol iptal edilen golde... Hadi orada biraz dedim ki, “Kafam karıştı, faul olabilir” falan. Sonra bir açıyı gördük, faulle alakası olmadığını gördük. Bunu da iptal ediyorsunuz.

“Beşiktaş belki de bu maçı 6-0, 7-0 kazanacak”

Yani Beşiktaş belki de bu maçı 6-0, 7-0 kazanacak. Belki de sezon sonunda averajla belirlenen bir şampiyonluk olacak. Beşiktaş daha önce böyle iki tane şampiyonluk kazandı. Bir tanesini de hatta kazandı, bir tanesini de kaybetti. Yani bunların nasıl vicdanınıza sığdırabiliyorsunuz?

Mesela o pozisyonun nasıl diğer açılarını göstermiyorsunuz? Bunu nasıl yapabiliyorsunuz? Hakikaten Türkiye Futbol Federasyonu, MHK’nin insanlara açıklayıp bunu anlatması lazım.

Hani bu kadar kendini zan altında bırakan, bu kadar artık insanlara başka şeyleri düşündüren bir kurum olamaz. Ya çok basit. Diyeceksin ki, “Hakem bundan dolayı vermemiş. Şu Riva’daki merkezde pozisyon açıları kaybolmuş” deyin ya. Silinmiş deyin ya.

Ona bile kabulüm, biliyor musun? Hani kabul etmiyorum da... Onu bile anlarım.

“Her hafta başka bir hikâye, her hafta başka bir kaos”

Dedim ki, hani yalan da olsa bir alan yarattılar. Yani hani çok böyle inandırıcı bir yalan olmasa da “Hadi inanalım” dersin. Yani bunu da yapmıyorsunuz. Ben inanamıyorum yani.

Her hafta yaşananlara, her hafta başka bir hikâye, her hafta başka bir kaos.

Tamamen futbol konuşulması gereken, hatta Beşiktaş’ın bundan sonraki yol haritasını konuşmanız gereken bir akşamda tamamen hakem üzerinden gitmek zorunda kaldık.

“Beşiktaş yönetimi hiçbir şekilde vidaları gevşetmeyecek”

Yani burada yönetimin de asla ve asla gevşememesi lazım. Bak bu çok önemli. Beşiktaş yönetimi hiçbir şekilde vidaları gevşetmeyecek. “Ya bu maçı zaten 3-0 kazandık, burada çok fazla hakem konuşmaya gerek yok” demeyecek.

Maalesef Türkiye’de sistem böyle işliyor. Rakiplerimizin hakemler konusundaki tavırlarını görüyorsunuz. Yani bunlar hiçbir şekilde geri adım atmıyorlar.

Ben burada herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. Yaptığı yönteme saygı duyuyorum. Ben sadece Türkiye’de çok böyle beyefendi olmanın, özellikle futbol ortamında, çok bir işe yaramadığını gördüm.

“Daha fazla bağıran kazanıyor”

Belki Süleyman Seba, rahmetli Süleyman Seba döneminde biz böyle bir yolda ilerledik ama o dönemde de, inanın bana, ne medya, ne federasyon ne de rakiplerimizdeki yönetici profilleri bu şekilde değildi.

Tabii ki her dönemin belli bir tarzı vardı. Belli bir yoğurt yiyişi vardı. Şimdi maalesef burada, bu sene, bu dönemde daha fazla bağıran kazanıyor. Daha sürekli konuşan kazanıyor.

“Beşiktaş yönetimi de asla ve asla durmamalı”

Maalesef şu an böyle bir dönemdeyiz. O yüzden Beşiktaş yönetimi de asla ve asla durmamalı. Yani her hafta hakemle ilgili konuşması gerekiyorsa konuşmalı.

Beşiktaş’ın YouTube kanalında bununla ilgili belki de yayınlar yapılmalı. Sürekli paylaşımlar yapılmalı. Bu ateşin sönmesine izin verilmemesi lazım.

Çünkü canınız yanmış. Haksızlığa uğramışsınız. Ben hani hiçbir şey yokken çıkın konuşun anlamında bunu söylemiyorum. Sürekli hakemi dillendirin anlamında söylemiyorum.

Ama canınızın yandığı her gün, galip de gelseniz, isterseniz 10-0 galip gelin, bunun altını çizin. Bu çünkü bir sonraki maçınıza etki edecek bir söylem olabilir.

“Siz de kendi adalet ortamınızı yaratmak zorundasınız”

Maalesef Türkiye’de işler böyle yürüyor. Çünkü adaletli bir mekanizma olmadığı için, adalet mevzusu tamamen ortadan kalktığı için, ne futbol federasyonu ne adalet duygusu artık kaybolduğu için zaten bunu her eylemlerinde çok net bir şekilde görebiliyorsunuz.

O yüzden siz de kendi adalet ortamınızı yaratmak zorundasınız.

Yani maalesef Türkiye’de şu an için böyle. O yüzden durmadan, susmadan, devamlı konuşacaksınız. Sürekli rahatsızlığınızı dile getireceksiniz.

Sürekli size yapılanları anlatacaksınız, konuşacaksınız. Maalesef Türkiye’de sistem böyle. Başka türlü olmuyor.

“Keşke Avrupa’daki gibi bir futbol ortamında olsak”

Keşke olmasaydı. Keşke Avrupa’daki gibi, hani hiç hakemlerin konuşulmadığı bir futbol ortamında olsak. Ben zaten bunu da anlamıyorum. Türkiye’de hakemleri hakikaten bu anlamda anlamak çok zor.

MHK’yi de, Türkiye Futbol Federasyonu’nu da...

“Her hafta Premier Lig’de, Bundesliga’da maç izliyoruz”

Ya biz böyle dünyaya iletişimi kapalı, dünyadaki hiçbir futbol organizasyonunu izleyemeyen bir ülke olsak ve şu anki hakem yönetimlerini görsek belki bizim kafamız bu kadar karışmayacak, belki de canımız bu kadar yanmayacak. Belki bazı şeyleri çok daha rahat anlayacağız.

Ama her hafta biz Premier Lig’de maç izliyoruz. Bundesliga’da maç izliyoruz. La Liga’da maç izliyoruz. Şampiyonlar Ligi’ni izliyoruz. Her hafta Avrupa Ligi’ni izliyoruz.

“Burada yaşananları kabul etmesi mümkün değil”

Oradaki hakem yönetimlerini görüyoruz. İnsanların oradaki hakem yönetimlerini görünce burada yaşananları zaten kabul etmesi mümkün değil.

Hani hakemler de keşke bu organizasyonları izleseler de, futbolun sahada nasıl yönetildiğini, maçların nasıl yönetildiğini birazcık olsun bu yönetimlerden esinlenebilseler ama her şey aynı şekilde devam ediyor.

Etsin bakalım, gittiği yere kadar. Yani bu bir yerde dur denmesi gereken bir şey ama kimse de “Dur” demek istemiyor.

“Burada birilerinin müdahale etmesi lazım”

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı da açıkladı. MHK başkanını görevden alıp... TFF... Yani bu artık işin geldiği son nokta.

Burada birilerinin müdahale etmesi lazım. Yoksa hakikaten yazık, günah. Bu kadar milyon eurolar, 100 milyon eurolar harcanıyor. İnsanlar burada yayın ihalesinde bir sonraki ihalede çarpı 5 rakamın peşinde. Yani şu an 100 milyon seviyesindeyse bunun 500 milyona çıkmasını istiyorlar.

“500 milyon dolar para versin bir sezonluk yayın hakları için”

Ama adaletsizliğin bu şekilde olduğu bir ülkede hiç kimse, hiçbir yayıncı kuruluş, kusura bakmayın, geri zekâlı değil; 500 milyon dolar para versin bir sezonluk yayın hakları için.

Adaletsizlik bu şekilde devam ettiği sürece sizin bu paralara ulaşmanız mümkün değil. Öncelikle bunu bir düşünün.

Herkes bir şapkasını önüne koysun. Bir düşünsün, bu iş nereye gidiyor diye. Ve artık bir ortak yol bulalım.

“Yabancı MHK, yabancı orta hakem, yabancı VAR hakemi”

Aslında yapılması gereken belli ama ısrarla yapmıyorlar. Ben yıllardır bunu söylüyorum. Dilimde tüy bitti.

Yabancı MHK diyorum. Yabancı orta hakem diyorum. Yabancı VAR hakemi... Ama tabii kaliteli anlamda. Hatta hakem kurulları, gözlemciler bile yabancı olmalı bence.

“Türk futbolundaki hakem ortamını 5 sene boyunca yok etmemiz lazım”

Ya Türk futbolundaki şu an hakem ortamını 5 sene boyunca yok etmemiz lazım. Şu anki mevcut kadroyu... O 5 senede yabancı bir oluşum olmalı ve bu sırada da alttan bu yabancı oluşumun öğrettiği, desteklediği yeni bir Türk hakem ekibinin oluşması gerekiyor ki biz adaletli bir şekilde, bundan sonraki yani bu 5 senenin sonunda, adaletli bir şekilde devam edebilelim.

Yeni Türk hakemler, gencecik Türk hakemler, hiç değilse daha bu işi ustasından öğrenmiş hakemler bu işin içinde olurlar. Ancak öyle düzlüğe çıkarız.

Yoksa şu anki mevcut hakem kadrosunun, ki Türk futbol tarihinin açık ara en kötü hakem kadrosunun, toparlanabilmesi, iyi bir şeyler yapabilmesi mümkün değil arkadaşlar.

Duhuliye.com

{ "vars": { "account": "GTM-T3XXFJ6" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }