Hürriyet yazarlarından Uğur Meleke'nin köşe yazısı

2020’lerin futboluyla ilgili en müthiş tespitlerden birini Arsene Wenger’den duymuştum:

“Futbol artık eskisi gibi değil. İnsanlar benim gibi güzel oyunla değil, sadece istatistiklerle ilgileniyorlar. Futbol Ronaldolaştı artık, önemli olan tek şey gol atmak.”

Belki eski kafalıyım, belki fazla romantiğim ama ben de Arsene Wenger gibi düşünenlerdenim. Oyunu seviyorum, skoru değil.

Belki de bu yüzden hiçbir maçın kazananının kim olacağı umurumda değil. Gönlüm hep iyi oynayana kayıyor.

Malumunuz, futbol profesyonelleri arasında kalan az sayıda romantikten biri Guardiola... Onun hemen yanı başına da gönül rahatlığıyla Luis Enrique’yi yazabilirsiniz.

Hatta Luis Enrique son iki turnuvada vitesi öyle artırdı ki, pratikte başarılı olamasa da, teoride Guardiola’dan çok Guardiolalaştı adeta!

iLK 11’DE 7 ORTA SAHA OYUNCUSU

EURO 2020’de 26 oyuncu hakkı olmasına rağmen turnuvaya 24 kişilik kadroyla gitmesi aldığı ilk büyük riskti. Dünya Kupası 2022’de de De Gea, Ramos, Thiago, Moreno gibi deneyimlileri dışarıda bırakması devam filmi gibi. Oyunun liderliğini Gavi-Pedri’ye verdi. Savunma göbeğinde bir ön libero olan Rodri’yi, en uçta bir orta saha oyuncusu olan Asensio’yu kullandı. Hatta dün Fas önünde Guardiolalık vitesini bir tane daha artırdı, ilk 11’de 7 orta saha oyuncusu kullandı. 3 merkez orta saha Gavi, Pedri, Busquets’in yanı sıra stoper Rodri, sağ bek Llorente, sol açık Olmo ve santrfor Asensio’yla tam 7 orta saha orijinli futbolcu çıkardı sahaya.

LUiS ENRiQUE’NiN iFLAS BAYRAĞI

Ancak yazının başında değindiğim gibi teoride kaldı dün bu Guardiolalaşma... Pratikteyse dünkü 90 dakika, toplam sadece 9 şut ve 3 kornerle kupanın belki de en sıkıcı maçı olarak son buldu. İspanya birinci-ikinci bölgede City gibi topu çeviriyor ama üçüncü bölgede olağanüstü kısır. Gol atmadan maç kazanamazsınız. Luis Enrique’nin iflas bayrağı oldu sanırım dünkü yenilgi.

Uğur MELEKE / Hürriyet