Eski Süper Lig hakemi, hakem yorumcusu ve Fanatik yazarı Deniz Çoban, gazetedeki yazısında gündemdeki VAR kayıtlarının açıklanmasını değerlendirdi

VAR kayıtlarının açıklanması uzun vadede TFF'nin de MHK'nin de başını ağrıtacak. IFAB, 2020'de açıklamaların yayınlanmasına asla izin vermeyeceklerini duyurmuştu. Bu konuda sorumluluk tamamen federasyona ait.

TFF’nin VAR kayıtlarını açıklamasının uzun vadede hem TFF’ye hem de MHK’ye sorun çıkartacak bir adım olduğu kanaatindeyim. Zaten VAR kayıtlarının yayınlanmasının ardından açıklamalar ardı ardına gelmeye başladı. VAR kayıtlarının bu şekilde yayınlanması FIFA ve UEFA ilkeleriyle uyuşmuyor. UEFA, FIFA ve IFAB; VAR kayıtların eğitim amaçlı yayınlanmasını tavsiye ediyor. Eğitim amacı dışında yayınlanmasını önermiyor.

Eğitim amaçlı olsa...

IFAB’ın 2020 Eylül ayında ulusal federasyonlara gönderdiği yazıda, bu tavrını açıkça ortaya koyuyor. "Canlı yayınlanmasına" asla izin vermeyeceklerini, eğitim amaçlı yayınlanabileceğini belirtiyor. TFF ise yaptığı açıklamada VAR kayıtlarını“ şeffaflık ilkesi” gereği yayınladıklarını belirtiyor. Yani "eğitim" amaçlı değil "şeffaflık" adına yayınladıklarını açıkca ortaya koyuyor.

Bakış değişebilir

Her ne kadar otorite kurumlar, VAR kayıtlarının bu şekilde yayınlanmasına sıcak bakmasalarda herhangi bir yaptırım uygulayabilmek içinde ellerinde bir ensturmanları yok! Neticede bu TFF’nin kendi iç işleyişi ve müdahale alanına sahip değiller. Türkiye’ye bakışları değişebilir ama somutbir adım atamazlar. Sorumluluk tamamen TFF’ye aittir!

Profesyonellikten uzak

Galatasaray maçı kaydını takip ederken, bu konuşmaların VAR odasına ait olduğuna inanmak istemedim. Böyle bir ofsayt yorumu; profesyonellerin görev yaptığı VAR odasına ait değil de sanki bir kaç futbolseverin kendi arasında yaptığı ofsayt değerlendirmesine ait gibiydi. Ofsayt çizgisi çizmeden hakemi incelemeye davet etmek, ofsayt kuralını temelden sarsan yorumlar yapmak ve bu pozisyondan ofsayt çıkartmak, VAR odasındaki profosyonellere ait bir karar olmaktan çok uzaktı.

Sarı kart anlaşılır değil

Beşiktaş maçında yayınlanan kayıtları izlediğimde, "Bir pozisyonla ilgili VAR kontrolü ve incelemesi nasıl olmalı?" sorusuna örnek teşkil edecek bir uygulama olduğunu gördüm. Her ne kadar verilen sarı kart hatalı olsa da VAR Serkan Tokat’ın pozisyonu kontrol hızı, hakemi incelemeye davet etmesi, pozisyonu uygun açılardan izletmesi ve ikna edemediği hakeme “karar sizin!” diyerek görevini dört dörtlük yapması örnekti. İki gün sonra göğsüne FIFA kokartı takacak olan Atilla Karaoğlan’ın, bu pozisyonu ekrandan izleyip, sarı kart kararı vermesi ise anlaşılır gibi gelmedi bana.

Hangi MHK'ye itibar etmeliyiz?

Yayınlanan bu kayıtların iki öznesi, Erkan Özdamar ve Atilla Kararoğlan, MHK tarafından hakemliğin “maraşallik ünvanına” layık görülmüş ve FIFA kokartı takmışlardı. MHK iki gün önce taltif edip “en iyi hakemlerim” dediği iki ismi “Uzun süre görev vermeyeceğim!” diyerek taca çıkardı.

İki gün önce “Bu hakemler benim en başarılı hakemlerim” diyen de aynı MHK, iki gün sonra “Bu hakemler başarısızlar, onlara uzun süre maç vermeyeceğim!” diyen de aynı MHK! Biz hangi MHK'ye itibar etmeliyiz?

Deniz ÇOBAN / Fanatik