Duhuliye yazarlarından Bülent Bilirgen'n köşe yazısı...

Başlığa geçmeden önce kendimize bir çuvaldız batıralım. Birçok cümle, birçok tanımlama gibi ‘’İçimizdeki İrlandalılar’’ lafını litaretüre geçirmişti Mustafa hoca. Gençler için hatırlatayım, Mustafa Denizli milli takımın başında iken 2000 Avrupa Kupası elemelerinde İrlanda ile mücadele ediyorduk. O sırada bazı basin mensupları açık açık Denizli’nin dolayısı ile milli takımın başarısızlığını her tavırları ile açık açık istiyordu. Mustafa hoca da İrlanda’yı elemesinin üzerinden 2 dakika geçmeden yapıştırdı bu tanımlamayı. Ondan sonra ihaneti temsil eden bir deyime dönüştü kendi dilimizde. Eskiden, yok canım bizde bölünme olmaz, biz sayı olarak diğer rakiplere göre azız ama hep beraber olduğumuz için onlara göre her zaman daha güçlüyüz derdi Beşiktaş camiası. Ama dönem değişti tabii. Artık beraber olunan yerler güç, mevki ve para sahibi olanların yanı her yerde.

İşte Beşiktaş'ın prim planı! İşte Beşiktaş'ın prim planı!

Bugün okudunuz tüm medyada başkanın basın danışmanı çıkmış hocayı eleştirmiş. Yok öyle idi böyle idi maçı bağıra bağıra verdi gibi. Öbür tarafa çeviriyorsun kafanı hoca geldiğinde bundan olmaz deyip fanatikçe o fikirlerini savunanlar kıs kıs gülüyorlar bize göstermeden o yüzlerini. İçten içe seviniyorlar kendilerine bile itiraf edemeden. Yahu kardeşim ayıp yahu. Topçunu dövdüler senin, oyuncunu hapise attılar, başkanının yüzüne yüzüne parmak salladılar,masalara vurdular, antrenörünü kendi evinde tribune kovaladılar, emeğini çaldılar sahada penaltını vermediler. Hiç mi kötü oynamayacak takım hiç mi yenilmeyecek? Oyuncun, teknik ekibin geçen hafta yaşadıklarından olumsuz etkilenmemiş olabilir mi? Okulda hocadan fırça yesen, kötü not alsan, evde karın ile kocan ile tartışsan, işin de tatsızlık yaşasan ne hale geliyorsun onu düşün. Bu 20-30 yaş arası çocuklar can güvenliği olmadan maç aldılar geldiler ve üzerine olanları gördük. Hem de birçoğu başka ülkenin topraklarında yaşadı bunları...

Eleştirme, konuşma demiyorum..Yine de eleştir. Çık saha içindeki tempoyu beğenmedim de. Topçular baskıyı doğru kuramadı de.. Başak’a hak ettiğinden daha fazla değer verip geri adım attılar de. Hoca Muleka’yı değil de keşke duvara çarpan Nkoudu’yu çıkarsaydı de. Hadi çıkarmadı onun önündeki sağ bek sarı kartlı iken bari leblebi gibi adam geçen Redmond ile yer değiştirseydi de. Keşke oyunu hep disiplin penceresinden değil de biraz uçuk yaratıcılık üzerinden okusa de. Yani dilin döndüğünce yapıcı eleştir. Bağıra bağıra maçı verdi ne demek? Bakın ben demiştim işte, bu adam buranın hocası değil söylemi ne?

Bakın camia hızla renklenmeye doğru gidiyor. Tribünü sessiz, etkisiz, sosyal medyası dengesiz. Herkes uzman herkes profesör. Sen kendini tüketici olarak görürsen Necip’i seyretmek istemiyorum demek ile kalmayıp alt yapıdan gelip kaptanlığa yükselmiş oyuncunu yuhlarsın. Necip’in büyük takım seviyesinde kilit rol oynayamayacak kapasitede olduğunu bir tek sen biliyorsun sanki. Sen Beşiktaşlı isen eğer tribündeki tüketici yada kongredeki seçmen değilsin canım arkadaşım. Tüketici bu ürünü beğenmez ise şu ürüne geçer seçmen bu partiye oy vermez ise şu partiye oy verir. Taraftarsın sen adı üstünde tarafsın. Muhalefet yapmak, değiştiremeyeceğin konulara girmek sana ne tatmini veriyor. Eleştireceksen yönetimini eleştir. Camiaya sahip çıkmaya çağır. Sor Sergen Yalçın olmasa idi şampiyon olabilir miydin 2021’de diye. Ne oldu gördük sonrasında de. Herkes koltuğa yapıştı olan hocalara oldu de. Açıkça söyleyeyim ben danışmanın çıkıp alttan alttan hoca güzellemesi yapmasını yemem. Yiyen varsa afiyet olsun. Ya sabır çekmekten bir hal oldu aklı selim taraftar. Bakalım nereye kadar gidecek..

Gelelim ihale konusuna..Ben sahada hakkı yenilmeyen bir takım görmek istiyorum. Bakın yönetimimiz dolayısıyla camiamız büyük bir oyunun içinde kalmış durumda. Geçen sene yapılan hakem operasyonunun ihalesi Beşiktaş kulubünde kaldı. Yazılı bir kanıt olmasa da öyle hissediliyor ki hakemler de ister saha içinde ister var da isterse de diğer kurullarda açıkça savaş yürütüyorlar kulube karşı. Tek vücut olmuşlar ve bu takımı bitireceğiz yemini etmişler sanki. Eğer öyle ise, bu tip yapılar içerde de tam bir biat kültürünü çalıştırırlar. Sürüden ayrılmak isteyen hakemleri de tehtit ediyor olabilirler. Bu işi çözecek olan Beşiktaş yönetimidir. Yönetim derhal ama derhal soruşturma talebinde bulunmalı ve bence sorgulamaya sistemden ayrılan hakembaşlarından başlayarak içerde oluşmuş bir yapı var ise parçalamalıdır. Ya herro ya merro deyip reste rest ile karşılık vermelidir. Yoksa 1 hafta iyi oluruz 2 hafta sonra daha büyük bir haçlı seferi başlayabilir üzerimize. Camianın derdi, konsantrasyonu, hedefi İsmael'ti Necip'ti değil asıl bu yapı olmalıdır. Tabii içimizde İrlandalılar yok ise..