Akşam yazarlarından Alen MArkaryan'ın köşe yazısı

Maçın başlama düdüğüyle çekilen üçlüden sonra belli bir melodi eşliğinde tezahüratın devamı gelir...

Bu esnada taraftar ayak uçlarında yaylanarak söyler melodiyi Sivas maçında ise kameranın görüş alanı içinde kalan taraftarları görünce, Beşiktaş'ın ilk yarım saat içinde oynadığı futbola dem vurmak istedim...

Üçlüden sonra taraftar iş olsun diye yaylanmıyordu ayaklarının üstünde. Resmen daha yükseğe zıplamak için yarışıyorlardı birbirleriyle. Eski stat üçlülerinde öyle motive ederdik taraftarı, kafanız Kapalı'nın tavanına değsin derdik zıplarken.....

Öyle inanmışlık öyle heyecan vardı Aynı Osmael hocanın ilk yarım saatteki Beşiktaş'ı gibi. Doğru yere koşan, enerjiyi düzgün kullanan, Ne yaptığını bilen Ve iş olsun diye değil harbi futbol nasıl oynanmalıyı bize resmeden bir Beşiktaş...

Âni bastıran sel baskını gibi vurdu geçti.... Sonra durdu... Niye? "Gücünü göstermek istemeyebiliri" iç cebimize koyup Yan cebimizde taşıdığımız konuya gelelim...

Yedek kulübesi zaafiyeti!!!

Geçen hafta oyuncu değiştirmedi diye yağmalanan Ismael hoca, Bu haftaki oyuncu değişiklikleriyle tabloyu mahzenden çıkarıp salonun ortasına asıverdi...

İlk yarıda oynadığı futbolla Premier Lig yakıştırması yaptığım Beşiktaş ikinci yarıda kaliteyi düşürdü. Niye? Çünkü ilk 11 oyuncusunun yerine giren topçu seviyeyi tartamadı.

Yabancılık çekti, doğru yere koşamadı... Eksiğimiz budur! Bunu resmettik... Transferlerimiz doğrudur ama azdır... Kaliteli yedek takviyesi şarttır...

Ağzımızın tadı yediğimiz tatlıdandır. Ağızda güzel vücutta zararlı!!! Komple bir esenlik istiyorsanız kaliteli yedek zaruridir....

Yönetime başarılı transfer çalışmalarından dolayı teşekkür ederekten ve devamını bekleyerekten!!!

HELALLİK

Cüneyt Çakır, "Bu ülkeye borçluyum, borcumu genç hakemleri yetiştirerek ödemek istiyorum" minvalinde, basında bir şeyler söylemiş....

Genç hakem yetiştirme muhabbetini bilmem, oralar beni aşar... Lakin borçluyum kelimesini duyunca, Beşiktaş'a olan borçları geldi aklıma Cüneyt Çakır'ın..

İnönü de 4-2 yenildiğimiz maçta Ferrari'ye gösterdiği kırmızı ve verdiği penaltı düştü aklıma. Sami Yen'de Delgado'ya çıkarttığı kırmızı?!!!

Kadıköy'de 3-1'lik maçta N'Koudou ve Vida'ya yapılanları 500 ekran barkovizyon gibi seyrettiği halde ölü taklidi yapması.... Ve daha niceleri....

Günah çıkartıp özeleştiri yapacaksa Beşiktaş camiasına da bir hak-helal muhabbeti yapması lazım. Zira çok kahrını çekti bu camia senin sayın Çakır...

Verirler mi bilmem ama bir helallik alman şart vallahi....

SEBASTIAN HALLER VE PASCAL NOUMA

Ajax'tan 31 milyon euroya Dortmund'a transfer olan geçen senenin Hollanda gol kralı Sebastian Haller amansız bir hastalığa yakalanmış...

Testis tümörü kötü huylu çıkan futbolcunun tedavisine başlanırken ben de kendisine bu hastalığı yenmesi dileğiyle bir anımı paylaşarak yardımcı olmak istiyorum...

Pascal Nouma Beşiktaş'a ikinci gelişinden önce yönetim kanadı hastalığından dolayı gelmesinin neredeyse imkansız olduğunda diretiyor...

Biz de belki iç dünyamızda ona beslediğimiz sevgi ve heyecandan dolayı böyle bir olaya inanmak istemediğimizi söylüyor ve gelmesi için ısrar ediyorduk...

Yönetimin de okeyiyle kulüp binasının üstündeki restoranda bir yöneticinin de katılımıyla toplantı gerçekleştirdik...

Nouma hasta yürüyecek durumda değil siz top oynasın diyorsunuz diretmelerine, sahanın ortasına sandalye koyun otursun.

O bize lazım diyorduk... Ne yaptık ne ettik getirttik Nouma'yı... Ne yaptı etti yendi hastalığı... Belki de bizim meşhur tribün aşımızla yendi o mereti... Ama yendi işte. Hayati goller de attı...

''Bize hiç yakışmadı hiç!'' ''Bize hiç yakışmadı hiç!''

Lakin ikinci gelişindeki uçaktan iniş ve karşılanış görüntülerini bulun, Bırak hastayı, ölüyü diriltir o tribün...

Hele bir maçtan önce tribüne çağırdığımızda Kapalı'nın önünde diz çöküşü var ki!!! Şifa niyetine seyrettirin Sebastian kardeşimize...

Allah yanında olsun....

Alen MARKARYAN / Akşam