Milliyet yazarlarından Serdar Sarıdağ'ın köşe yazısı

Geçen haftaki Başakşehir mağlubiyetinin getirdiği hasarı onarmak açısından bir fırsat maçı gibi gözüküyordu. Ama öyle olmadı. Aksine kabus gibi bir maç haline geldi. Ne Beşiktaş’ta ne de İstanbulspor’da çok fazla bir tempo yoktu aslında.

Sanki bir hazırlık maçı havası vardı. Göze çarpan değişim kalede artık Ersin vardı ama savunmada Necip yoktu.

Değişmeyen şey ise Beşiktaş’ın ilk haftalardaki havasının yerinde yeller esiyordu.

Nkoudou’nun 8. dakikada yaptığı tercih riskli olsa da Beşiktaş’a beklenen erken golü getirdi. Serbest vuruş olmasına rağmen topu doğrudan kaleye gönderen Nkoudou’nun şansına kaleci Jensen topa müdaha etti ama ağlara gitmesine engel olamadı.

Düello zamanı! Düello zamanı!

Bunun gibi olmasa da bir başka şanssızlığı Ersin yaşadı. 26. dakikada Emir’in uzaktan çektiği şuta yetişemeyen Ersin, direkten gelip sırtına çarpan ve sonra ağlara giden topa bir şey yapamazdı. Weghorst oyunun her bölgesinde olmaya çalıştı. 39. dakikada attığı gol de, onun iyi futbolunu süslemiş oldu.

İkinci yarıda Beşiktaş’ta önemli sıkıntılar oldu.

Tayyip Talha sakatlığı nedeniyle oyuna devam edemedi, Welinton girdi. Ama iki Türk vardı kadroda. Bu nedenle Rosier çıktı Tayfur girdi. Üç Türk kuralının bir takımın taktik anlayışı ve temposunu nasıl düşürdüğünü bir kez daha gördük.

Adeta takım içerisinde domino etkisine neden oldu. Savunmadaki ciddi hatalar neticesinde kazanılan serbest vuruşu Ali Yaşar 86’da gole çevirdi. Tayfur, 88’de Beşiktaş adına önemli bir fırsat yakaladı ama onda da kaleci Jensen başarılıydı.

Milli araya moralsiz giren Kartal, mutlaka bu arada şapkasını önüne koyacaktır.

Serdar SARIDAĞ / Milliyet