Fotomaç yazarı Turgay Demir'in köşe yazısı

Beşiktaş'ın borcu altı milyar lira yani yaklaşık 300 milyon euro.

Elbette bu borç bir günde olmadı.

Yıldırım Demirören ve Fikret Orman dönemlerinin toplamıdır bugünkü rakam! Ahmet Nur Çebi dönemi de şu anda yaşanıyor ve borçlar yine çığı gibi büyüyor ne yazık ki… Bir baba düşünün, kazandığı para ile ailesinin şehrin ortalama semtlerinden birinde yaşatması gerekirken, aile ve çevre baskısıyla en lüks semtte tutunmaya çalışıyor.

Borç alıyor, borcu borçla ödüyor ve aile üyeleri de, en iyi giysiler, son model telefonlar, lüks arabalar alınırken tek kelime etmezken sadece parasız kaldıklarında "Paralar nerede" diye soruyorlar.

"Yıldız" transferler yapılırken kimse para nereden bulundu diye sormuyor. En dramatik nokta da burası bana göre.

Kulüplerimiz tam olarak bu durumda, gelirleri arttırmadan Şampiyonlar Ligi civarında dolaşmaya çalışıyorlar. Süper Lig'e göre kazanıp, Şampiyonlar Ligi'ne göre harcama yapıyorlar! Sonuç malum.

1995 yılında "Kaynak arayışına çözüm önerim" başlığıyla yayımladığım makalemde artık transferleri iş adamlarının kendi paralarıyla yapması gerektiğinin altını çizmiştim. İş adamları bu konuyu yatırım olarak görecek, oyuncuları bonservisleriyle alacak ve kulüplere sıfır lira maliyetle verecektiler! Yani benim önerim buydu! Diyeceksiniz ki işadamı bunu neden yapsın, ne kazanacak?

Şunu kazanacaktı; futbolcu vitrinde parlayıp başka bir kulübe satıldığında tüm kazanç iş adamının olacaktı! Kazan kazan hikayesi yani.

Olmadı, gerçekleşmeyen bir rüya olarak kaldı.

Yönetimlerin transfer harcamaları tam gaz devam edince, 2014 yılında, bu sütunlarda, gidişatın iyi olmadığını TFF'nin resmi rakamlarıyla ortaya koyup "Bu gemi batar" demiştim. Görünen köy kılavuz istemiyordu!.

Bir çok yanlış yapıldı, paralar kontrolsüzce harcandı vs ama en büyük yanlış başarıyı koruyamamak ve de satamamaktır bana göre.

Misal, Beşiktaş Gomez'i ikna etmek için fedakarlık yapmak yerine gitmesine göz yummasa çok daha istikrarlı bir takım haline gelir ve üç ya da dört şampiyonluk daha fazla kazanıp, Şampiyonlar Ligi'nde de marka değerini çok yukarılara çıkarabilirdi.

Hadi Gomez de hata yapıldı, o olaydan ders alınsa, Aboubakar- Talisca kadrosu korunsa yine üst üste başarılı sezonlar yaşanırdı.

Hep işin kolayına kaçıyoruz.

Talisca için 20 milyon Euro veremeyiz deyip onu gönderdikten sonra yerini doldurmak için daha fazlasını harcıyoruz. Gomez, Aboubakar ve diğerleri için de durum böyle.

Yatırım yapıyoruz ama meyvesini almadan vazgeçiyoruz ve yeni yatırımlara yöneliyoruz. Acayip bir kısır döngü bu!

Sonu ne olur derseniz, tüm camianın ortak hareket etmesi şartıyla işler düzelebilir derim. Bunun için birlik olmak şart. Ancak birliği sağlamak için eleştiriye açık olmak gerek.

Örneğin Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk'ün eleştirileri karşısında Başkan Çebi'nin işi kişiselleştirip darılması, gücenmesi yanlış. Beşiktaş'ta kurumlar ve o kurumların temsilcileri görevlerini tam olarak yapmalıdır. Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk de görevini yapıyor. Olayı böyle görmek ve diyalog kurmak gerek. Çebi ve Yamantürk'ün daha sık bir araya gelmesi iyi bir başlangıç olabilir mesela.

Not: Beşiktaş Divan Başkanı'nın muhatabı Beşiktaş Kulübü Başkanı'dır, ikinci başkan değil!

Turgay DEMİR / Fotomaç