Trabzonspor maçına yüzde yüz galibiyet parolasıyla gittik. Lakin bu tamamen düşünseldi. Sahaya çıkıp iş eyleme gelince hiç de öyle olmadığını anladık. Bir kere Şenol hoca çoklu planla gitmemiş Trabzon'a...

Bireysel yetenekler durursa ne yapacağız mesela? B planı ne? Rakip orta sahada en etkili elemanlarını kilitlerken ve agresif oynarken ne hesapladın kafanda... Anahtarı hangi cebine koydun? Sonra bu Ghezzal? Niye hiç yüzü gülmez, ne problemi olabilir ki bizim bilmediğimiz. Varsa problem niye çözülmez?

Hepsini geçtim, kaç maç oldu ilk 11 çıkalı? Niye top oynamaz? Şenol'la mı, yönetimle mi sorun? Yoksa kendisiyle mi!!! Abou sıfır konsantrasyonla çıkmış maça. Ne topa gidebildi, ne kendine pozisyon yaratabildi? Sıfır konsantre, sıfır aidiyetle lütfen sahadaydı... Siopis'le Maxi Gomez'in hırslarına baktım. Bir de bizim Muleka ile N'Koudou'nun yüzlerine ?! Sinirlerim bozuldu!!!

Allah'tan Mert vardı kalede de isyanlarımızı törpüledi. Her hafta üstüne katarak yürüyor. Uğurcan da kalkmış maçtan önce Mert'i çekiştiriyor. Ben niye milli takımda yokum gibilerinden ayar vermeye çalışıyor yetkililere. Kulüp performansı mı milli maç performansına göre mi alıyorsunuz diye sitem ediyor. Yok Uğurcan. Hiçbiri. Yalnızca Beşiktaş maçlarında iyi oynuyorsun ondan!!!

Maxim'i ilk 11'de niye oynatmıyorsun diye sorguluyorduk Şenol hocayı. Geri aldım sözlerimi... Bizim cephede maçı almaya gidiyoruz cümlesi lafta kaldığından, Adamların Beşiktaşlı oyuncuların kırmızı kart görmesi için yaptıkları provakasyonları ağzımız açık seyrettik. Hele o Maxi Gomez!!! Ne salvolar çekti de Saiss'e, yemedi hakem. Eeeee!!!! Bütün bileşenler negatif olunca pazar gecesini mateme bağladık... Umuttan ziyade tatlı bir heyecan yaratmıştık kendi içimizde o gitti... Büyükada'da Nazım Hikmet'in annesinin bindiği vapura yetişemeyen Yahya Kemal sessizliğinde gibiyim valla... Ne diyeyim? Hayırlısı...

Aziz Yıldırım çalmaz o penaltıyı

Jesus, A.Gücü'nü 2-1 yendikleri maçtan sonra basın mensuplarına, "Biz Beşiktaş'tan 14 maç fazla yaptık." demiş... Hoppalaaa!!! Ya sevgili teknik direktör, ilk yarı biter bitmez orta hakemin yanına koşar adım gidip bir şeyler söyledin, komple şov. O hakemin, ikinci yarıda size çaldığı penaltıyı Aziz Yıldırım çalmaz, ama o üstüne yürüdüğün hakem çaldı. Çaldı, seni ipten aldı... Bütün stat yönetim istifa bağırıyordu, bir pozisyon sonra iş sana dönecekti yırttın... O beğenmediğiniz hakem ve operasyon var üstümüze dediğiniz sistem, üç dakika durmamış ikinci yarıda tam 10 dakika uzatma vererek, başkanınızı ipten aldı... Maçtan sonra topçuları bir hışımla orta sahada topladın bir kelime edip dağıttın. Komple şovdu, yemedi kimse... Çıkmışsın "Beşiktaş'tan 14 maç fazla yaptık." diyorsun. E! Sen Beşiktaş'tan 20 tane fazla penaltı attın. O nasıl olacak? On kişilik Beşiktaş'a yenildin? He? Bak diyorum o penaltıyı Aziz Yıldırım hakem olsa çalmaz. Lakin Aziz Yıldırım teknik direktör olsa senin gibi yapardı!!! Futbol adına sahada konuşacak tek kelime olmadığı için dikkatleri başka yere çekerdi!!! İyi öğrenmişsiniz. Bravo! Böyle devam...

Otel...

Önce mevzuya Kayserispor'un ve oyun sisteminin cuma gecesi G.Saray'ı yenme şansının zaten olmadığıyla başlayalım... Lakin bu bizi ilgilendiren kısım değil. Bizlik durum ilk golde Icardi'nin çıkış anında ofsayt çizgisini bir türlü çizememeleriyle başlıyor. Benim aklıma tilkiyi sokuyorlar. Sonra diyorlar ki, herkes için adalet. İnanılmaz gri pozisyon ve sen VAR odası olarak golün sağlamasını yapmıyorsun.

Artık telefonu mu bekliyorsun, cetvel mi arıyorsun bilemedim. Sonra maç 4-0 ki o da bizi hiç ilgilendirmiyor. Bizi bağlayan son adam olan Nelsson'un rakibini karşı karşıya kalacakken indirmesi, niye bağlıyor? 10 kişi kaldığında Kayseri'nin onları yenecek olmasından değil. Haftaya oynayacakları iki maçta da Nelsson'un olmayacak olması...

Adamlara 1 asırdır kırmızı çıkmıyor iyi mi?! Icardi'ye attığı tweet normal şartlarda 3 maç yazar. Adama bir gece kulübünde bir oturuşta harcadığı parayı vermişler ceza olarak. Muslera? Konya'da yaptıklarından sonra hala sahada olmaması lazım. Eee! Nasıl olacak birader diyorsun. Adam federasyon eliyle N'Koudou diyor... Biz o maçta zaten puan kaybettik ne anlatıyorsun diyoruz. Aboubakar diyor bu sefer. Bunları sosyal medyadaki genç çocuklar yazsa amenna, saçı sakalı beyazlamış yılların gazetecileri yazıyor bunları. Net, şirazesi kaçmış işin... Gözümüzün önünde yaşadığımız bu aymazlıkları halının altına süpürüp bir de Lale Orta istifa demezler mi!!??? Ama öyle güzel veriyorlar ki tatlının şerbetini, iş Nelsson'dan otele evriliyor bir anda. Otelde kalmışlar da etik miymiş de... Cart curt! Otel ne ya? Otelmiş...

Alen MARKARYAN / Akşam