Cumhuriyet yazarlarından Adnan Dinçer'in köşe yazısı

Beşiktaş, evinde konuk ettiği Trabzonspor’u yenemedi ve maç 2-2 bitti. Siyah-Beyazlılar geçen sezon bu sonucu alsa, o dönemin şartlarında belki başarılı sayılabilirdi. Ama bu sezon, bu kadro ve sadece kendi tribününün önünde çıkan sonuç başarı kabul edilemez.

Durup düşünülmesi gereken yer burası. Beşiktaş Teknik Direktörü Valerien Ismael, maçın ardından tribünlerin “İstifa” tezahüratlarına maruz kaldı.

Fransız çalıştırıcının Beşiktaş’taki geleceği için ömür biçenlere çanak açanlar bu kez de kadro kuruyor. İşte hataların devamı ve kulübün yıpratılması burada yatıyor.

Kimse işine ve sorumluluklarına bakmıyor. Kadro yapanların merak ettikleri var.

Muleka, Cenk Tosun ve birkaç isim üstünde gereksiz yorumlar yapılıyor. Eğer yetki yer değiştirdiyse taraftarı kullanmak yanlıştır. Teknik direktör tek yetkilidir. Eğer bir hata varsa yönetim sorumluluğunu bilerek gereğini yapar. Ama aklımın almadığı tek konu antrenmanlardaki yükleme ve taktik gerçeği görmektir.

Antrenmanlar sonucu her maça özel taktikle çıkılırken uygun futbolcular da 11’e seçilir. Bu da teknik direktörün mesleki sorumluluğudur. Bazı futbolcular sadece o maç için özel görevle de oynar. Şimdi iş basite indirildi. Herkes algıyla kadro ve futbolcu üzerinde duruyor.

Sistemsiz bir takım asla başarılı olamaz. Sürekli tekler! Futbolda maçlar bazen kötü oynayan takımla da kazanılabilir. Ama bunun adına sadece “sürpriz” denilir.

Endüstriyel futbol artık kadro yapısına müdahale ediyor ve altyapısını medya ile yapıyorsa iş çoktan bitmiştir.

Ve sonra tribüne geçen, ardından da çöken uydurma futbol gelir! Milyon dolarların bebekleri olan futbolcular, kulüp yapısı ve teknik yönetimle seçilir. Bunun sorumlusu tribünler değildir. Zira onlar artık tam müşteri ve şans kişilerinin kalabalığıdır! Ve futbol asla futbol değildir.

"Ben 5 tane hoca değiştirmedim" "Ben 5 tane hoca değiştirmedim"

Adnan DİNÇER / Cumhuriyet