Sabah yazarı Ahmet Çakar'ın köşe yazısı

Beşiktaş, ilk yarıyı çok iyi ama 2. yarıyı çok kötü oynadı. Fakat, şansı, ya da Eren Derdiyok'un hatası yüzünden kazandığı penaltı ile önemli bir üç puan aldı.

İlk yarıya bakıyoruz, 'Weghorst ne kadar önemli oyuncuymuş' diyoruz. Weghorst varsa duran toplar, yan ortalar, hep tehlikeli. Mesela ilk golde orta gelirken topa hamle yapıyor, dokunmasa da iki stoperi oyundan düşürüyor, Muleka da tamamlayıp golü atıyor. 

İkinci golde yine Weghorst'un müthiş katkısı var. Yine yüksek bir orta, kafaya çıkıyor, bilerek isteyerek Dele Alli'ye 'al da at' diyerek golü yaptırıyor. 

Bütün bunlarla birlikte A.Gücü'nün iki golünde de Rosier'in hatası var. İlkinde Tolga'nın yaptığı güzel ortayı Beridze'ye vurdurması, ikinci golde de yine Beridze'yi kaçırıp Beşiktaş'ın golü yemesi Rosier'in belli oranda hatasından geldi.

Kazanan kadro geri dönüyor! Kazanan kadro geri dönüyor!

Weghorst dedik, önemli dedik ve Weghorst'un indirdiği toplarla Beşiktaş; Muleka olsun Dele Alli olsun N'Koudou olsun çok gol bulabilir. Dün akşam Valerien Ismael manasız bir risk almıştı.

Ersin'in sakatlığı yok cezası yok ama gencecik Emre ile başladı! Ne manası var. 

Kötü bir gol yese ki ikinci golde de çok dar açıdan yedi… Ersin olsa yer miydi bilemeyiz. Hem çocuğu kaybederdik hem de Beşiktaş puan kaybederdi.

Pek tabii ki de Ismael acımasızca eleştirilirdi. Ankaragücü puan alabilirdi ama Eren'in hatası yenilmelerine sebep oldu. Mete Kalkavan genelde iyi.

Birçok kişi penaltıda, 'mesafe yakın' diyecektir ama Eren bilerek, isteyerek Salih'in kafa vuruşunda topa elini uzatıp kesiyor. 

Belki istemeden çarptı denecek ama Eren oraya elini isteyerek uzattı.

Ahmet ÇAKAR / Sabah